01 Aralık 2008, 17:47:29 *  SF AnaSayfam Yap  Sık Kullanılanlara Ekle

SF Duyurular

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
SF Duyurular
.

eXTReMe Tracker  
Ana Sayfa Flash Chat
Hızlı Arama
Takvim İstek Hattı Satranç Flash Oyunlar Giriş Yap Kayıt

SF Konu Bilgileri SF Kısayollar
Konu Basligi Firavunların gerçek yüzü
Cevaplar 2
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 131
Önceki Önceki Konu

Sayfa: 1 Konuyu Okumuş Olanlar
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Firavunların gerçek yüzü  (Okunma Sayısı 131 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
28 Ağustos 2008, 21:29:31
SF Üye Bilgileri



Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Meraba sf!

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 3396
Rep Puanı 254494

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta Offline

E-Posta
« :»

FİRAVUNLARIN GERÇEK YÜZÜ

Eski Mısır'da firavunlar, hükümdar ve ülkenin mutlak efendileriydi. Eski Mısır dilindeki "per-aâ" 'dan gelen firavun sözcüğü, önceleri krallık sarayını

belirtirken, XXII. sülale döneminde bu sarayın sahibi, yani Mısır kralı da bu adla anılmaya başlanmış, bu anlamıyla sözcük, ilk olarak İbraniler tarafından

yaygın biçimde kullanılmıştır.

Eski Mısır'ın günümüze ulaşmış olan görkemli yapıları, yani piramitler, sfenksler veya obeliskler, yüz binlerce köle işçinin yıllar boyunca kırbaç ve açlık

tehdidiyle ölesiye çalıştırılmalarıyla inşa edilmiştir.

Mısır'ın mutlak hakimleri olan Firavunlar, kendilerini "ilah" olarak göstermiş ve insanların kendilerine tapınmalarını istemişlerdir.

Eski Mısır hakkında bize bilgi ulaştıran kaynakların birisi, elbette Eski Mısır'ın kendi yazıtlarıdır. 19. yüzyılda ele geçen bu yazıtlar, aynı dönemde uzun

çalışmalar sonucunda Mısır alfabesinin çözülmesiyle anlaşılmış ve Mısır tarihi hakkında pek çok bilgi ortaya çıkmıştır. Ancak bu yazıtlar, Mısır'ın resmi

tarihçileri tarafından yazıldığı için, temelde bu medeniyeti övmeye yönelik taraflı yorumlarla doludur.

Bize bu konuda en doğru bilgiyi ulaştıran kaynak ise, elbette, Mısır hakkında detaylı bilgiler verilen Kuran-ı Kerim'dir. 

Kuran'da Firavun

Eski Ahit'te Hz. İbrahim ile Hz. Yusuf zamanındaki Mısır hükümdarından Firavun diye bahsedilir. Halbuki Firavun hitabı her iki peygamberden çok sonra

kullanılacaktır.

Kuran'da Hz. Yusuf dönemindeki Mısır yöneticisinden söz edilirken "hükümdar, kral, sultan" anlamlarına gelen Arapça "El melik" kelimesi kullanılır:


Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin."... (Yusuf Suresi, 50)



Hz. Musa dönemindeki Mısır yöneticisinden ise "Firavun" kelimesi ile bahsedilir. Kuran'da yapılan bu ayrım, Eski ve Yeni Ahit'te ya da Musevi tarihçilerce

yapılmaz; sadece Firavun ifadesi kullanılır.


Nitekim gerçekten de Mısır tarihinde "Firavun" teriminin kullanımı sadece geç döneme aitti; Firavun hitabı ilk olarak MÖ 14. yüzyılda Amenhotep IV

döneminden itibaren kullanılmaya başlamıştır. Hz. Yusuf ise bu tarihten en az 200 yıl önce yaşamıştır.

Encylopedia Britannica'da, Firavun kelimesi için yeni krallıktan itibaren (18. Hanedandan başlar; MÖ 1539-1292) 22. hanedana dek (MÖ 945-730)

kullanılan bir saygı unvanı olduğu, daha sonraları bu hitabın kralın unvanına dönüştüğü, daha önceleri ise bu unvanın hiç kullanılmadığı ifade edilir. Bu

konudaki başka bir bilgi ise Academic American Encyclopedia'da verilir ve Firavun lakabının Yeni Krallık'tan itibaren kullanılmaya başlandığı belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi Firavun kelimesinin kullanımı belli bir tarihten itibaren söz konusu olmuştur. Dolayısıyla Kuran'da bu ayrımın tam olarak yapılması -Hz. Yusuf

zamanındaki hükümdardan hep "Kral" olarak söz edilirken, Hz. Musa zamanındaki hükümdardan her seferinde "Firavun" olarak bahsedilmesi- Kuran'ın Allah'ın

sözü olduğunu ispatlayan bir başka delildir.

Firavun'un Mısır Hakimiyeti ve İsrailoğulları'nın Durumu

Eski Mısır medeniyeti, aynı tarihlerde Mezopotamya'da kurulmuş şehir devletleriyle birlikte, tarihin en eski uygarlıklarından biridir. Mısır, döneminin en

organize sosyal ve siyasi düzenine sahip devleti olarak bilinir. M.Ö. 3000'ler civarında yazıyı bulup kullanmaları, Nil nehrinden faydalanmaları, ülkenin

çevresinin çöllerle kaplı olması ve doğal yapısı sayesinde dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korunmuş olması, Mısırlıların sahip oldukları medeniyetin

ilerlemesine büyük katkıda bulunmuştur.

Ancak bu uygarlık, Kuran'da inkar sisteminin en açık ve net tarif edildiği "Firavun yönetiminin" geçerli olduğu bir medeniyettir. Bu toplumun insanları Allah'a

karşı büyüklük taslamışlar, hak dini inkar etmişlerdir. Sahip oldukları ileri medeniyetleri, sosyal ve siyasal düzenleri, askeri başarıları onları helak olmaktan

kurtaramamıştır.

Mısır tarihinin en önemli olayları ise, İsrailoğulları'nın bu ülkedeki varlıklarıyla ilgili olarak gelişmiştir.

İsrail, Hz. Yakub'un bir diğer ismidir. Hz. Yakub'un oğulları "İsrailoğulları" olarak bilinen, sonradan "Yahudi" olarak da anılan kavmi oluşturmuştur.

İsrailoğulları'nın Mısır'a gelişleri ise Hz. Yakub'un küçük oğlu Hz. Yusuf zamanında olmuştur. Kuran'da Hz. Yusuf'un yaşamı Yusuf Suresi'nde detaylı bir

şekilde anlatılır. Hz. Yusuf küçüklüğünden başlayarak bir çok sıkıntılar çekmiş, saldırılara ve iftiralara maruz kalmıştır. Daha sonra bir iftira sonucunda girdiği

zindandan kurtularak, Mısır'da hazinelerin başına gelmiştir. Bunun ardından onun öncülüğünde İsrailoğulları Mısır'a girmeye başlamışlardır. Allah Kuran'da bu

olayı şöyle haber verir:

Böylece onlar (gelip) Yusuf'un yanına girdikleri zaman, anne ve babasını bağrına bastı ve dedi ki: "Allah'ın dilemesiyle Mısır'a güvenlik içinde giriniz." (Yusuf

Suresi, 99)

Kuran'dan anladığımıza göre, ilk başlarda yukarıdaki ayette belirtildiği gibi barış ve güven içinde yaşayan İsrailoğulları zamanla Mısır toplumu içindeki

statülerini kaybetmeye başlamışlar ve sonunda köle konumuna gelmişlerdir. Ayetlerden, Hz. Musa'nın geldiği dönemde İsrailoğulları'nın böyle bir konumda

yaşadıkları görülmektedir. Hz. Musa, Kuran'da anlatıldığına göre "kölelikte bulunan bir kavmin" bir üyesi olarak Firavun'a gitmiştir. Firavun ve adamlarının

Hz. Musa ve Hz. Harun'a karşı verdikleri şu kibirli cevap, bu konuda bizi bilgilendirmektedir:

Dediler ki: "Bizim benzerimiz olan iki beşere mi inanacak mışız? Kaldı ki, onların kavimleri bize kullukta (kölelikte) bulunmaktadırlar." (Müminun Suresi, 47)

Ayetlerde bildirildiğine göre Mısırlılar İsrailoğulları üzerinde gerçek bir kölelik yönetimi kurmuşlardı. Kendi işlerinde hizmet için İsrailoğulları'nı kullanıyorlardı.

Köleliğin sürmesi için onları zorlamakta ve işkenceyle baskı altında tutmaktaydılar. Mısır toplumu içinde İsrailoğulları'na yapılan baskı o kadar ileri gitmişti ki

onların nüfusları bile denetim altında tutuluyordu. Kendileri için tehlikeli olacağını düşündükleri erkek nüfusunun artışına engel oluyor, hizmet için

kullanacakları kadınları sağ bırakılıyorlardı. Allah, İsrailoğulları'na hitab eden ayetlerde bu gerçeği şöyle açıklar:

Sizi, dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıp, erkek çocuklarınızı

boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. (Bakara Suresi, 49)


Hani size dayanılmaz işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık. Bunda Rabbinizden sizin için

büyük bir imtihan vardı. (Araf Suresi, 141)


Firavun'un Karakteri

Firavun Kuran'da Allah'a karşı olan kibiri ve büyüklenmesiyle ismi geçen kişilerden biridir. Kuran'da insanlara ibret olarak gösterilen Firavun'u sadece -tek

bir kişi olarak- şahsıyla değerlendirmek bu konuyu dar kapsamlı görmemize sebep olur. Firavun'un Kuran'da anlatılan kıssasını çok yönlü değerlendirmekteki

asıl amaç, ayetlerde bahsi geçen Hz. Musa'nın karşısındaki Firavun'la ilgili bilgi vermekle beraber, enaniyetli insanlarda yaygın olarak görülen "Firavun

karakteri"nin de tarifini yapmaktır.

Tarihte bu karaktere sahip, bilinen ve bilinmeyen pek çok insan çıkmıştır. Bu karakter aslında halka da yabancı değildir. Halk arasında kibiriyle ünlü, azgın

kişilere "Firavun gibi" benzetmesi yakıştırılır.

Şimdi Kuran'da bahsedilen Firavun ve ailesinin konumuna bakalım :

Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanladılar; Biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik. Firavun

ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi. (Enfal Suresi, 54)

Firavun'un da ondan önce helak edilen diğer kavimlerin de ortak özellikleri enaniyet sahibi olmalarıdır. İçlerindeki büyüklük arzusu Allah'ın elçisini

tanımalarını ve ona itaat etmelerini engellemiştir. Tabii ki bu davranışları hem dünyada hem de ahirette azaba uğramalarına neden olmuştur. Firavun'un

enaniyetini anlatırken hem Kuran'da bahsedilen kavimlerle, hem tarihteki enaniyetli insanlarla ve hem de günümüzle bağlantı kurmak, konunun öneminin

anlaşılmasına yardımcı olacaktır.

Firavun ve çevresinin Allah'ın elçisine karşı gösterdikleri tavır, bütün sapkın kavimlerde görülmüştür. Bu insanları Allah'ı ve elçisini tanımayacak kadar

büyük bir kibir kaplamış, öyle ki bu, elçilerle ve Allah'ın ayetleriyle alay etmeye kadar varmıştır. Bu durum ayetlerde şöyle haber verilmektedir:

Andolsun, Biz Musa'yı, Firavun ve onun 'önde gelen çevresine' ayetlerimizle gönderdik. O da dedi ki: 'Gerçekten ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim.' Fakat

onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar. (Zuhruf Suresi, 46-47)

Firavun'un en belirgin özelliklerinden biri de, lideri şeytan gibi zahiri değerlere önem vermiş olmasıdır. Kendi yanlış ölçüleriyle ve bozuk mantık yapısıyla

olayları akılcı değerlendirememiş, dolayısıyla da Hz. Musa'nın üstünlüğünü kavrayamamıştır. Çünkü ona göre üstünlüğün ölçüsü dünyevi birtakım değerler

(mal, güç, iktidar)dir. Firavun'un bu bozuk bakış açısı Kuran'da şöyle tarif edilmiştir:

Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı: dedi ki: Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?

Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki, o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir. Bu durumda (eğer

doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?" (Zuhruf Suresi, 51-53)

Bu ayetlerde dikkat çekilen hususları maddelendirecek olursak, şunları görürüz:

1. Firavun için büyüklük ölçüsü takva değil, mal ve mülkçe üstün olmaktı. Ayrıca soyluluk da önemliydi.

2. Seçimin Allah'a ait olduğunu kavrayamadığı için Hz. Musa'nın elçi olarak gönderilmesi ona ağır gelmişti.

3. Hz. Musa'yı kendince küçümsemiş, aşağı sınıftan olduğunu söylemiş ve konuşma şeklindeki kusuru öne sürmüştü. Nitekim herkeste kendince

küçümsenecek bir yön bulmak, enaniyetli insanların en belirgin özelliklerindendir.

4. Firavun'un ölçüsü mal, mülk ve güç olduğundan elçi geldiğinde yanında buna dair özellikler veya mucize olarak melekler olmasını beklemişti.

Firavun Hz. Musa'ya Karşı Kendini Yüceltmeye Çalışması

Kuran'da Hz. Musa ile Firavun arasında geçen bir diyalog şöyle bildirilmektedir:

İsrailoğullarını bizimle birlikte göndermen için (sana geldik.) (Firavun) Dedi ki: Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice

yıllarını aramızda geçirmedin mi? Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin, sen nankörlerdensin. (Musa) Dedi ki: Ben onu yaptığım zaman

şaşkınlardandım. (Şuara Suresi, 17-20)

Yukarıdaki ayetlerde Firavun'un enaniyetinin farklı bir çıkış şeklini görüyoruz. Hz. Musa onu Allah'ın emirlerine uymaya davet ettiğinde hemen cahiliye

metodlarını kullanmış, onu minnet altında bırakmak istemiştir. Çocukken Hz. Musa'yı yetiştirip büyüttüğünü, ona emeği geçtiğini, bu nedenle kendisine

borçlu olduğunu söylemiştir. Hemen arkasından geçmişte -daha dinden sorumlu olmadığı cahiliye döneminde- istemeyerek yapmış olduğu bir hatayı öne

sürmüştür. Böylece sözde Hz. Musa'yı minnet altında bırakacak kendisini halkına karşı yüceltmeye çalışacaktır.

Firavun'un Büyüklük İsteğiyle Hz. Musa'yı Öldürmeye Çalışması:

Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim de o (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın. Çünkü ben, sizin dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde fesat

çıkarmasından korkuyorum. Musa dedi ki: "Gerçekten ben, hesap gününe iman etmeyen her mütekebbirden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığınırım."

(Mümin Suresi, 26-27)

Firavun öylesine kibirliydi ki ancak Hz. Musa'yı öldürünce nefsi yatışacaktı. Bu kibirli tavrı aynı zamanda Allah'a karşı bir isyan niteliğindeydi. Aslında Hz.

Musa'nın üstün olduğunu biliyor bu nedenle ona haset ediyor ve öldürüp kavminin gözünde tek hakim olmak istiyordu. Hz. Musa ise, Firavun'un azgınlığı

karşısında en güzel tavrı göstermiş ve Allah'a sığınmıştır.

Ayette Firavun'un müstekbirliğine dikkat çekilirken, hesap gününe iman etmemesinin üzerinde de durulmuştur. Eğer bir insan Allah'ın gönderdiği kitapları ve

hem de elçileri vasıtasıyla varlığını bildirdiği hesap gününe iman etmiyorsa bu, kişinin azgınlığını ve kibirinin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. Ancak

bu tip kibirli kişiler büyüklenmelerinin cezasını ahirette en ağır şekilde göreceklerdir. Firavun'un da göreceği gibi...

Firavun'un İlahlık İddiası

Firavun (alayla) dedi ki: "Ey Haman, bana yüksek bir kule bina et, belki o yollara ulaşabilirim. Göklerin yollarına, Böylelikle Musa'nın ilahına çıkabilirim. Çünkü

ben onun yalancı olduğunu sanıyorum. İşte Firavun'a kötü ameli böyle çekici kılındı ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un hileli-düzeni, yıkım ve kayıpta

olmaktan başka (bir şey) olmadı. (Mümin Suresi, 36-37)

Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum..." (Kasas Suresi, 38)

Firavun ayetlerde bildirilen ifadeleriyle ve Allah'a karşı olan mücadelesiyle çok çirkin ve akılsızca bir cesaret göstermiştir. Ayrıca yanlış zannıyla Allah'ı

sadece göklerin Rabbi olarak değerlendirmiştir. Oysa Allah göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki herşeyin Rabbidir; ancak Firavun bunu takdir edememiştir.

Firavun -kendince- yerde ilahlığını ilan ettiği için, Allah'ın varlığını kabul ettiği takdirde kendi gücünün, hakimiyetinin bir anlamı kalmayacaktır. Bu nedenle

Allah'ı sadece göklerin ilahı, hakimi olarak göstermek istemiştir. Ancak Mümin Suresi'ndeki ayetlerde ifade edildiği gibi bu tavrı ona yıkım ve kayıp

getirmiştir. Firavun bu yıkımı görene kadar azgın enaniyeti sebebiyle büyüklenmeye ve ilahlık iddiasını sürdürmeye devam etmiştir. Hatta çevresindekilerin

ve Hz. Musa'nın bu iddiasını kabul etmeleri için zor kullanmayı, tehditler savurmayı da sürdürmüştür. Bu durum ayetlerde şöyle haber verilmektedir:

Firavun dedi ki: "Alemlerin Rabbi nedir? Dedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan herşeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız" (böyledir) .

Çevresindekilere dedi ki: İşitiyor musunuz? (Musa): Dedi ki: O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir. (Firavun) Dedi ki: Şüphesiz size

gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir. Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir"

dedi (Musa). (Firavun) dedi ki: Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım." (Şuara Suresi, 23-29)

Bu ayetlerde de Firavun'un ilahlık iddiaları ve Allah'a karşı yürüttüğü mücadelesi görülmektedir. Firavun önce Allah hakkında art niyetli bir soru sormuştur.

Enaniyeti öylesine kuvvetlidir ki baştan Hz. Musa'nın vereceği her cevabı reddetme niyetindedir. Hangi delili görürse görsün Allah'ın büyüklüğünü kabul

edemeyecek haldedir. Hz. Musa onun sorularına cevap verince, yani Allah'ın hem geçmiştekilerin hem de o dönemde yaşayan herkesin Rabbi olduğunu

söyleyince, Firavun'un enaniyeti daha da artmıştır. Bu azgınlığının sonucunda, kendisine gönderilen elçiyi delilikle suçlamış, arkasından da onu hapse

atmakla tehdit ederek yıldırmaya çalışmıştır. Hz. Musa ile bir mücadele içine girmiştir ancak sadece müminlere has olan berrak akla sahip olmadığı için en

önemli şeyi unutmuştur: Hz. Musa'nın destekleyicisinin kendisi (Firavun) ve sahip oldukları da dahil olmak üzere herşeyin tek sahibinin Allah olduğunu...
Logged
SF TwilighT 'diyor Ki!
Her laf eden adamdan sayılmaZ
SosyeteForum
Anahtar Kelime
*
Offline

Mesajlar: 17381


View Profile
Re: Firavunların gerçek yüzü
« Posted on: 01 Aralık 2008, 17:47:29 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Firavunların gerçek yüzü oyunları, Firavunların gerçek yüzü programı, Firavunların gerçek yüzü oyunu indir, Firavunların gerçek yüzü program yükle, Firavunların gerçek yüzü download, Firavunların gerçek yüzü hikayeleri, Firavunların gerçek yüzü resimleri, Firavunların gerçek yüzü haber, Firavunların gerçek yüzü yükle, Firavunların gerçek yüzü videosu, Firavunların gerçek yüzü msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
30 Ağustos 2008, 12:13:48
SF Üye Bilgileri
ανєηgєяѕѕ

göηüℓ уσяgυηυ
*
Yaş: 18
Nerden: Sevginin Doğduğu Yerden
Mesaj Sayısı: 1064
Açtığı Konular :71




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bayan

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
VaRlIğIn ZuLuM YokLuĞuN öLüM...

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 7837
Rep Puanı 586773

İletişim
Üyelik Bilgileri Online
« Yanıtla #1 :»

 Alkış Alkış Alkış paylaşım için teş.
Logged
SF ανєηgєяѕѕ 'diyor Ki!
Sadece Susmak İstiyorum
Yalan İnsanLarı KaaLe ALmadan...


HakLıyken Haksız Gözüksem BiLe Kendimi Savunmadan...
HUZUR buLmak İstiyorum GözLerimi Kapayıp Kimseyi

Anmadan...
SessizLiği Dinlemek İstiyorum Herşeyi Yaşamış Gibi Yaparakk
30 Ağustos 2008, 18:22:59
SF Üye Bilgileri



Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Meraba sf!

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 3396
Rep Puanı 254494

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta Offline

E-Posta
« Yanıtla #2 :»

ben tşk edrm  Göz Kırptım
Logged
SF TwilighT 'diyor Ki!
Her laf eden adamdan sayılmaZ
SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
   

 Logged
Anahtar Kelimeler: Firavunların gerçek yüzü
Sayfa: 1
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gitmek istediğiniz yer: