02 Aralık 2008, 00:41:40 *  SF AnaSayfam Yap  Sık Kullanılanlara Ekle

SF Duyurular

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
SF Duyurular
.

eXTReMe Tracker  
Ana Sayfa Flash Chat
Hızlı Arama
Takvim İstek Hattı Satranç Flash Oyunlar Giriş Yap Kayıt

SF Konu Bilgileri SF Kısayollar
Konu Basligi F - G - H ile başlayan isimler
Cevaplar 2
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 42
Önceki Önceki Konu

Sayfa: 1 Konuyu Okumuş Olanlar
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: F - G - H ile başlayan isimler  (Okunma Sayısı 42 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
12 Haziran 2008, 19:22:47
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17248
Açtığı Konular :8581




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 30910
Rep Puanı 2301113

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Online
« :»

F ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

FADALE: (Ar.) Er. 1. Fazileüi. 2. Rasulullah'a tabi olmuş sahabedendir. Medineli ilk müslümanlardandır. Birçok hadis rivayeti mevcuttur.
FADIL: (Ar.) Er. (bkz. Fâzıl).
FADİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Fazıl).
FADİME: (Tür.) Ka. (bkz. Fatma). FADL: 1. İyilik. 2. Fazilet. 3. Erdemlilik. Fadl b. Abbâs b. Abdülmuttalib: Rasulullah'ın amcası Abbâs (r.a.)'ın oğludur.
FAHAMET: (Ar.) Ka. 1. Fahimlik, ululuk. 2. İtibar, kıymet, değer.
FAHHAR: (Ar.) Er. 1. Çok övünen, kendini çok metheden. 2. Çanak, çömlek, toprak testi. 3. Saksı.
FAHİM: (Ar.) Er. 1. Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı.2. Ulu, büyük, sayan.
FAHİME: (Ar.) Ka. (bkz. Fanim).
FAHİR: (Ar.) Er. 1. Övünülecek, iftihar edilecek. 2. Şerefli, kıymetli. 3. Parlak, güzel, mükemmel.
FAHİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Fahir).
FAHREDDİN: (Ar.) Er. Dinin övdüğü, diniyle övünen. Dinin seçkini. Fahreddin Razi: (Rey 1149Horat 1209). Müfessir, kelamcı. Dilbilimci. Fizikçi. Tıpçı.
FAHRİ: (Ar.) Er. Bir karşılık beklemeden yalnızca şeref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen iş. (İş, sıfat, unvan). Fahri aza, fahri üye; maaşsız, ücretsiz veya müessese için gurur kaynağı olan kişi.
FAHRİYYE: (Ar.) Ka. (bkz. Fahri). İslami edebiyatla, şairlerin kendi vasıflarından, faziletlerinden ve şairlik kuvvetlerinden bahsettikleri şiirler. Daha çok kasidelerin bir bölümü bu şekildedir.


FAHRUNNİSA: (Ar.) Ka. (bkz. Fahir). Çok övünen, şanlı, şerefli, onurlu kadın.
FAİK: (Ar.) Er. 1. Üstün, seçkin, yüksek, ileri. 2. Mümtaz, manevi olarak üstün olan.
FAİKA: (Ar.) Ka. (bkz. Faik).
FAİZ: (Ar.) Er. Fevz bulan, muradına ulaşan, basan kazanan. Kur'an'da müslümanları vasfetme sadedinde birçok yerde geçmektedir.
FAİZA: (Ar.) Ka. (bkz. Faiz).
FAKI: (Tür.) Er. Fakih'ten bozma kelime. Anadolu'da okuryazar ve bilgili imam, hoca gibi kimselere eskiden verilen unvan.
FAKİH: (Ar.) Er. 1. Bir şey bilen yahut anlayan kimse. 2. Fıkıh ilminde üstad. İslam hukuk bilgini.
FALİH: (Ar.) Er. 1. Felaha eren, başari kazanan, muradına eren. 2. Toprağı süren, eken.
FARABİ: (t.h.i.) Er. 870950 yıllan arasında yaşamış ve Aristo felsefesinin İslam aleminde yayılmasına yol açmış Türk filozofudur. Kendisine muallimi sani (Aristo'dan sonra 2. üstad) unvanı verilmiştir. Eserlerinin İbni Sina üzerinde büyük tesiri vardır. Kanun dediğimiz çalgının mucididir. Asıl adı "Ebû Nasır Muhammet'tir.
FARİS: (Ar.) Er. 1. Atlı (süvari). 2. Binici, ata binmekte maharetli. 3. Ferasetli, anlayışlı. 4. İran'ın güneyindeki Şiraz vilayeti.
FARİSE: (Ar.) Ka. (bkz. Faris).
FARUK: (Ar.) Er. 1. Haklıyıhaksızı ayırmakta güçlü olan. 2. Doğruyu yanlıştan ayıran. 3. Keskin. Hz. Ömer'in lakabı; haklıyı haksızdan ayırederek adaleti tam yerine getirmekte ün kazandığı için "Faruk" kelimesiyle adlandınlmıştır.
FARÛKİ: (Ar.) Er. Hz. Ömer'in nesline yahut adaletine mensup.
FARYAB: (Fars.) Er. 1. Dere ve ırmak suyu ile sulanan yer. 2. Eski Horasan'da Delh'e yakın bir şehir.
FATİH: (Ar.) Er. 1. Fetheden, açan. 2. Bir ülkeyi, şehri veya kaleyi zapteden kimse. 3. Hüküm veren anlamında, Cenabı Hakk'ın sıfatlanndan biridir. A'raf suresi 89. ayet. İstanbul'u fetheden yedinci Osmanlı padişahı Sultan Mehmet Haria bu fethinden ötürü verilen unvan.
F \ UN: (Ar.) Er. 1. Zeki, anlayışlı. 2. Zihni açık, kavrayışlı. Uyanık.
FATINE: (Ar.) Ka. ((bkz. Fatin).
PATIMA: (Ar.) Ka. 1. Sütten kesilmiş. 2. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış. Hz. Peygamber'in Hz. Hatice'den dünyaya gelen en küçük kızının adıdır. Hicretten 18 yıl önce 605'te Mekke'de dünyaya gelmiştir. 632 yılında Medine'de vefat etmiştir. 18 yaşında iken Hz. Ali ile evlenmiş, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Ümmü gülsüm ve Hz. Zeyneb adında dört çocuğu vardır. Rasûlullah (s.a.s)'tan sonra 6 ay yaşamıştır. Lakabı Zehra'dır.
FATMAGÜL: (Ar.) Ka. (bkz. Fatma).
FATMANUR: (Ar.) Ka. (bkz. Fatma).
FAYİH: (Ar.) Er. Kendiliğinden dağılan güzel koku.
FAYİHA: (Ar.) Ka. 1. Çiçek veya meyve kokusu. 2. Güzel kokulu nesne.
FAYSAL: (Ar.) Er. \. Keskin hüküm, karar. 2. Halletme, neticelendirme. 3. Keskin kılıç. 4. Hakim.
FAZIL: (Ar.) Er. 1. Faziletli, fazilet sahibi. 2. Erdemli, faik, üstün. (bkz. Faik, Fadıl).
FAZILA: (Ar.) Ka. (bkz. Fazıl).
FAZİLET: (Ar.) Ka. 1. İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidat, güzel vasıf. 2. Kişiyi, ahlaklı ve iyi hareket etmeye yönelten manevi kuvvet. 3. İnsanın yaratılışındaki iyilik, iyi huy, erdem. 4. İyi ahlak, iffet. (bkz. Erdem).
FAZLI: (Ar.) Er. 1. Değer, üstünlük, iyilik, fazilet, lütuf. 2. Fazla, ziyade, artık, baki. 3. İki sayının birbirinden olan farkları. 4. İlim ve irfan sahibi. 5. Âli, cenablık, ihsan, cömert. 6. Olgunluk.
FAZLULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın fazlı, erdemi, lütfü.
FECRİ: (Ar.) Er. Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı, tanyerinin ağarması.
FECRİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Fecri). FEDAİ: (Ar.) Er. 1. Canını esirgemeyen, mühim bir maksat uğrunda canını vermeye hazır bulunan. 2. Allah yoluna başkoymuş.
FEDAKÂR: (Fars) Er. Birleşik isim. Kendini veya şahsi menfaatlerini esirgemeyen.
FEDAYİCAN: (a.f.i.) Er. Canını vermeye hazır, canını verme.
FEHAMET: (Ar.) Ka. (bkz. Fahamet).
FEHİM: (Ar.) Er. Zeki, anlayışlı, pek çok anlayan.
FEHMİ: (Ar.) Er. Fchme mensup, fchim ile ilgili (bkz. Fchim).
FEHMİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Fehmi).
FELAH: (Ar.) Er. Kurtuluş, selamet, mutluluk, bahtiyarlık.
FELAK: (Ar.). 1. Gün ağarması. 2. Kur'ân! Kerim'in 113. suresinin adı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FELİN: (Ar.) Mantar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FENER: (Yun.) Er. İçinde ışık kaynağı bulunan şeffaf mahfaza.
FERAĞ: (Fars.) Er. Serin rüzgar.
FERAH: (Ar.) Ka. 1. Gönül açıklığı. 2. Sevinç, sevinme.
FERAHENGİZ: (f.b.i.) Ka. Ünlü bir çeşit lale.
FERAHET: (Fars.) Şan ve şeref. Erkek ve kadın adı.
FERAHFEZA: (a.f.i.) Ka. 1. Ferah artıran. 2. Türk müziğinin mürekkeb makamlarından. 3. Meşhur bir lale türü.
FERAHNA: (Fars.) Ka. 1. Bolluk, genişlik. 2. Geniş yer.
FERAHNAK: (a.f.b.s.) Ka. Sevinçli. Türk müziğinin mürekkeb makamlarından.
FERAHNAZ: (Fars.) Ka. Nazlı kız.
FERAHŞAN: (a.f.b.s.) Ka. 1. Sevinç veren. 2. Ferah saçan.
FERAMUŞ: (Fars.) Er. Unutma, hatırdan çıkma, nisyan.
FERASET: (Ar.) Ka. Anlayışlılık, çabuk seziş.
FERAY: (Fars.) Ka. Aydınlık, parlak ay, canlılık, süs, zinet.
FERDA: (Fars.) Ka. 1. Yarın. 2. Gelecek zaman, ati. 3. Ahiret, öbür dünya.
FERDANE: (Ar.) Ka. Tekli, yalnız.

FERDİ: (Ar.) Er. Fertle ilgili, ferde has, tek başına yapılan.
FERDİYYE: (Ar.) Ka. (bkz. Ferdi).
FEREC: (Ar.) Er. 1. Gam, tasa ve sıkıntıdan kurtulma. 2. Zafer.
FERHAD: (f.h.i.) Er. Anadolu Anonimi'nde Ferhad ve Şirin adıyla meşhur olan eski bir hikayenin erkek kahramanı olup Şirin'in aşıkıdır. (bkz. Ferhat).
FERHAL: (Fars.) Ka. Kıvırcık ve dolaşık olmayan uzun saç.
FERHAN: (Ar.) Er. 1. Sevinçli, mesut. 2. Şen, memnun.
FERHAT: (Ar.) Er. Sevinç, neşe. (bkz. Ferhad).
FERHUNDE: (Fars.) Ka. Mübarek, mesut, meymenetli, kutlu, uğurlu.
FERİD: (Ar.) Er. Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün. Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır.
FERİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Ferid). Kendi reyiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.
FERİDUN: (Fars.) Er. 1. Sekizinci gök. 2. Pişdadilerin 6. padişahı olup Cemşid sülalesinden demirci Gave'nin yardımıyla Dahhakı Mari'yi öldürmüştür. Lakabı Ferruh'tur.
FERİDÜDDİN: (Ar.) Er. Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.
FERİT: (Fars.) Er. 1. Avcı kuş. 2. Donmuş, katılaşmış şey.
FERMA: (Fars.). 1. Emreden, buyuran. 2. Amir. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FERMAN: (Fars.) Er. 1. Emir, buyruk. 2. Padişah tarafından verilen yazılı emir, berat, buyrultu.
FERMEND: (Fars.) Er. Mevki ve şeref sahibi.
FERRUH: (Fars.) Er. 1. Uğurlu, kutlu. 2. Mübarek. 3. Aydınlık insan. (bkz. Mübarek).
FERRUHİ: (Fars.) Er. 1. Femıha ait. 2. Uğurluluk, meymenet. 3. İranlı ünlü şair.
FERZAN: (Fars.) Ka. İlim ve hikmet.
FERZANE: (Fars.) 1. Alim, bilgin, seçkin. 2. Benzerlerinden, akranlarından ileride. 3. Hakim, feylesof. 4. Tasavvufta, nefsani bağlantılardan sıyrılmış olan derviş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

FESAHAT: (Ar.) Açıklık, duruluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FETANET: (Ar.) Ka. Zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi kavraması. Peygamberlere mahsus beş sıfattan biridir.
FETHİ: (Ar.) Er. Fethe mensup. Fetih hakkında yazılan kaside.
FETHİYYE: (Ar.) Ka. (bkz. Fethi).
FETHULLAH: (Ar.) Er. Dinin açılması. Yaşamaya başlamak. Allah'ın nusreti.
FETİH: (Ar.) Er. 1. Açma, açış, açılma. 2. Bir ülkeyi, şehri veya kaleyi ele geçirme. 3. Zafer. 4. Kur'anı Kerim'in 48. suresi. 5. Kapalılığı giderme, ihtilafı halletme.
FETTAH: (Ar.) Er. 1. Açan, açıcı, zafer kazanmış, üstün gelmiş. 2. Kullarının kapalı işlerini açan, Cenabı Hakk'ın isimlerinden.
FEVZi: (Ar.) Er. 1. Kurtuluşla ilgili. 2. Zafere ait. 3. Galip gelen, üstün olan.
FEVZİYE: (Ar.) Ka. 1. (bkz. Fevzi). 2. Tarihte, yeniçeri ocağının kaldırılması üzerine 2. Sultan Mahmud tarafından eski adalar mevkiine verilen ad.
FEYHA: (Ar.) Büyük, geniş, engin. Erkek ve kadın adı olarak kullandır.
FEYYAZ: (Ar.) Er. 1. Çok faydalı, çok verimli. 2. Feyiz, bereket ve bolluk veren.
FEYZA: (Ar.) Ka. 1. Suyun taşıp akması. 2. Bolluk, çokluk, verimlilik, fazlalık, gürlük, ilerleme, çoğalma. 3. İlim, irfan. 4. Feyz ile dolu olan.
FEYZİ: (Ar.) 1. İlim, irfan. 2. Akma, suyun akıp taşması. 3. Bolluk çokluk, verimlilik. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FEYZULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın feyzi, bolluğu, bereketi.
FEZA: (Ar.) 1. Ucu bucağı bulunmayan boşluk. 2. Dünyanın sonsuz olan genişliği, sema. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FEZZAN: (Ar.) Büyük Sahra'da, Trablus ülkesinin güneyinde bir ülke. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FIRAT: (Ar.) Er. 1. Taüı su. 2. Türkiye'nin en uzun nehri.
FİDAN: (Yun.) Ka. 1. Yeni yetişen körpe ağaç. 2. Fidan boylu: İnce uzun mütenasip.
FlDE: (Yun.) Ka. Bahçıvanlıkta, yastıklarda tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek.
FİGEN: (Fars.) Ka. Atıcı, yıkıcı, düşürücü.
FİKRET: (Ar.) Er. 1. Fikir, düşünce. 2. İdrak. 3. Zihin, akıl. 4. Murat, maksat, niyet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FİKRİ: (Ar.) Er. Fikre ait, fikirle ilgili, düşünerek meydana getirilen şey.
FİKRİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Fikri).
FİLİZ: (Ar.) Ka. 1. Bitkilerde yeni sürgün, tohumdan çıkan yeni uçlar. 2. Ocaktan çıkarılmış, eritilmemiş ham maden, cevher, gümüş, filiz. 3. Betonarmede demirleri eklemek için bırakılan uzantılar. 4. İnce taze ve güzel vücutlu.
FİRAS: (Ar.) Er. 1. Yiğit, mert. 2. Binici, at yetiştirici.
FİRAZENDE: (Fars.) Yükselten. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FİRDEVS: (Ar.) Ka. 1. Cennet, 2. Bostan, bahçe. Firdevsi: İran'ın milli destanı olan "Şeyhname"nin yazandır. Adı, Mansur b. Hasan'dır. 9341020 yıllan arasında yaşadığı tahmin edilmektedir.
FİRUZ: (Ar.) Er. Mesut, muüu, sevinçli, ferah, uğurlu, iyi bahtlı.
FİRUZE: (Ar.) Ka. 1. (bkz. Finiz). 2. Nişabur*da çıkan açık mavi renkli ve değerli bir yüzük taşı. 3. Açık yeşil, dağ yeşili ile gök mavisi arasında ve bal mumu parlaklığında maruf kıymetli taş.
FİTNAT: (Ar.) Ka. Zihin açıklığı, zeyreklik. Zihnin herşeyi çabuk anlayışı. Türk şairlerinden meşhur bir İslam hanımının adıdır. Asıl adı Zübeyde'dir.
FUAD: (Ar.) Er. Kalb, yürük, gönül.
FULYA: (İtal.) Ka. Nergisgillerden, sarı renkte çiçeği keskin ve güzel kokulu bir bitki, san soğançiçeği.
FUNDA: (Tür.) Ka. Kırcık yerlerde yetişen ve birçok çeşidi olan çalı.
FURAT: (Ar.) Er. (bkz. Fırat).
FURKAN: (Ar.) Er. Hakkı, batıldan, doğruyu yanlıştan ayırma, tefrik.
FUZULİ: (Ar.) Er. 1. Boşuna, yersiz, lüzumsuz, haksız. 2. Boşboğaz lüzumsuz işlerle uğraşan. 3. Yetkisi olmadığı halde başkası namına tasarrufta bulunan. Fuzuli Mehmed: XVI. yy. 'da yaşamış büyük Türk şairlerinden. Çağatay edebiyatı da dahil olmak üzere, Türk edebiyatının birçok sahalarında kuvvetli tesir ve nüfus sahibidir. Türkçe, Arapça, Farsça, manzum, mensur birçok eserleri vardır. Bunlar arasında "Leyla ve Mecnun" mesnevisi çok meşhurdur.
FÜRUZAN: (Fars.). Parlayıcı, parlayan, parlak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
FÜSUN: (Ar.) Ka. Büyü sihir. Şaşırtıcı güzelliğe sahip, hayret verici derecede güzel.
 
 
 Kırık Link veya Kural Dışı İçerik    Logged 
 
Logged
SF 刀ムフo尺 'diyor Ki!
^~¿•¿..Merak edilecek bir yanım yok, Sıradan biriyim. Bahsedilecek kadar özel, Bahsi edilmeyecek kadar eskiyim.  ¿•¿`~
SosyeteForum
Anahtar Kelime
*
Offline

Mesajlar: 17391


View Profile
Re: F - G - H ile başlayan isimler
« Posted on: 02 Aralık 2008, 00:41:40 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: F - G - H ile başlayan isimler oyunları, F - G - H ile başlayan isimler programı, F - G - H ile başlayan isimler oyunu indir, F - G - H ile başlayan isimler program yükle, F - G - H ile başlayan isimler download, F - G - H ile başlayan isimler hikayeleri, F - G - H ile başlayan isimler resimleri, F - G - H ile başlayan isimler haber, F - G - H ile başlayan isimler yükle, F - G - H ile başlayan isimler videosu, F - G - H ile başlayan isimler msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
12 Haziran 2008, 19:24:20
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17248
Açtığı Konular :8581




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 30910
Rep Puanı 2301113

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Online
« Yanıtla #1 :»

G ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

GABRA: (Ar.) Ka. Yer, yeryüzü, arz.
GAFFAR: (Ar.) Er. 1. Kullarının günahlarını affeden, Allah. 2. Çok merhamet eden. Allah'ın isimlerinden. (bkz. Abdülgaffar).
GAFUR: (Ar.) Er. Mağfiret eden, yarlığayan, affeden, bağışlayan, merhamet eden Allah. Allah'ın isimlerinden. (bkz. Gaffar).
GAGAUZ: (Tür.) 1. Gökoğuzlar. 2. Hristiyanların Ortodoks mezhebine bağlı Türk kavmi. Balkanlar ve Rusya'da yaşamaktadırlar. Deliorman, Dobruca, Beşerabya ve Ukrayna'da oturan Hristiyan Türklere verilen ad.
GALİB: (Ar.) Er. 1. Galebe çalan, muzaffer, yenen. 2. Güçlü kuvvetli, kudretli, hükmeden. 3. Üstün baskın. Şeyh Galip: Meşhur divan şairlerinden. 17571798 yıllan arasında yaşamıştır. Türk dil kurallarına göre "b/p" olarak kullanılır.
GALİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Galib).
GAMZE: (Ar.) Ka. 1. Süzgün bakış. 2. Çene veya yanak çukurluğu.
GANİ: (Ar.) Er. 1. Zengin varlıklı, bol doygun. 2. Sahip olduğunda fazlasını istemeyen. Allah'ın isimlerinden. (bkz. Abdülgani).
GANİYE: (Ar.) Ka. 1. Zengin kadın. Zengin kız. 2. Çok hoş. 3. Şarkıcı.
GANİM: (Ar.) Er. Ganimet alan. GANİME: (Ar.) Ka. (bkz. Ganim).
GANİMET: (Ar.) Ka. Kafirlerle yapılan savaş sonucu ele geçirilen mal, para, silah gibi metalar. İslami usullere göre tasnif edilip, beytülmale, fakirlere, yoksullara ve mücahidlere dağıtılır.
GARİB: (Ar.) Er. 1. Yabancı, acaib. Kimsesiz, memleketinden uzak. Türk dil kuralları açısından "b/p" olarak kullanılır.
GARİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Garib).
GAVS: (Ar.) Er. 1. Suya dalma, dalgıçlık. 2. Yardım muavenet. 3. Yardım istemek için bağırmak. 4. Yardımcı, imdada yetişen. 5. Allah'ın velileri, hakkında kullanılır. Daha çok unvan olarak verilir. Gavsı Azam: Tarikat kurucusu, özellikle Abdülkadir Geylani için kullanılır.
GAYE: (Ar.) Ka. 1. Maksat, meram. 2. Netice, son, hedef.
GAYRET: (Ar.). 1. Çalışma, çabalama. 2. Kıskanma, çekememe. 3. Aziz ve kutsal bir şeye tecavüz edildiğini görmekten doğan asil temiz duygu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GAZA: (Ar.) Er. Din uğruna savaş.
GAZAL: (Ar.) Er. 1. Ceylan. 2. Geyik, âhû. 3. Geyik yavrusu. 4. Güzel göz, irigöz.
GAZALE: (Ar.) Ka. Dişi geyik.
GAZANFER: (Ar.) Er. 1. İri arslan, şir. 2. Cesur, yürekli, yiğit adam. 3. Hz. Ali'nin lakabı.
GAZEL: (Ar.) Er. 1. Latif. 2. Kuruyarak dökülmüş ağaç yaprağı. 3. Divan, Fars ve Arap edebiyatlarında en yaygın nazım şekli.
GAZİ: (Ar.) Er. 1. Allah yolunda savaşan kişi. 2. Gaza sırasında yaralanan kimse. 3. Gaza sırasında yararlıklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 4. 2. Mahmud zamanında çıkarılan altın sikke.
GAZİR: (Ar.) Er. 1. Yumuşak, mülayim. Tatlı, nazik, uysal.
GAZİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Gazir).
GAZİYÜDDİN: (Ar.) Er. Din uğrunda yara alan, yaralanan. Savaşan.
GAZZAL: (Ar.) Er. İplikçi.
oGAZZALİ: (Ar.) Er. İslam aleminin büyük mütefekkirlerinden. Babası "Gazzaliplikçi" sanatçısı olduğu için kendisine Gazali adı verilmiştir.
GELİNCİK: (Tür.) Ka. 1. Yazın kırlarda yetişen kırmızı ve büyük çiçekli bitki. 2. Sansargillerden ince yapılı, sivri çeneli, küçük bir hayvan. 3. Mezgitgillerden, yılan balığına benzer eti sevilen bir balık.
GENÇ: (Fars.) Er. 1.Hazine define. 2. (a.) Naz, eda, cilve.
GENCAL: (Tür.) Er. Genç kal. (bkz. Genç).
GENÇ AY: (Tür.) Er. Ayın bir haftalik oluncaya kadar ki şekli, hilal.
GENCE: (Fars.) Er. Kuzey Azerbaycan'ın Baku'dan sonra en büyük şehri.
GENCER: (Tür.) Er. Yeni taze, körpe kimse, yiğit.
GENÇYAZ: (Tür.). İlkbahar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GERMA: (Fars.) Ka. Sıcak yaz.
GEVAN: (Fars.) Er. Kahramanlar, yiğitler.
GEVHER: (Fars.) Ka. 1. Değerli taş. 2. Elmas. 3. Bir şeyin aslı, esası.
GEVHER ŞAD: (Fars.) Ka. Pırlanta gibi kıymetli ve neşeli. Gevherşad: Baysungurun annesi.
GEYSU: (Fars.) Ka. Uzun saç, saç örgüsü, zülüf.
GEZEGEN: (Tür.) Er. Güneş etrafında dolanan, ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı.
GIYAS: (Ar.) Er. Yardım, gavs, nusret.
GIYASEDDİN: (Ar.) Er. Dinin yayılması için yardımı dokunan zat. Gıyaseddin Keyhüsrev I: Anadolu Selçuklu Sultanı. Türk dil kuralına göre "d/t" olur.
GİLMAN: (Ar.) Er. 1. Tüyü, bıyığı çıkmamış delikanlılar gençler. 2. Köleler, esirler. 3. Cennette hizmet gören erkekler.
GİLŞAH: (Fars.). 1. Balçık şah. 2. Balçıkta yapıldığı için Hz. Adem'in lakabı. 3. Parsların masal kahramanı Keyyummers'in lakabı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GİRAMİ: (Fars.) Er. Aziz, muhterem, saygın ulu.
GİRAY: (Tür.). Kuvveüi, kudretli. Kınm harılan tarafından unvan olarak kullanılmıştır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GİRGİN: (Ar.). Herkesle çabucak yakınlık kurarak işini yürütebilcn. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GİR YAR: (Fars.). Ağlayıcı, ağlayan, (bkz. Nalan). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GİZEM: (Tür.) Ka. Sır karşılığı olarak kullanılan uydurma bir kelime.
GONCA: (Fars.) Ka. 1. Henüz açılmamış gül, tomurcuk. 2. Sevgilinin ağzı.
GÖĞEM: (Tür.). Halk dilinde yeşile çalan mor. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKALP: (Tür.) Er. Göklerin yiğidi bahadır.
GÖKBEN: (Tür.). Gökle ilgili, uzay sema. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKÇAY: (Tür.), (bkz. Gökçe). Kuzey Kafkasya da az tatlı su gölü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKÇE: (Tür.) Ka. 1. Gökle ilgili göğe ait semavi. 2. Mavi, mavimsi. 3. Güzel hoş güzelce, latif. 4. Gösterişli.
GÖKÇEK: (Tür.) Er. 1. Güzel çok güzel. 2. Hoş, sevimli, cana yakın alımlı. 3. înce narin zarif. 4. Güler yüzlü.
GÖKÇEN: (Tür.) Ka. (bkz. Gökçe).
GÖKDOĞAN: (Tür.) Kuzey yarımkürede yaşayan bir doğan türü.
GÖKEKİN: (Tür.) Yeni başak meydana getirmiş ekin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKKIR: (Tür.) At donlarından maviye çalan kır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKKUŞAĞI: (Tür.) Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKMEN: (Tür.) Ka. Mavi gözlü ve sansın kimse.
GÖKSEL: (Tür.) Er. Semavi, gökçül karşılığı olarak kullanılan uydurma kelam.
GÖKSEVİM: (Tür.) Ka. Sevimli gök.
GÖKSU: (Tür.) 1. Türklerin oturduğu birçok akarsuya verilen isim. 2. Adana'dan gelerek Akdeniz'e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarından. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKSÜN: (Tür.) Binboğa dağlarından Elbistan'ın güney batısında Seyhan nehrine kansan çay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖKŞEN: (Tür.) Ka. Gökle ilgili, aydınlık ışıklı gök, uydurma bir kelime.
GÖKTEPE: (Tür.) Er. Mavi tepe.
GÖKTÜRK: (Ar.) Er. Orta Asya'da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse.
GÖKYÜZÜ: (Ar.) Göğün görünen yüzeyi (sema). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖNENÇ: (Tür.) Ka. Refah hali, mutluluk.
GÖNÜL: (Tür.) Ka. 1. İnsanın manevi varlığının ifadesi, inancı ve hislerinin kaynağı. 2. İstek, arzu, heves, niyet. 3. Duygu, his, aşk. 4. Kibir, gurur. 5. Tabiat, huy.
GÖRGÜ: (Tür.) Ka. 1. Bir topluluğa ait uyulması gereken nezaket kaideleri muaşeret adabı. 2. Deneme, tecrübe. 3. Görmüş olma durumu, görgü şahidi.
GÖRKEM: (Tür.) 1. İhtişam, gösteriş karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. 2. Gösterişli, heybetli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖRSEL: (Tür.) Görmekle ilgili manasına kullanılan uydurma bir kelime. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÖZDE: (Tür.) Ka. 1. Göze girmiş olan sevilen beğenilen, benimsenen. 2. Beğenilen kadın. 3. Osmanlı sarayında padişahın ilk dört cariyesine verilen unvan.


GÖZEN: (Tür.) Ka. Bir nevi alageyik.
GÖZLEM: (Tür.) Müşahade, gözlemek karşılığı olarak kullanılan kelime. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GUFRAN: (Ar.) Günahların affı.
GULAM: (Ar.) Er. 1. Oğlan, uşak. 2. İran ve Hindistan'da (abd) kelimesi yerine kullanılmıştır. Gulam Ali, Gulam İshak Han gibi.
GURBET: (Ar.) Doğup yaşanılmış olan yerden uzakta yer. Erkek ve kadin adı olarak kullanılır.
GÜÇLÜ: (Tür.) Er. 1. Gücü olan kuvvetli zorlu. 2. Bir musiki dizisinde duraktan sonraki en önemli perde.
GÜFTAR: (Fars.). Söz, kelam. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜFTE: (Fars.) Ka. 1. Söyleniş, söylenmiş. 2. Bir söz eserinin bestelenmiş bulunan manzum sözleri.
GÜHER: (Fars.) Gevher, cevher, (bkz. Gevher). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜHERPARE: (Fars.) Ka. Cevher parçası.
GÜL: (Fars.) Ka. 1. Çiçek. 2. Bilinen çiçek, gül çiçeği, gülağacı. 3. Tasavvufta Allah'ın birliğinin remzi. 4. Başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir. (Ayşegül, Gülay, vb).
GÜLABİ: (Fars..) Er. Gülsuyu.
GÜLAFET: (Fars.) Ka. Nefes kesen güzellikte. Gül ve âfet kelimesinden oluşmuş birleşik bir isimdir.
GÜLBAHAR: (Fars.) Ka. 1. Bahar gülü. 2. Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak. Gülbahar Hatun: Mehmet Il.'nin hanımı. Bayezid H ve Gevher Sultan'ın annesi.
GÜLBANU: (Fars.) Ka. Gülhanım. Gül gibi güzel kadın. Gül hatun.
GÜLBEDEN: (Fars.) Ka. Zarif, ince vücuda sahip. Gülbeden Begüm, Babur Şah'ın kızı.
GÜLBERK: (Fars.) Gül yaprağı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜLBEŞEKER: (Fars.) Ka. Birçeşit gül tatlısı.
GÜLBEYAZ: (f.U.) Ka. Beyaz gül.
GÜLBİN: (Fars.) Ka. Gül kökü, gül biten yer.
GÜLBİZ: (Fars.) Ka. Gül serpen, gül serpilmiş.
GÜLCİHAN: (Tür.) Ka. Cihana, aleme bedel gül.
GÜLCE: (Fars.) Ka. Gülcük, küçük gül.
GÜLÇİN: (Fare.) Ka. Gül toplayan, gül devşircn.
GÜLDEHAN:( Fars.) Ka. Gül ağızlı, ağzı gül gibi olan.
GÜLDESTE: (Fare.) Ka. Güldemeti, çiçek destesi. Türk müziğinde mürckkeb makamlardan.
GÜLENAY: (Tür.) Ka. Devamlı gülen, ayyüzlü kişi. GÜLENBEY: (Tür.) Er. (bkz. Gülenay).
GÜLENDAM: (Fars.) Ka. Gül endamlı, gül boylu, nazik, güzel endam.
GÜLENNUR: (Tür.) Ka. Gülmesiyle etrafı aydınlatan, ışık saçan kimse.
GÜLER: (Tür.) Ka. Gülen, sevinçli, handan.
GÜLFAM: (Fars.) Ka. 1. Gül renkli. 2. Gül gibi kızıl olan.
GÜLGONCA: (Fars.) Ka. Açılmamış gül.
GÜLGÜN: (Fars.) Ka. Gül renkli, gül renginde, pembe.
GÜLHAN: (Fare.) Er. Gül evi, ateşhane.
GÜLHANIM: (Tür.) Ka. 1. iyi huylu, nazik hanım. 2. Gül yüzlü hanım.
GÜLHAYAT: (Tür.) Ka. 1. Mutlu, huzurlu bir hayat. 2. Gül gibi güzel hayat.
GÜLİBAR: (Tür.) Gül fırtınası. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜLİSTAN: (Fare.) Ka. 1. Gül bahçesi, güllük. 2. Azerbaycan'da Karabağ bölgesinde bir mevki.
GÜLİZAR: (Fars.) Ka. 1. Gül yanaklı. 2. Al yanaklı. 3. Türk musikisinde mürekkep bir makam.
GÜLKIZ: (Tür.) Ka. Güle benzeyen kız.
GÜLLÜ: (Tür.) Ka. 1. Gülü olan. 2. Gül desenli (kumaş). Daha çok örfte kullanılır.
GÜLNAK: (Fare.) Er. Hisar, kule.
GÜLNAME: (Fars.) Er. Sevgiliye yazılan mektup, kaside.
GÜLNAR: (Fars.) Ka. Nar çiçeği. GÜLNAZ: (Fars.) Ka. 1. Gül yüzlü kadın. 2. Gül gibi, nazlı narin. Birleşik isim.
GÜLNİHAL: (Fars.) Ka. 1. Gül fidanı. 2. Gül ağacı. Birleşik isim.
GÜLNUR: (Tür.) Ka. Etrafına ışık saçan, aydınlatan gül.

GÜLNÜŞ: (Fars.) Ka. 1. Güliçen. 2. Gülle özdeşleşmiş, gül gibi. b
GÜLPERİ: (Fare.) Ka. Gizli gül.
GÜLRANA: (Fars.) Ka. Güzel gül, dışı san içi kırmızı renkte olan bir çeşit gül.
GÜLRİZ: (Fars.) Ka. 1. Gül saçan, gül serpen. 2. Meşhur bir çeşit lale.
GÜLRUHSAR: (Fare.) Ka. Gül yanakli.
GÜLSEREN: (Tür.) Ka. Gül toplayan, gül dağıtan.
GÜLSEVİM: (Tür.) Ka. Sevimli, güzel, hoş görünüşlü gül. GÜLSU: (Tür.) Ka. Gül renkli su, taze su.
GÜLSUNA: (Tür.) Ka. Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili.
GÜLSÜM: (Tür.) Ka. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kızlarından birinin adı.
GÜLŞAH: (Fars.) Ka. 1. Güllerin şahı. 2. Varaka'nın sevgilisi, masal kadın.

GÜLSEN: (Fars.) Ka. Gülbahçesi, gülistan, gülizar,
GÜLTANE: (Tür.) Ka. Yeni açmış gül, gonca.
GÜLTEKİN: (Tür.) Er. Genç delikanlı, nazik.
GÜLTEN: (Fars.) Ka. Gül tenli, gül vücutlu.
GÜLZAR: (Fars.) Ka. Gülbahçesi, gül tarlası.
GÜNAY: (Tür.) Ka. Gündüz, gün aydınlığında ay.
GÜNEŞ: (Tür.) Ka. Çevresindeki sisteme ait gezegenlerin etrafında döndüğü, ışık ve ısı yayan büyük gök cismi, şems.
GÜNEY: (Tür.) Dört ana yönden biri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜNSEL: (Tür.) Er. Hızlı akan sel. GÜRAY: (Tür.) Er. Yeni doğan ay.
GÜRBÜZ: (Tür.) Er. 1. İyi, yetişmiş, sağlam ve kuvvetli. 2. Cesur, kuvvetli. 3. Sağlıklı, sıhhatli.
GÜRCÜ: (Tür.) Er. Gürcistan ahalisinden veya bu ahalinin soyundan olan. Gürcistan ahalisine ait.
GÜRÇINAR: (Tür.) Er. Çok büyümüş, gelişmiş, serpilmiş.
GÜRDAL: (Tür.) Er. Güçlü, gelişmiş dal.
GÜREL: (Tür.) Er. Maiyeti geniş, çevresi güçlü kuvvetli.
GÜRGAN: (Fars.) Er. 1. İran'ın kuzeydoğusunnda bir yer. 2. Aksak Timur'un lakabı.
GÜRHAN: (Tür.) Er. 1. Hanlar hanı. 2. KaraHitay prenslerine verilen unvan.
GÜRKAN: (Tür.) Er. 1. Bol kan. Genç, taze, gelişmiş, serpilmiş.
GÜROL: (Tür.) Er. Büyü, serpil, geliş.
GÜRSU: (Tür.) Temiz, pak, hızlı su. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜVEN: (Tür.) 1. Korku ve kuşku duygusundan uzak. 2. İnanma ve bağlanma duygusu. 3. Yüreklilik, cesaret. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
GÜVENÇ: (Tür.) Er. 1. Güvenme, dayanma, itimat. 2.Övünme, gurur.
GÜZİDE: (Fars.) Ka. Seçkin, seçilmiş, beğenilmiş.
GÜZİN: (Fars.) Ka. Seçen, seçilmiş, seçkin, beğenilmiş. Hz. Muhammed (s.a.s)'in dostu (halifesi) Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali (r.anhum).
GÜZİR: (Fars.) Çare, derman. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Logged
SF 刀ムフo尺 'diyor Ki!
^~¿•¿..Merak edilecek bir yanım yok, Sıradan biriyim. Bahsedilecek kadar özel, Bahsi edilmeyecek kadar eskiyim.  ¿•¿`~
12 Haziran 2008, 19:24:37
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17248
Açtığı Konular :8581




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 30910
Rep Puanı 2301113

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Online
« Yanıtla #2 :»

H ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

HABBAN: (Ar.) Er. Güney Arabistan'da bir kasaba.
HABİB: (Ar.) Er. Sevgili. Seven, dost.
HABEŞİ: (Ar.) Er. Habeşler gibi derisinin rengi çok koyu esmer olan kimse. Habeş ırkına mensup.
HABİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Habib)
HABİBULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın sevgilisi. Hz. Peygamber.
HABlL: (Ar.) Er. Habil: Hz. Adem'in oğullarından, Kabil'in kardeşi, Kabil tarafından öldürülmüştür. Yeryüzünde ilk öldürülen kişidir.
HABİNAR: (Ar.) Ka. Nar tanesi.
HABİR: (Ar.) Er. 1. Taze, haberli, bilgili, agah, vakıf. 2. Cenabı Hak. HACCAC: (Ar.) Er. 1. Delil ikame eden. Delille galip olan. 2. Irak valisi olup, Hz. Muhammed soyuna ve taraflarına eziyet eden Yusuf b. Sakafi'nin unvanı. Yezid'in komutanlarından.
HACCE: (Ar.) Ka. 1. Hacca giden, Kabe'yi ziyaret eden hacı kadın. 2. Bir çeşit akdiken. Daha çok lakab olarak kullanılır.
HACE: (Fars.) Er. 1. Hoca. 2. Bilgin, öğretmen. 3. Çelebi, sahip, muallim, profesör. Daha çok lakab olarak kullanılır.
HACER: (Ar.) Ka. 1. Taş, kaya. Haceri Esved: Kabe'nin duvannda bulunan meşhur kara taş. 2. Hz. İsmail'in annesi ve Hz. İbrahim'in cariyesinin adı.
HACERUNNUR: (Ar.) Ka. Kükürt ile demirin birleşmesinden meydana gelen altın şansı renginde.
HACI: (Ar.) Er. 1. Hacca giden, Kabe'yi ziyaret eden, hacı. 2. Dini bir mahalli ziyaret eden kimse.
HACİB: (Ar.) Er. Birinin bir yere gitmesine engel olan. 2. Kapıcı. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
HACİR: (Ar.) Er. 1. Hicret eden, bir başka yere geçen. 2. Sayıklayan.
HADDAS: (Ar.). Çabuk kavrayan, anlayışlı, kavrayışlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HADİ: (Ar.) Er. 1. Yenilene yardım eden, yardımcı. 2. Hidayet eden, doğru yolu gösteren. Kılavuz, rehber. 3. Önde giden kimse. 4. Mızrak ucu.
HADİC: (Ar.) Er. Erken doğan oğlan çocuğu.
HADİCE: (Ar.) Ka. Vakitsiz, erken doğan kız çocuğu. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Hadice: Hz. Muhammed (s.a.s)'in ilk eşi.
HADİD: (Ar.) Er. 1. Keskin. 2. Demir. 3. Öfkeli, hiddetli, şiddetli, titiz. 4. Kur'anı Kerim'in 50. suresinin adı.
HADİM: (Ar.) Er. Hizmetkar, yardım eden. Hadimi Harameyn: Haremi Şerifin hizmetkarı. Hicaz'm alınmasından sonra Osmanlı sultanlarına verilen lakap.
HADİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Hadi).
HAFAZA: (Ar.) Ka. 1. İnsanın yaptığı işleri yazmakla görevli melekler. 2. Bekçiler.
HAFİ: (Ar.) Er. l. Çok ikram eden, insanı güler yüzle karşılayan. 2. Yalınayak yürüyen, koşan adam.
HAFİD: (Ar.) Er. Erkek torun.
HAFİDE: (Ar.) Ka. Kız torun. (bkz. Ncbirc).
HAFİZ: (Ar.) Er. 1. Allah'ın adlanndandır. Muhafaza eden, saklayan, esirgeyen, koruyan. 2. Kur'an'ı ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse. HAFİZE: (Ar.) Ka. (bkz. Hafız).
HAFİZÜDDİN: (Ar.) Er. Dinin koruyucusu. Daha çok unvan olarak verilir.
HAFSA: (Ar.) Ka. Hz. Ömer'in kızı. Hz. Peygamberin zevcelerinden, Ümmü'1Mü'minin.
HAKAN: (Tür.) Er. 1. Eski Türk ve Moğol hükümdarlarının kullandığı unvanlardan biri, hanlar hanı. 2. Kağan.
HAKEM: (Ar.) Er. 1. Bir uzlaşmazlığın halli için tarafların üzerinde anlaştıkları kimse. 2. Çeşitli yarışmaları, müsabakaları idare eden kimse. 3. Jüri, bir yarışmada değerlendirme yapan kimse. 4. Allah'ın isimlerinden. Hüküm veren, karar veren, bütün meselelerin kendisine döndüğü hüküm sahibi.
HAKGÜZAR: (a.f.i.). Hakkı tanıyan, haktan ayrılmayan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HAKİ: (Fars.) Er. 1. Yeşile çalan koyu san renk, toprak rengi. 2. Topraktan, toprağa mensup. Mütevazi kişi.
HAKİKAT: (Ar.) Ka. 1. Bir şeyin aslı ve esası, mahiyeti. 2. Gerçek, doğru, gerçekten, doğrusu. 3. Sadakat, doğruluk, bağlılık, kadirbilirlik.
HAKİM: (Ar.) Er. 1. Her şeye hükmeden, hikmet sahibi olan Allah. 2. Hükmeden, dava yargılama işine memur olan, yargıç. 3. Üstte bulunan. 4. Hekim, akıllı, becerikli. 5. Kadı, vali, amir, hükümdar, emir.
HAKİME: (Ar.) Ka. (bkz. Hakim).
HAKİMİYET: (Ar.) Ka. Hakimlik, amirlik, üstünlük, egemenlik. Sulta.
HAKKI: (Ar.) Er. 1. Doğruluk ve insaf sahibi. 2. Bir insana ait olan şey.
3. Dava, iddiada hakikate uygunluk. 4. Emek. 5. Pay, hisse. 6. Layık, münasip.
HAKTAN: (Tür.) Er. Allah'tan gelen, Allah'ın verdiği.
HAKTANIR: (a.t.i.) Er. Herkesin hakkını gözeten kimse.
HALAS: (Ar.) Er. Kurtuluş, kurtulma.
HALASKAR: (Ar.) Er. Kurtarıcı.
HALDUN: (Ar.) Er. Devamlılar, sürekli olanlar.
HALE: (Ar.) Ka. Ayın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen ışıklı halka, ayla, ağıl.
HALEF: (Ar.) Er. 1. Babadan sonra kalan oğul. 2. Memurlukta, birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse.
HALENUR: (Ar.) Ka. (bkz. Hale).
HÂLİD: (Ar.) Er. 1. Sonsuz, daim, ebedi. 2. Bir yıldan çok yaşayan. 3. Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır. Hâlid b. Velîd: Ünlü sahabi. Allah'ın kılıcı olarak anıldı.
HALİDDİN: (Ar.) Er. Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü. HALİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Hâlid).
HALİFE: (Ar.) Er. 1. Halef, naib. 2. Hz. Peygamber'in vekili ve dünyadaki müslümanların başı olan kimse.
HALİL: (Ar.) Er. Samimi dost, Allah'ın dostu.
HALİLULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın dostu. Hz. İbrahim (a.s.).
HALİM: (Ar.) Er. 1. Sakin, sessiz. 2. Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu. Allah'ın isimlcrindendir. "Abd" takısı alarak kullanılması tercih edilir.
HALİME: (Ar.) Ka. (bkz. Halim). Peygamberimizin (s.a.s) süt annelerinden.
HALİS: (Ar.) Er. 1. Hilesiz, katkısız. 2. Karışmamış, kanşıksız, saf, hilesiz. Temiz. 3. Yalnız, sadece. (bkz. Muhlis).
HALİSE: (Ar.) Ka. (bkz. Halis).
HALLAÇ: (Ar.) Er. Pamuk, yatak, yorgan atan kimse. Hallacı Mansur: 922 yılında "Ene'1Hak" dediği için asılan ve divan edebiyatında adına sık sık rastlanılan ünlü sufî.
HALUK: (Ar.) Er. İyi huylu, insaniyetli, geçim ehli olan.
HAMAN: (Ar.) Er. Hz. Musa'ya karşı acımasızca mücadele eden Mısır Firavunu'nun veziri.
HAMASE: (Ar.) Er. Yiğitlik, kahramanlık şiirleri, marşlar.
HAMASET: (Ar.) Ka. 1. Cesaret, kahramanlık, yiğitlik. 2. Kahramanca şiir.
HAMDİ: (Ar.) Er. 1. Allah'ı övmek. 2. Allah'a şükretmek. 3. Şükreden, şükredici.
HAMDİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Hamdi).
HAMDULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın övgüsü.
HAMİ: (Ar.) Er. Himaye eden, koruyan, koruyucu, sahip çıkan, gözeten.
HAMİD: (Ar.) Er. 1. Koru sönmediği halde alevi sönen ateş. 2. Hamdeden, şükreden kul. 3. Hz. Pey. (s.a.s)'in lakaplarından.
HAMİD: (Ar.) Er. Övülmeye değer. Allah'ın isimlerinden (bkz. Abdülhamid). Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
HAMİDE: (Fars.) Ka. (bkz. Hamid).
HAMİL: (Ar.). 1. Yüklü. Gebe. 2. Sahip, malik. 3. Taşıyan, gözeten. 4. Uhdesinde bir poliçe bulunan. 5. Hamili vahy: Cebrail (a.s.). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HAMİYE: (Ar.) Ka. 1. Himaye eden, koruyan korucu. 2. Kayıran, kayırıcı.
HAMİYET:(Ar.) Ka. 1. Milli onur ve haysiyet. 2. İnsanlık, fazilet. 3. İzzeti nefs.
HAMMAD: (Ar.) Er. 1. Çok hamdedcn, çok şükür ve dua eden. Hammad b. Ebû Süleyman'. Hadisçi. Tabiindendir.
HAMMADE: (Ar.) Ka. (bkz. Hammad).
HAMRA: (Ar.) Ka. Daha, pek çok kızıl, kırmızı. elHamra: İspanya'nın Gırnata şehrinde Araplardan kalma meşhur saray.
HAMZA: (Ar.) Er. 1. Arslan. 2. Heybetli, azametli demektir. Hz. Peygamber'in amcası, Mekke döneminde müslüman olmuş, Uhud Savaşı'nda Vahşi tarafından şehid edilmiştir.
HANBELİ: (Ar.) Er. Ahmed b. Muhammed b. Hanbel (Öl. 855): Ehli sünnetin dört ana mezhebinden birisi olan Hanbeli mezhebinin imamı.
HANDAN: (Fars.) Ka. 1. Gülen, gülücü. 2. Güler yüzlü, sevimli.
HANDE: (Fars.) Ka. l. Açılış, açılma. 2. Gülme, gülüş.
HANDEGÜL: (Fars.) Ka. Gülün açması.
HANEDAN: (Fars.) Er. Kökten, asil ve büyük aile.
HANEF: (Ar.) Er. Doğruluk, istikamet.
HANEFİ: (Ar.) Er. İmamı Azam Ebû Hanife'nin mezhebinden olan. Hanefi mezhebine mensup kişi.
HANİF: (Ar.) Er. 1. Tek Allah'a, Allah'ın birliğine inanan. 2. İslam inancına sıkı ve samimi olarak bağlanan. 3. Hz. Muhammed (s.a.s)'in tebliğinden önce Mekke'de tek Allah'a inananlar.
HANİFE: (Ar.) Ka. (bkz. Hanif). HANIM: (Tür.) Ka. 1. Kadınlar için kullanılan saygı sözü. 2. Eş, kan, zevce. 3. Ev sahibesi.
HANNAN: (Ar.) Çok acıyan, çok merhametli. Allah'ın isimlerinden "abd" takısı alarak isim yapılır. Abdülhannan.
HANNAS: (Ar.) Şeytan. İsim olarak kullanılmaz.
HANSA: (Ar.) Ka. Arapların en büyük ünlü hanım şairi. Müslüman olmuştur.
HANSOY: (Tür.) Er. (Han sülalesine mensup.
HANZADE: (Fars.) Ka. Hükümdar çocuğu.
HANZALE: (Ar.) Ka. Doğu Arabistan'da bir Arap kabilesi.
HARE: (Fars.) Ka. 1. Sert taş, kaya. 2. Meneviş, menevişli kumaş.
HAREM: (Ar.) Ka. 1. Yasak kılınmış mukaddes olan şey. 2. Evlerde yabancı erkeklerin girmesine izin verilmeyen, kadınlara ait bölüm. 3. İç avlu. 4. Hicaz'da ihrama girilen yerden Ka'be'ye dek uzanan bölüm. 5. MekkeMedine'nin ismi.
HARİKA: (Ar.) Ka. İmkanların üstünde olup insanda hayret uyandıran şey.
HARİM: (Ar.) Er. 1. Biri için kutsal olan şeyler. 2. Harem dairesi, harem. 3. Evin içi gibi, başkalarına kapalı olan yer. 4. Bir evin civan. 5. Avlu. 6. Ortak, şerik. 7. Hacıların, hac zamanı giydikleri giysi.
HARİME: (Ar.) Ka. Kişinin dilediği gibi kullanabilecek hakka malik olduğu malı (bkz. Harim).
HARİS: (Ar.) Er. 1. Muhafız, bekçi, gözcü. 2. koruyan, koruyucu. 3. Son derece hırslı olan. 4. Yemen'de bir Arap kabilesinin adı.
HARİSE: (Ar.) Ka. (bkz. Haris).
HARİZM: (Fars.) Er. Amuderya'nın aşağı kısmının her iki yanında bulunan ülke. Bu ülkede XIII. yy'a kadar dilini muhafaza ederek yaşamış olan İran kavminin adı.
HARMAN: (Ar.) Er. 1. Tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması. Bu işin yapıldığı mevsim, sonbahar. 2. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni bir bileşim oluşturmak.
HARRAS: (Ar.) Er. Ekinci, çiftçi, toprağı işleyip ekin eken.
HARUN: (Ar.) Er. Kur'anı Kerim'de bahsedilen peygamberlerdendir. Musa Peygamberin büyük kardeşi. Fir'avun erkek çocukların öldürülmesi emrini kaldırdıktan sonra doğmuştur. Hz. Musa'dan 3 sene sonra doğduğu söylenir.
HARUT: (Ar.). 1. Arkadaşı Marut ile tanınan melek, büyü ve sihir ile uğraştıkları için kıyamete kadar kalmak üzere Babil'de bir kuyuya hapsedil
mişlerdir. 2. Babil halkına korunmaları için büyü öğreten iki melekten biri, sihir yapar. İsim olarak kullanılmaz.
HARZEM: (Fars.) Er. (bkz. Harizm).
HASAFET: (Ar.) Er. 1. Hükümde sağlamlık, kuvvet ve olgunluk. 2. Görüş sağlamlığı.
HASAN: (Ar.) Er. Güzellik, iyilik, hüsn sahibi olmak. Hasan b. Ali b. Ebî Talib: Ali (r.a.)'nin büyük oğlu. Peygamber Efendimizin torunu. Kur'an'da geçen kelimelerdendir.
HASBEK: (Tür.) Er. Dürüst, iyi, saf insan.
HASBİ: (Tür.) Er. İsteyerek ve karşılık beklemeksizin yapılan.
HASBİNUR: (Ar.) Ka. (bkz. Hasibe).
HASEKİ: (Ar.) Er. Hükümdarların
hizmetine tahsis edilmiş şahıs ve
zümrelere verilen ad.
HASEN: (Ar.) Er. 1. Güzel, süslü. 2. Güzel işler, hayırlar. Hasan şeklinde kullanılır.
HASENE: (Ar.) Ka. 1. İyilik, iyi hal, iyi iş, hayırlı iş. 2. Dünya ve ahiret saadeti. 3. Eski altın paralardan birinin adı.
HASENİ: (Ar.) Ka. Kasene ait. HASGÜL: (Ar.) Ka. Değerli, eşsiz gül.
HASHANIM: (Ar.) Ka. 1. Çıtıpıtı, ince, narin kadın. 2. Bilge, değerli kadın. Birleşik isim.
HASİB: (Ar.) Er. 1. Hayır sahibi, eliaçık, cömert. 2. Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi. 3. Muhasebeci, sayman.
HASİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Hasib).
HASİF: (Ar.) Er. Hasafeüi, aklı başında olgun adam.
HASİFE: (Ar.) Ka. (bkz. Masif).
HASNA: (Ar.) Ka. İffetli, şerefli, namuslu. (bkz. Hesna).
HASKIZ: (Tür.) Ka. İyi nitelikleri kendinde toplamış genç kız.
HASLET: (Ar.) İnsanın yaratılışındaki huyu, tabiatı, mizacı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HASPOLAT: (Tür.) Er. Katışıksız, saf, çelik gibi.
HASRET: (Ar.) Ka. 1. Ele geçirilemeyen veya elden kaçırılan bir nimete veya kıymetli şeye üzülüp yanmak. 2. İç çekme, inleme, üzüntü, iç sıkıntısı, keder, zahmet, eseflenme, özleyiş.
HÂŞİM: (Ar.) Er. 1. Haşmetli, gösterişli, muhteşem. 2. Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. Ezen, kıran, yaran, parçalayan. Beni Hâşim: Hz. Peygamber'in (s.a.s) soyu.
HAŞİMÎ: (Ar.) Er. Haşime mensup, Haşimilerden olan.
HAŞMET: (Ar.) Er. İhtişam, gösterişlilik, heybet, büyüklük. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
HAŞMEDDİN: (Ar.) Er. Dinin büyüklüğü, ihtişamı.
HATEM: (Ar.) Er. 1. Mühür, üstü mühürlü yüzük. 2. En son. 3. Hatemü'lEnbiya: Peygamberlerin sonuncusu, Hz. Muhammed. 4. Halemi Tai: Arap kabileleri arasında tanınmış "Tayy" kabilesine mensup ve cömertliğiyle meşhur olan "İbn Abdullah b. Sa'd"ın lakabı. 5. Çok cömert olan.
HATIR: (Ar.) Er. 1. Şan ve şeref sahibi. 2. Yüce, ulu. 3. Tehlikeli.
HATIRA: (Ar.) Ka. Hatıra gelen, hatırda kalan şey, andaç.
HATIRNEVAZ: (a.f.i.) Ka. Gönlü okşayan, hatırnaz.
HATIRSAZ: (a.f.i.) Er. Gönül yapan, hoşnut eden.
HATİB: (Ar.) Er. 1. Hitab eden, söz söyleyen. 2. Camide hutbe okuyan. 3. Güzel, düzgün konuşan kimse. Sahabe isimlerindendir.
HATİCE: (Ar.) Ka. Erken doğan kız çocuğu. Hz. Haticetü'lKübra; Hz. Peygamber'in ilk eşi ve 6 çocuğunun annesi. Ümmü'lMü'minin.
HATİF: (Ar.) Er. 1. Kuvvetli, sert ve tiz bir sesle tebliğ veya davet eden kimse. 2. Göz kamaştıran. 3. Göze görünmeyen.
HATİFE: (Ar.) Ka. (bkz. Hatif).
HATİM: (Ar.) Er. 1. Sona erdiren, bitiren. 2. Mühürleyen, mühürleyici. HATİME: (Ar.) Ka. (bkz. Hatim).
HATUN: (Ar.) Ka. 1. Kadın. 2. Eş, zevce. 3. Eskiden yüksek kişilikli kadınlara ya da hakan eşlerine verilen unvan. Örfte isim olarak kullanılır.
HAVER: (Fars.). 1. Şark, doğu. 2. Güneşin doğduğu gün. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HAVLE: (Ar.) Ka. 1. Etraf, çevre, güç, kuvvet. 2. Sahabe hanımlarından birisi. Hakkında ayet inmiştir.
HAVVA: (Ar.) Ka. Esmer kadın. Havva: Hz. Adem (a.s.)'in kansı, ilk kadın. Adem (a.s) cennette uyurken sol kaburga kemiğinden yaratılmıştır. İnsan soyunun başlangıcı yani türeyiş, onların bir arada yaşamaya başlamasıyla vaki olmuştur.
HAY: (Ar.) Er. 1. Canlı, diri. 2. Allah'ın sıfatlarından. "abd" takısı alarak kullanılır. "Abdülhay".
HAYA: (Ar.) Ka. 1. Utanma, sıkılma. 2. Ar, namus, edep. 3. Allah korkusu ile günahtan kaçınma.
HAYAL: (Ar.) Ka. 1. İnsanın kafasında canlandırdığı şey. 2. Bir olay veya eşyanın zihinde kalan izi. 3. Gerçekte olmadığı halde görüldüğü sanılan şey, görüntü.
HAYALİ: (Ar.) Er. 1. Hayal niteliğinde ya da hayal ürünü olan. 2. Kanuni Sultan Süleyman devrinin büyük şairlerinden biri. •
HAYAT: (Ar.) Ka. 1. Yaşayan, diri. 2. Canlılarda doğumdan ölüme kadar geçen süre. 3. Yaşama, yaşayış.
HAYATEFZA: (a.f.i.) Ka. Hayat anıran.
HAYATENGİZ: (a.f.i.) Ka. Yaşatan, yaşamaya zorlayan.
HAYATİ: (Ar.) Er. 1. Dirilik, canlılık. 2. Büyük önem taşıyan. 3. Hayata, yaşayışa ait, hayatla ilgili.
HAYDAR: (Ar.) Er. 1. Arslan, esed, gazanfer, şir. 2. Cesur, yiğit adam. 3. Hz. Alî'nin lakabı.
HAYİM: (Ar.) Er. 1. Şaşkın, hayrette. 2. Sevgiden dolayı şaşkına dönmüş.
HAYME: (Ar.) Ka. Çadır.
HAYR: (Ar.) Er. İyi, faydalı, hayırlı, yarar. Hayru'lVera: Halkın, alemin hayırlısı, Hz. Muhammed. Hayru'lBeşer. İnsanların hayırlısı, Hz. Muhammed.
HAYRAN: (Ar.) Er. 1. Şaşmış, şaşa kalmış, şaşırmış. 2. Çok tutkun. 3. Aşın derecede sevgi duyan.
HAYRAT: (Ar.) Er. 1. Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler, iyilikler. 2. Sevap için kurulan müessese.
HAYREDDİN: (Ar.) Er. Dinin hayırlı eylediği mübarek kıldığı insan. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
HAYRET: (Ar.) Ka. Şaşma, şaşırma, şaşakalmış, ne yapacağını bilmeme.
HAYRI: (Ar.) Er. Hayırla, iyilikle ilgili, uğur ve kutluluğa ait.
HAYRİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Hayri).
HAYRULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın hayırlı ettiği erkek.
HAYRUNNİSA: (Ar.) Ka. Kadınların hayırlısı.
HAYSİYET: (Ar.) Er. Şeref, onur, itibar, değer. .:
HAYYAM: (Ar.) Er. 1. Çadırcı. 2. İran'ın meşhur şairlerinden Ömer Hayyam,
HAZAL: (Ar.) Ka. Kuruyup dökülen ağaç yapraklan.
HAZAN: (Fars.) Ka. Sonbahar, güz.
HAZAR: (Ar.) 1. Sabit meskeni olanlann oturduklan memleket. 2. Banş ve güven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılabilir.
HAZEN: (Ar.) Ka. Üzüntü. Ga keder.
HAZER: (Ar.) Deniz, bahr, büyük su. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HAZIM: (Ar.) Er. Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, İşinde gözü açık, sağlam olan.
HÂZİM: (Ar.) Er. Zafer kazanan, galip, hazimete uğratan.
HÂZİME: (Ar.) Ka. Sindirici kuvvet, (bkz. Hazim).
HAZİN: (Ar.) Er. 1. Hüzünlü, üzüntülü, acıklı. 2. Üzüntü veren, gamlandıran, kederlendiren.
HAZİNE: (Ar.) Ka. 1. Devlet malının parasının saklandığı yer. 2. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeyler.
HAZİZ: (Ar.) Er. 1. Mesud, mutlu. 2. Hisse ve nasibi olan.
HAZİZE: (Ar.) Ka. (bkz. Haziz).
HAZLAN: (Ar.) Er. 1. Terketmek. 2. Allah ilminde, Allah'ın insanı lütuf ve nusretinden mahrum etmesi. İsim olarak kullanılmaması daha uygundur.
HAZRÂ: (Ar.) Ka. 1. Yeşil, sebze, hadra. 2. Gökyüzü. 3. Türk musikisinde mürekkep bir makam.
HAZREC: (Ar.) Er. 1. Bir Arap kabilesinin ismi. 2. Hz. Peygamberi Mekkeli muhacirlerle, Medine'de kabul eden ve ilk İslam devletinin temelini teşkil'eden ensârın en önemli kolu.
HEBİB: (Ar.) Er. Rüzgar.
HECİL: (Ar.) Ka. İki dağın arasındaki kısım, vadi, dere.
HEDEF: (Ar.) Er. 1. Nişan, nişan alınacak yer alanı. 2. Meram, maksat, gaye, amaç.
HEDİYE: (Ar.) Ka. 1. Hediye, armağan. 2. Karşılıksız verilen şey. Hediyetullah: Allah'ın hediyesi.
HEKİM: (Ar.) Er. 1. İnsan hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile uğraşan kimse, doktor. 2. Hikmet sahibi kişi, filozof.
HENNÂ: (Ar.) Ka. Kına ağacı, (bkz. Kına).
HEPER: (Tür.) Er. Cesur, yiğit kimse.
HEPGÜL: (Tür.) Ka. 1. Gül gibi güzel kadın. 2. Neşeli ol.
HEPŞEN: (Tür.) Ka. (bkz. Hepgül).
HEPYENER: (Tür.) Er. (bkz. Heper).
HESNA: (Ar.) Ka. 1. Güzel kadın. 2. Hanım, kadın.
HEYBÂN: (Ar.) Er. 1. Korkunç, korku veren. 2. Çok utangaç.
HEYBET: (Ar.) Er. 1. İnsanlarda korku ile birlikte saygı uyandıran görünüş. 2. Karizma, doğal etkileyiş.
HEZÂR: (Fars.). 1. Bülbül. 2. Çok, pek çok. 3. Bin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HEZÂRE: (Ar.) Ka. Afganistan'ın dağlık kesiminde oturan bir kabile.
HEZARFEN: (Fars.) Er. Çok bilen, elinden her iş gelen. Bin türlü iş beceren. Hezarfen Ahmet Çelebi: Türk bilgini. Yapay kanatlarla ilk defa uçma deneyimini başaran adam. A T >
HIDIR: (Ar.) Er. (bkz. Hızır). HIFZI: (Ar.) Er. 1. Saklama, koruma ile ilgili. 2. Ezberleme, akılda tutma.
HIFZURRAHMAN: (Ar.) Er. Merhamet eden, acıyan. Allah'ın koruyuculuğu. Allah'ın uhdesinde. HIFZİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Hıfzı).
HIFZULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın koruması, saklaması.
HINCAL: (Tür.) Er. Öç al.
HIYRE: (Fars.) Ka. Kamaşık, donuk, fersiz göz.
HIZIR: (Ar.) Er. 1. Yeşil. Yeşillik. 2. Kehf suresinde 5981. ayetlerde bahsi geçen ve Hz. Musa'nın onunla buluşarak imtihan olunduğu şahsın müfessirlerin ekseriyetinin üzerinde ittifakla durdukları ismi. Hızır hakkında çok çeşitli rivayetler vardır.
HIZIRHAN: (Ar.) Er. Seyyid. Seyyidi sülalesinin kurucusu, Malik Süleyman'ın oğlu.
HIZIR BEY: (Ar.) Er. İstanbul'un fethinden sonra oranın ilk kadısı olan Türk alimi ve şairi. HIZLAN: (Tür.) Er. Hız kazan, hızını artır.
HiBE: (Ar.) Ka. Bağışlama, bağış.
HlBETULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın bağışlaması, bağışı.
HİCAB: (Ar.) Er. 1. Utanma, sıkılma. 2. Perde, ikişeyi birbirinden ayırmaya yarayan perde.
HİCABİ: (Ar.) Er. (bkz. Hicab).
HiCRAN: (Ar.) Ka. 1. Ayrılık. 2. Unutulmaz acı, keder.
HİCRET: (Ar.) Ka. 1. Bir memleketten, başka bir memlekete göç ediş. 2. Rasulullah'ın Mekke'den Medine'ye göç etmesi, takvim başlangıcı olan Miladi 622 yılında vuku bulmuştur.
HİÇSÖNMEZ: (Tür.) Er. (bkz. Sönmez).
HlÇYILMAZ: (Tür.) Er. (bkz. Yılmaz).
HİDAYET: (Ar.). Hak yoluna doğru yola girme. 2. Müslüman olmak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HİDAYEDDİN: (Ar.) Er. Dinin gösterdiği doğru yol.
HİDİV: (Ar.) Er. İmtiyazlı, Mısır valisi veya bu valinin unvanı.
HİKEM: (Ar.) Er. Hikmetler.
HlKMEDDİN: (Ar.) Er. Dinin hikmeti. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
HİKMET: (Ar.). 1. Hakimlik, feylesofluk. 2. Sebeb, gizli, Allah'ın hikmeti. 3. Felsefe. 4. Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HİKMETULLAH: (Ar.) Er. 1. Ancak Allah'ın bileceği iş. 2. Allah'ın hikmeti.
HİLÂ: (Ar.) Er. Hükümdarın taltif etmek istediği kimseye verdiği kıymetli elbise. Hil'at.
HİLÂL: (Ar.) Ka. 1. Hilal, yeni ay şeklinde olan ay, ayça, gençay. 2. Bir yazı sitili. 3. Hilaliyye: Kadiri tarikatı şubelerinden birinin adı.
HİLMİ: (Ar.) Er. Yumuşak huylu,
sakin tabiatlı.
HİLMİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Hilmi).
HİLYE: (Ar.) Ka. 1. Süs, zinet, cevher. 2. Güzel sıfaüar. 3. Güzel yüz. 4. Bir yazı sitili. 5. Hz. Muhammed'in mübarek vasıflarım ve güzelliklerini anlatan manzum ve mensur eser.
HİMAYET: (Ar.) Er. Koruma, korunma.
HİMMET: (Ar.) Er. 1. Gayret, emek, çalışma, çabalama. Yüksek irade. 2. Ermiş kimsenin tesiri. 3. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
HİMYER: (Ar.) Er. Yemen'de bir kavmin adı.
HİND: (Ar.) Ka. 1. Hindistan. 2. Sahabeden Ebû Süfyan'ın kansı.
HİRAM: (Fars.) Er. Salınma, salınarak edalı yürüme.
HİSAR: (Ar.). 1. Kuşatma, etrafını sarma. 2. Kale etrafı istihkamlı bent. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HİŞAM: (Ar.) Er. Hişam elMelik: Emevi halifesi.
HİZBER: (Ar.) Er. 1. Arslan, esed, gazanfer, şir, bahadır. 2. Cesur, yürekli adam.
HİZBULLAH: (Ar.) Er. Allah'a inananlar topluluğu.
HİZRAN: (Fars.) Ka. 1. Hezaren ağacı. 2. Harun crReşid'in annesi.
HOŞEDA: (Fars.) Ka. Hareket ve davranışı hoş, güzel. Cazibeli.
HOŞENDAM: (Fars.) Ka. Boyu boşu güzel, düzgün olan.
HOŞFİDAN: (Fars.) Ka. Güzel endamlı, boylu boslu kadın.
HOŞKADEM: (Fars.) Ka. Ayağı uğurlu.
HOŞNEVÂ: (Fars.) Ka. Güzel sesli.
HOŞNİGAR: (Fars.) Ka. Güzel, hoş sevgili.
HOŞTEN: (Fars.) Ka. Güzel vücutlu.
HUBEYB: (Ar.) Er. 1. Küçük taze buğday taneceği. Tanecik. Hubeyb b. Adiyy el-Ensarî (Öl. 625): islam'ın ilk şehitlerindendir. Uhud'un ardından tutsak edildi ve Mekke'ye köle olarak götürüldü. Uhud'ta öldürülen Haris'e mukabil, işkence edilerek vahşi bir biçimde kazığa vuruldu ve şehid oldu.
HUBTER: (Fars.) Ka. Pek güzel, en güzel.
HÜCCET: (Ar.) Er. Delil.
HUCESTE: (Fars.) Ka. Uğurlu, hayırlı, kutlu.
HUCURÂT: (Ar.) 1. Hücreler odalar. 2. Kur'anı Kerim'in 49. suresinin adı.
HUD: (Ar.) Er. Hz. Hud (a.s). Ad kavmine gönderilen peygamber. Kur'an'da ismi geçen 24 peygamberden biridir. Dalalet ve sapıklık içinde olan kavmini ıslah için çok uğraştı fakat onlar, Hud'a inanmadılar ve ani bir fırtına ile yok olarak tarihten silindiler.
HUDA: (Ar.). 1. Doğru yol gösteren, hidayet eden. 2. Allah'ın isimlerinden. 3. Kur'anı Kerim. Ek almadan isim olarak kullanılmaz. Hudanur gibi.
HUDAVENDİGAR: (Fars.) Er. 1. Sahip, hükümdar, bay. 2. Fars edebiyatında Allah manasında kullanılır.
HUDAVENDİ: (Fars.) Er. 1. Hükümdarlık. 2. Efendi, sahip, maliklik. 3. Hakim, hükümdar.
HUDA Yİ: (Fars.) Er. Allah'a mensup, Allah'ın yarattığı.
HUDEYBİYE: (Ar.) Er. 1. Mekke'den ağır yürüyüşle 17 km mesafede bir vadi. 2. İslam tarihinde Hudeybiye Musalahası olarak bilinen anlaşmanın yapıldığı yer.
HULAGU: (Fars.) Er. Moğol hükümdarı olup, İran'da Moğol hanedanının kurucusudur.
HULKÎ: (Ar.) Er. 1. Hulk, yaratılışla ilgili, doğal tabi. 2. İyi ahlaklı, iyi huylu.
HULUSİ: (Ar.) Er. 1. Halis olan, saf, iç temizliği. 2. Samimi, candan. (bkz. Halis).
HUMEYRA: (Ar.) Ka. 1. Beyaz tenli kadın. 2. Hz. Aişe'nin lakabı.
HUNALP: (Tür.) Er. Cesur, kahraman.
HUNDE: (Ar.) Ka. Sükun, sulh ve mütareke, (bkz. Hudeybiye). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HURDAZ: (Fars.) Er. Parsların kullandığı şemsi senenin 3. ayına verilen isim.
HURl: (Ar.) Ka. 1. Cennet kızı. 2. Sevgili. Daha çok lakab olarak kullanılır.
HURİSER: (a.f.i.) Ka. Cennet kızlarının başı, hurilerin başı.
HURİYE: (Ar.) Ka. Coşkunluk hallerinde hurilerle buluştuklarına inanan bir tarikat
HURREM: (Fars.) Ka. 1. Şen, sevinçli, güleryüzlü, gönülaçan, taze, hoş. 2. Bir yazı sitili. 3. Hurrem Sultan: Kanuni Sultan Süleyman'ın gözde zevcelerinden. Osmanlı siyasetinde etkin rol oynayan hanımlardan.
HURŞİD: (Fars.) Er. Güneş, aftab,
mihr, şems. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
HUSREV: (Ar.) Er. Hükümdar, padişah.
HUZUR: (Ar.) Er. Baş dinçliği, gönül rahatlığı, dirlik, erinç.
HÜCCET: (Ar.) Er. 1. Senet, vesika, delil. 2. Seçkin alimlere verilen unvan. Hüccetü'lİslam: Gazali.
HÜDAİ: (Ar.) Er. (bkz. Hüdayi).
HÜDAVENDİGAR: (Fars.) Er. 1. Amir, hükümdar. 2. Osmanlı padişahlarından I. Murad'ın unvanı,
HÜLYA: (Ar.) Ka. Kuruntu.
HÜMA: (Ar.) Er. 1. Devlet kuşu. 2. Saadet, mutluluk.
HÜMEZE: (Ar.) Birini arkasından çekiştirmek. Kur'anı Kerim'in 104. suresinin adı. İsim olarak kullanılmaz.
HÜNER: (Fars.) Ka. Bir işte gösterilen incelik ve beceriklilik, maharet, ustalık marifet.
HÜNKAR: (Fars.) Er. 1. Uğurlu. 2. 1529 yaş arasında Osmanlı Sultanlarına verilen isim.
HÜR: (Ar.) Er. Özgür, bağımsız.
HÜRAY: (a.t.i.). Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
HÜRCAN: (a.t.i.). (bkz. Hüray).
HÜRDOĞAN: (a.t.i.) Er. (bkz. Hüray).
HÜREYRE: (Ar.) Er. Kedicik, kedi yavrusu. Ebû Hüreyre: Ashabı Kiram'dan en çok hadis rivayet eden sahabi. Kedi yavrularını çok sevdiği için bu ismi aldığı söylenir.
HÜRGÜL: (Tür.) Ka. Gül gibi özgür güzel.
HÜRKAL: (Tür.) Er. Esir olma.
HÜRKAN: (Tür.) Er. Özgür soydan gelen.
HÜRMET: (Ar.) Ka. Saygı.
HÜRMÜZ: (Fars.) Er. 1. Zerdüşüerin hayır tanrısı. 2. Eski İran takviminde güneş yılının ilk günü. 3. Jüpiter, müşteri, erendiz. 4. Sasani sülalesinden 5. padişahın adı.
HÜROL: (Tür.) Er. (bkz. Hürkal).
HÜRREM: (Fars.) Ka. 1. Yeşil taze. 2. Gönülaçıcı. 3. Şen şakrak, sevinçli.
HÜRRİYET: (Ar.) Ka. 1. Hürlük, serbestlik. 2. istediğini herhangi bir engelle karşılaşmadan karar dairesi içinde yapabilme hali.
HÜRSEL: (Tür.) Er. (bkz. Hürol).
HÜRSEV: (Tür.) Er. Hürriyeti seven kişi.
HÜR YAŞAR: (Tür.) Er. (bkz. Hürsev).
HÜSAM: (Ar.) Er. Keskin kılıç.
HÜSAMEDDİN: (Ar.) Er. 1. Dinin keskin kılıcı. 2. Mevlana'nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana'nın Mesnevi'yi dikte ettirdiği kişidir. Türk dil kuralına göre "d/t"