02 Aralık 2008, 12:32:14 *  SF AnaSayfam Yap  Sık Kullanılanlara Ekle

SF Duyurular

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
SF Duyurular
.

eXTReMe Tracker  
Ana Sayfa Flash Chat
Hızlı Arama
Takvim İstek Hattı Satranç Flash Oyunlar Giriş Yap Kayıt

SF Konu Bilgileri SF Kısayollar
Konu Basligi I - İ - J - K - ile başlayan isimler
Cevaplar 3
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 46
Önceki Önceki Konu

Sayfa: 1 Konuyu Okumuş Olanlar
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: I - İ - J - K - ile başlayan isimler  (Okunma Sayısı 46 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
12 Haziran 2008, 19:25:43
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17249
Açtığı Konular :8582




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 30910
Rep Puanı 2301113

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Offline
« :»

I ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

İDİK: (Tür.) Er. Kutsal, mübarek.
IDIKUT: (Tür.) Er. 1. Eski Türklerde bir san. 2. Devlet yönetme gücü.
IKNAT: (Ar.) Ka. 1. Allah'a dua etme, yalvarma. 2. inkisar etme. 3. Namazda kıyamı uzatma ve hacca devam etme.
İLDİR: (Tür.) Er. 1. Parıltı, parlayış. 2. Alacakaranlık.
ILDIZ: (Tür.). 1. Yıldız. 2. Gündönümünden 10 gün önceki zaman. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ILGAR: (Tür.) Er. 1. Çok çabuk, hızlı. 2. Hücum, akın. 3. Verilen söz. 4. Havanın parlak, açık olması. 5. Öfke.
İLGAZ: (Tür.). 1. Atın dört nalla koşması. 2. Hücum, akın. 3. Çankırı ilinin ilçe merkezi. 4. Batı Karadeniz bölgesinin en yüksek dağ kitlesi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ILGAZER: (Tür.) Er. (bkz. Ilgar).
İLGİ: (Tür.) Er. 1. Soy sop. 2. Sürü. 3. Çoban. 4. Hısım, akraba.
ILGIM: (Tür.) Ka. 1. Serap. (bkz. Serap). 2. Gök erimi, serap. 3. Belli belirsiz.
ILGIN: (Tür.) Ka. Kumlu topraklarda yetişen ve çit bitkisi olarak kullanılan ağaççık. ,
ILICAN: (Tür.) Er. Ilıkça, biraz ılık.
IRAK: (Tür.) Ka. (bkz. Uzak).
IRAZ: (Tür.) Ka. (bkz. Irak).
IRIZ: (Tür.) Er. Cesur, yiğit
IRMAK: (Tür.) Ka. Çoğunlukla denize dökülen, genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir.
IŞIK: (Tür.) Ka. 1. Bazı cisimler tarafından tabii halde ve akkor haline gelinceye kadar ısıtıldığında yayılan, cisimleri görmemizi sağlayan ışıma, aydınlık, ziya, nur (bkz. Ziya, nur). 2. Aydınlatma cihazı, mum, lamba, ampul, fener. 3. Işık tutma, bir konuda aydınlatıcı bilgi vermek.
IŞIKALP: (Tür.) Er. (bkz. Işık).
IŞIKAY: (Tür.). (bkz. Işık). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
IŞIKER: (Tür.) Er. (bkz. Işık). IŞIKHAN: (Tür.) Er. (bkz. Işık).
IŞIL: (Tür.) Ka. Çok aydınlık, parlak ışık.
IŞILAR: (Tür.) Ka. 1. Parlayan, ışıldayan. 2. Neşeli, canlı, şen.
IŞIMAN: (Tür.) Er. Parlak, aydınlık yüzlü kimse.
IŞIN: (Tür.) Ka. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti.
IŞINBAY: (Tür.) Er. (bkz. Işın).
IŞINBİKE: (Tür.) Ka. (bkz. Işın).
IŞINER: (bkz. Işın).
IŞINSU: (Tür.) Er. (bkz. Işın).
IŞKIN: (Tür.) Ka. Bitki sürgünü, asma filizi.
ITIR: (Ar.) Ka. 1. Güzel, hoş koku. 2. Sardunyagillerden, yapraklan güzel kokan bitki, turnagagası.
ITRİ: (Ar.) Er. Itrî (Buharizâde Mustafa Efendi). Türk besteci, hattat ve şair
Logged
SF 刀ムフo尺 'diyor Ki!
^~¿•¿..Merak edilecek bir yanım yok, Sıradan biriyim. Bahsedilecek kadar özel, Bahsi edilmeyecek kadar eskiyim.  ¿•¿`~
SosyeteForum
Anahtar Kelime
*
Offline

Mesajlar: 17393


View Profile
Re: I - İ - J - K - ile başlayan isimler
« Posted on: 02 Aralık 2008, 12:32:14 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: I - İ - J - K - ile başlayan isimler oyunları, I - İ - J - K - ile başlayan isimler programı, I - İ - J - K - ile başlayan isimler oyunu indir, I - İ - J - K - ile başlayan isimler program yükle, I - İ - J - K - ile başlayan isimler download, I - İ - J - K - ile başlayan isimler hikayeleri, I - İ - J - K - ile başlayan isimler resimleri, I - İ - J - K - ile başlayan isimler haber, I - İ - J - K - ile başlayan isimler yükle, I - İ - J - K - ile başlayan isimler videosu, I - İ - J - K - ile başlayan isimler msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
12 Haziran 2008, 19:26:21
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17249
Açtığı Konular :8582




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 30910
Rep Puanı 2301113

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Offline
« Yanıtla #1 :»

İ ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

İBADULLAH: (Ar.) Er. 1. Allah'ın kullan, insanlar, (bkz. Abdullah). 2. Çok, pek çok.
İBER: (Ar.). İbretler, alınan kötü dersler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İBHAC: (Ar.). Sevindirme, sevindirilme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İBİŞ: (Tür.) Er. 1. Ortaoyunu ve kukla tiplerinde gülünç şahıs. 2. Avanak, sersem. Daha çok takma isim olarak kullanılır.
İBN: (Ar.) Er. Erkek çocuk demektir. Araplarda birçok şahıs babalarının isimleriyle anılmıştır. İbn Abbâs (Abdullah): Rasulullah 'm amcası Abbas'ın oğlu. Sahabedendir.
İBRA: (Ar.). Beri kılma, beraat etme, temize çıkarılma, aklanma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İBRAHİM: (Ar.) Er. 1. İnananların babası. 2. Hakların babası. 3. Kur'an'da ismi geçen İbrahim peygamber.
İBRET: (Ar.) Ka. 1. Bir olaydan, kötü bir durumdan ders alma. 2. İbret alınacak olay, iş, acaip, tuhaf.
İBRİN: (Ar.) Ka. Yüzü parlak, güzel olan sevgili.
İBRİNŞAK: (Ar.) Ka. Ağaçta, çiçek açma, ağacın çiçeğinin tomurcuğunu yanp çıkması.
İBRİZ: (Ar.). Halis, saf altın. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İBSAN: (Ar.) Er. İnsanın yüzü veya huyu güzel olma.
İBŞAR: (Ar.) Müjde verme, müjdeleme, muştulama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İCAZET: (Ar.) Ka. 1. İzin, ruhsat. 2. Diploma.
İÇAB: (Ar.) Er. 1. Lazım gelme, gerçek. 2. Bir sözleşme için ilk söylenen söz. 3. Olumlama, olumlu hale gelme.
İCABET: (Ar.) Ka. 1. Kabul etme, kabul edilme. 2. Razı olma, uyma.
İCÂBI: (Ar.) Er. (bkz. İcab).
İÇİ: (Fars.) Er. 1. Hükümdar veziri vekili. 2. Atmaca.
İCLÂL: (Ar.) Ka. 1. Büyültme, saygı gösterme, ikram. 2. Büyüklük, kudret ve kuvvet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İCMA: (Ar.) Ka. Dağınık şeyleri toplama, biraraya getirme.
İCMAL: (Ar.). 1. Özetleme. 2. Özet. 3. Cem, toplama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İÇKİN: (Tür.). Varlığın içinde bulunduğu varlığın yapısına karışmış olan. 2. Yalnızca bilinçte olan. 3. Deney içinde kalan, deneyi aşmayan. 4. Dünya içinde dünyada olan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İÇÖZ: (Tür.) Er. İçli, özlü değerli.
İÇTEN: (Tür.). Yürekten, candan, samimi. En önemli, can alıcı noktasından. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İDÎCANAN: (Ar.) Ka. Sevgilinin bayramı.
İDİKUT: (Tür.) Er. 1. Kutlu, saadetli. 2. Yüksek rütbeli. 3. Eski Türklerde bir hükümdar unvanı.
İDİL: (Yun.i.) Ka. 1. Kır hayatını konu edinen yazı veya şiir, aşk hakkında. 2. Küçük ve şairane resim. 3. İçten ve saf aşk.
İDLÂL: (Ar.) Ka. Naz etme, nazlanma, aşın derecede nazlanma.
İDRİS: (Ar.) Er. 1. Meyvesi hoş kokulu, kerestesi güzel bir kiraz türü. 2. İlim ve fende ileri seviyede olan anlamında. 3. Kur'anı Kerim'de ismi geçen İdris peygamber. 4. İlk kez giysi dikip giydiği için terzilerin, ilk kez kalem kullandığı için yazarların piri sayılmaktadır.
İFAKAT: (Ar.) Ka. 1. Hastalıktan kurtulma, iyileşme. 2. Ayılma.
İFAZA: (Ar.). 1. Feyizlendirme, feyz ve nur verme. 2. Kabı taşıncaya kadar doldurma. Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
İFDAL: (Ar.). 1. Lütuf ve bağış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İFFET: (Ar.) Ka. 1. Ariflik, temizlik. 2. Namus.
İFHAR: (Ar.) Er. Onurlandırma, üstün etme.
İFTİHAR: (Ar.). 1. Şeref, şan. 2. Övünme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İĞDEMİR: (Tür.) Er. Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç.
İHLAS: (Ar.) Er. 1. Halis, temiz doğru sevgi. 2. Gönülden gelen dostluk, samimiyet, doğruluk, bağlılık. 3. Kur'anı Kerim'in 112. suresinin adı.
İHMİRÂR: (Ar.) Ka. Kızarma, kızıllık.
İHSAN: (Ar.) Er. 1. İyilik etme. 2. Bağış bağışlama. 3. Verilen bağışlanan şey. 4. Lütuf, iyilik. . ,.»*
İHTİMAM: (Ar.) Er. Dikkatle çalışma, önemle inceleme.
İHTİRAM: (Ar.) Er. Saygı, hürmet
İHTİŞAM: (Ar.). Büyüklük, göz alıcılık, gösterişlilik, görkem. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İHVAN: (Ar.). 1. Sadık, samimi candan dostlar. 2. Aynı tarikata mensup insanlar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İHYA: (Ar.). 1. Diriltme, diriltilme, canlandırma. 2. Taze can verircesine iyilik lütfetme. 3. Yeniden kuvvetlendirme. 4. Uyandırma, canlandırma, tazelik verme. 5. Allah'ın sıfatlarından. İsim olarak kullanılmaz.
İKAN: (Ar.). Sağlam biliş, bilme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İKBÂL: (Ar.). 1. Birine doğru dönme. 2. Bahttalih. 3. İşlerin yolunda gitmesi, bahtlı, saadetli, mutlu olması. 4. Arzu, istek. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İKBÂR: (Ar.). Büyük, ulu görme, görülme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İKDAM: (Ar.). 1. İlerleme. 2. İlerlemeye çalışma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İKLİL: (Ar.) Ka. Taç esfer.
İKLİM: (Yun.). Bir ülke ya da bölgenin ortalama hava durumunu belirleyen meteorolojik olayların tümü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İKRAM: (Ar.). 1. Hürmet, saygı gösterme. 2. Ağırlama. 3. Bir şeyi hediye, armağan olarak verme. 4. Hesap dışı yapılan inceleme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İKRAMULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın ikramı, nimeti, bağışı.
İKSİR: (Ar.). 1. Ortaçağ kimyacılarının olağanüstü etkili güçte varsaydıkları cisim. 2. Etkili, yarar şurup. 3. En etkili neden. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İKTİDAULLAH: (Ar.) Er. Allah'a tabi olma, uyma.
İLBAŞI: (Tür.) Er. Selçuklular'da köy yöneticisi.
İLBEY: (Tür.) Er. Bir müddet "vali" karşılığında resmen kullanılan uydurma kelime.
İLBEYİ: (Tür.) Er. Eski Türklerde ve Osmanlılarda bazı oymak beyleri ve ileri gelenler için kullanılan unvan.
İLBİLGE: (Tür.) Er. Bir ülkenin tanınmış saygın, bilgin kişisi.
İLCAN: (Tür.) Er. Ülkenin canı, sevdiği kişisi.
İLDEMİR: (Tür.) Er. Ülkenin en sağlam, güçlü, kuvvetli kişisi,
İLDENİZ: (Tür.). 1. Ülkenin denizi. İldeniz Şemseddin: Azerbaycan Atabeyleri diye de anılan İldcnizler Sülalesinin kurucusu. Kapçaklardandır. (Öl. 1175). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLENÇ: (Tür.) Er. İlenmek amacıyla söylenen söz, ilenme.
İLEY: (Fars.). 1. Huzur. 2. Yan, yön, karşı taraf. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLGAR: (Tür.) Er. 1. Eski Türklerde at koşularına ve tören olarak yapılan koşulara verilen ad. 2. Atın dört nala koşması.
İLGARİ: (Tür.). 1. Artuklulann Mardin ve Silvan kolundan iki Atabeyin adı. 2. Komutan, önder.
İLGİ: (Tür.). 1. İki nesne arasındaki bağ, alaka. 2. Kimyada bir cismin başka bir cisimle birleşmeye olan meyli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLGÜ: (Tür.). Engel, mania. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLGÜL: (Tür.) Ka. 1. Ülkenin gülü. 2. Çok güzel kadın.
İLGÜN: (Fars.) Ka. Halk, ahali.
İLHAM: (Ar.). 1. Allah tarafından insanın gönlüne doldurulan şey. 2. Peygamberin gönlüne gelen ilahi düşünceler. 3. Günlük, olağan şey. 4. İçegönüle doğma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLHAMİ: (Ar.) Er. (bkz. İlham).
İLHAN: (Fars.) Er. Moğol hükümdarlarına verilen unvan.
İLİG: (Tür.) Er. Hükümdar ve hükümdar ailesi mensupları.
İLİGHAN: (Tür.) Er. Karahanlı hükümdar.
İLKAN: (Tür.) Er. 1. İlk kan. 2. İran'da İlhanlılar'dan sonra bir devlet kuran Türk hükümdarı.
İLKAY: (Tür.). Yeni ay, ayın ilk hali. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLKBAHAR: (Tür.) Ka. Yılın ilk mevsimi, bahar.
İLKBAL: (Tür.) Ka. İlk doğan kız çocuklarına verilen ad.
İLKCAN: (Tür.) Er. İlk doğan erkek çocuklarına verilen ad.
İLKE: (Tür.) 1. Kendisinden türetilen ilk madde. 2. Temel düşünce, temel kanı, umde, prensip. 3. Temel bilgi. 4. Öncül. 5. Davranış kuralı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLKEHAN: (Tür.) Er. Yeni ilkeler, kanunlar koyan hükümdar, yönetici.
İLKER: (Tür.) Er. İlk doğan çocuk. İLKİM: (Tür.). İlk doğan çocuklara verilen ad. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLKİN: (Tür.) Önce, öncelikle, uydurma bir kelime. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLKNAZ: (Tür.) Ka. İlk doğan kız çocuklarına verilen isim.
İLKNUR: (Tür.) Ka. İlk ay, ayın ilk hali.
İLKSEL: (Tür.) Uzun süre çocuğu olmayanların daha sonra ikiz ve üçüz çocukları olduğunda verilen isim. Erkek ve kadın adı olarak kulanılır.
İLKSEN: (Tür.) (bkz. İlknaz). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLKSER: (Tür.) Er. İlk baş, ilk önce, birinci.
İLKSEV: (Tür.) Ka. (bkz. İlknaz). İLKSEN: (Tür.) Ka. (bkz. îlksen).
İLKUT: (Tür.) Er. Kutlu, mutlu, uğurlu ülke.
İLKUTAY: (Tür.) Er. Kutsal ülke.
İLKYAZ: (Ar.) Ka. İlkbahar, yaz başlarında doğanlara verilen ad.
İLLİYYUN: (Ar.). Gökyüzünün ve cennetin en yüksek tabakası. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLMA: (Ar.). 1. Parlatma. 2. Belirleme, işaret etme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLMEN: (Tür.) Er. Bir ülke halkından olan kimse, yurttaş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLMİ: (Ar.) Er. İlimle, bilgi ile ilgili.
İLMİYE: (Ar.) Ka. İlme ait, ilme mensup.
İLSAK: (Ar.) Birleştirme, kavuşturma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLSAVUN: (Tür.) Er. Ülkeni düşmanlardan koru.
İLSEV: (Tür.) Ülkeni sev, ülkesini seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLSEVEN: (Tür.) (bkz. tisev).
İLSU: (Tür.) Ülkenin suyu, bereketi, bolluğu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLŞEN: (Tür.) Ka. Muüu, şen ülke.
İLTAN: (Tür.) Er. Ülkeni tanı, ülkesini tanıyan seven.
İLTAY: (Tür.) Er. (bkz. İltan). '
İLTEBER: (Tür.) Er. Eski Türklerde vali, kumandan anlamlarında ünvan
İLTEKİN: (Tür.) Er. Tek ve eşsiz ülke.
1LTEMİR: (Tür.) Er. (bkz. İltekin).
1LTEMİZ: (Tür.) Er. (bkz. İltekin).
İLTEMÜR: (Tür.) Er. (bkz. İltekin). ,<. .•!,<;.«;/; .«.BUJİ?, &„ •ni&ıî 1LTER: (Tür.) Er. Yurdunu seven, koruyan, gözeten.
İLTİCAULLAH: (Ar.) Er. Allah'a sığınma, iltica etme. 1LTİFAF: (Ar.) Ka. 1. Sarınma, bürünme, örtünme. 2. Çiçeklerin burum burum katmerleşmesi. İLTİFAT: (Ar.) 1. Yüzünü çevirip bakma. 2. Dikkat. 3. Hatır sorma, gönül alma. 4. Sözünü başka bir kişiye çevirme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İLTİKA: (Ar.) Ka. Rast gelme, kavuşma, karşılaşma, buluşma.
İLTİKAULLAH: (Ar.) Allah'a kavuşma, hidayete erme. İLYAS: (İbr.) Er. Yağmurlara hükmeden İsrail peygamberi. Kur'anı Kerim'de 3 yerde adı geçen peygam
berin ismidir. Hızır (a.s.) olduğunu söyleyenler vardır.
İMAD: (Ar.) Er. Direk, kolon.
İMADEDDİN: (Ar.). 1. Dinin direği. Daha çok unvan olarak kullanılır. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
İMAM: (Ar.) Er. 1. Namazda kendisine uyulan kimse. 2. Önde bulunan, önayak olan kimse. 3. Halife. Devlet başkanı. 4. Mezhep kuran yüksek dereceli alim. 5. Hz. Ali neslinden gelen. 6. tmamı Âzam: Hanefıyye mezhebinin kurucusu.
İMÂR: (Ar.) Er. Şenlendirme, bayındırma.
İMAREDDİN: (Ar.) Er. Dini alanda yenilik yapan, dinin yönlendirdiği kimse. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
İMDÂD: (Ar.) Er. 1. Yardım eden. 2. Yardıma gönderilen kuvvet. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
İMER: (Tür.) Çok zengin, varlıklı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İMGE: (Tür.) Hayal karşılığı olarak kullanılan ve Fransızca İmaj kelimesine benzetilerek uydurulan kelime.
İMRÂN: (Ar.) Er. 1. Evine bağlı kalan. 2. Hz. Meryem'in babası, Âli İmran: İmran ailesi. Musa, HarunMeryem ve İsa. Kur'anı Kerim'in 3. suresi.
İMREN: (Tür.) Görülen bir şeyi veya herhangi bir isteği elde etmek istemi, gıbta. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İMRUZ: (Fars.) Bugün. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İNAK: (Ar.) Er. Gerçek dost, arkadaş, sırdaş.
1NAKA: (Ar.) Ka. Aşın güzelliği ve çekiciliği ile hayat verme, verilme. ÎNALKUT: (Tür.) Er. inanılan doğru, uğurlu ve kutlu kimse.
İNALTEKİN: (Tür.) Er. (bkz. İnalkut).
İNAMULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın nimeti, iyiliği.
İNAN: (Ar.) Er. 1. Dizgin. 2. idare etme, yürütme. 3. (Tür.) Bir kimse ya da şeyin doğruluğunu büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman.
İNANÇ: (Tür.) Er. 1. Bir fikre olan bağlılık, kesin kabul. 2. iman. 3. Kesin kabulle bağlanılan şey. 4. inanılır şey. 5. Doğru, emin.
İNANÖZ: (Tür.) Er. Özünde inanç olan, iman eden.
İNARE: (Ar.). Nurlandırma, aydınlatma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İNAYET: (Ar.) Ka. 1. Dikkat. 2. Gayret, özenme. 3. Lütuf, ihsan, iyillik.
İNAYETULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın lütfü. Allah'ın ihsanı. İnayetullah Kenbu: Şah Cihan dönemini anlatan, Şahcihanname isimli yapıtın sahibi. Hintli tarihçi, yazar.
İNCİ: (Tür.) Ka. 1. İstiridye cinsinden deniz hayvanlarının içinde çıkan parlak, yuvarlak ve ziynet eşyası olarak kullanılan kıymetli taş. 2. Küçük, temiz ve sevimli. 3. Kıymetli.
İNCİFEM: (t.a.i.) Ka. İnci gibi güzel ağızlı.
İNCİFER: (t.f.i.) Ka. İnci gibi parlak güzel.
İNCİLÂ: (Ar.) Ka. 1. Parlama, cilalama. 2. Görünme, belli olma. 3. Parlaklık, ışık.
İNCİLAY: (Tür.) Ka. Ay'ın en ince olan zamanı. İnci ve ay kelimelerinden birleşik isim.
İNCİSER: (t.f.i.) Ka. Baş inci, en güzel inci.
İNDİRA: (Ar.) 1. Girişim. 2. Öne geçme. 3. Bulut altından sıyrılma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İNFAKULLAH: (Ar.). Allah'ın yardımı, nafakası, infakı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İNKİYADULLAH: (Ar.) Er. Allah'a boyun eğme, teslim olma, kendini teslim etme.
İNŞAT: (Ar.) Er. Neşelendirme, (bkz. Neşet).
İNŞAULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın yapması, meydana getirmesi.
İNŞİLÂL: (Ar.) 1. Şelale oluşturma. 2. Şiddetle dökülme, atılarak akma.Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İNŞİRAH: (Ar.) Er. 1. Açılma. 2. Açıklık, ferahlık. Kur'anı Kerim'de bir süre adı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İNŞİRAK: (Ar.) 1. Çatlayıp yarılma, yank olma. 2. Parlama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İPAR: (Tür.) Ka. 1. Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen bir çeşit dikenli otun sanmtrak çiçekleri, kurusa bile uzun süre kokusu gitmez.
2. Güzel koku, misk, anber.
İPEK: (Tür.) Ka. İpekböceği denilen ve dut yaprağı ile beslenen kurdun ördüğü koza çözülerek elde edilen, kumaş dokumada kullanılan parlak ve ince tel.
İRADE: (Ar.) Er. 1. İstem. 2. Emir.
3. (bkz. İstem). '™*'
İRCA: (Ar.) 1. Geri çevirme, geri döndürme. 2. (Kim.) indirgeme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İREM: (Ar.) 1. Cennet bahçesi. 2. Ok veya kurşun atılan nişan tahtası. 3. Cenk denilen musiki aleti ve bunu icad edenin adı. 4. Ad kavmi zamanında, Şeddad tarafından cennete benzetilme amacıyla yapılan bahçe olup, Şam'da veya Yemen'de bulunduğu söylenir. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İREN: (Ar.) 1. Özgür, hür. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İRFAN: (Ar.) 1. Bilme, anlama. 2. Gerçeği sezme, kavrama gücü. 3. Dini gerçek ve sırlan biliş. 4. Kültür. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İRFAT: (Ar.) Er. Yardım etme, bir şey verme.
İRGÜN: (Tür.) Sabahın erken saatleri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İRMAN: (Fars.) 1. Çağrısız gelen kimse. 2. Dalkavuk. 3. Eğreti. 4. Arzu, istek. 5. Pişmanlık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İRMEGÂN: (Fars.) Ka. 1. Uğurluluk, saadet, ikbal. 2. Terbiye eden.
İRSAD: (Ar.) Ka. 1. Hazırlama. 2. Hazır olma. *
İRSALULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın göndermesi, yollaması, Allah'tan gelen.
İRSEN: (Ar.) Miras olarak, anadan babadan geçerek. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İRŞAD: (Ar.) 1. Doğru yolu gösterme uyarma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İRŞADULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın irşadı.
İRTEK: (Tür.) Er. 1. Şafak vaktinde doğan. 2. Masal, efsane.
İRTİZA: (Ar.) Er. Razı olma, uygun bulma, beğenme, seçme.
İRVA: (Ar.) Ka. Suya kandırma.
İRZA: (Ar.) Gönlünü etme, hoşnut etme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İRZİZ: (Ar.) Ka. 1. Titreme. 2. Dolu tanesi. 3. Dik ses.
İSA: (Ar.) Er. Dört büyük peygamberden biri. Dört büyük kitaptan İncil'in kendisine gönderildiği, Fir"avunlarla verdiği muhteşem mücadeleyle bilinen büyük peygamber. Kur'an'da 25 yerde ismi geçmektedir.
İSABET: (Ar.) 1. Düşme, (isabet). 2. Düşme, çıkma. 3. Değme, tutma. 4. Yerindelik, yazılmazlık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İSAD: (Ar.) Er. 1. Yüceltme, yükseltme. 2. Kutlu kalma.
İSADE: (Ar.) Ka. (bkz. İsad).
İSAF: (Ar.) Er. Bir isteği, dileği yerine getirme.
İSÂR: (Ar.) Er. 1. İkram, bahşiş. 2. Cömertlikle verme. 3. Dökme, saçma, serpme. 4. Kendi muhtaç olduğu halde bahşiş verme.
İSARE: (Ar.) Ka. (bkz. İşar).
İSASE: (Ar.) Ka. 1. Göz ucuyla bakma. 2. Camiyct. 3. Zenginlik, servet.
İSFENDİYAR: (Fars.) Er. İran mitolojisinde adı geçen hükümdarın adı.
İSFİD: (Fars.) 1. Ak, beyaz renkli. 2. (bkz. Esfid). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İSHAK: (İbr.) Er. 1. İbranice "Gülme" anlamına geldiği söylenir. 2. Hz. İbrahim'in 2 oğlundan biri olan ve Ya'kub (a.s.)'un babası. Peygamberdir. Kur'an'da 17 yerde ismi geçen peygamberlerdendir.
İSKENDER: Er. M.Ö. 356323 yıllan arasında yaşayan ve 20 yaşında hükümdar olan Makedonya kralı, Aristo'dan ders almıştır. Yunanistan, İran, Anadolu, Suriye, Mısır, Hindistan'ı istila eden hükümdara, Büyük İskender lakabı takılmıştır. 33 yaşında ölmüştür.
İSLÂM: (Ar.) Er. 1. Muhammed^.a.s)'e nazil olan ve kendisi tarafından insanlığa tebliğ edilen din, Allah'ın en son dini. 2. Allah'a teslim olma, onun emirlerine uyup, yasaklarından kaçınma. 3. İyi geçinme, barış içinde olma.
İSMÂH: (Ar.) Er. 1. Semahatli, cömert kılma. 2. Mülayim ve itaatli.
İSMAİL: (Ar.) Er. Hz. İbrahim' (a.s.)'in oğlu. İbrahim (a.s.) O'nu Allah'a kurban olarak adamış ve sözünde durmak için harekete geçmiştir.
Fakat Allah (c.c.) O'nu son anda Cebrail aracılığıyla durdurmuş ve bu imtihanı kazandığını bildirmiştir. İsmail (a.s.) Kur'an'da ismi geçen peygamberlerdendir ve babasıyla beraber Ka'be'yi inşa etmişlerdir.
İSMET: (Ar.) 1. Masumluk, günahsızlık, temizlik. 2. Haramdan namusa dokunan hallerden çekinme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Peygamberin sıfatlanndandır.
İSMİHAN: (Ar.) Hükümdar isimleri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İSMİNAZ: (a.f.i.) Ka. 1. Naz isminde. 2. Çok nazlı olan.
İSMİNUR: (Ar.) Ka. Nur ismini alan.
İSMİRAR: (Ar.). Esmerleşme, kara olma, kararma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılabilir.
İSNÂ: (Ar.) 1. Övme, şükretme. 2. Değerini yükseltme. 3. Bir yerde uzun zaman kalma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İSRA: (Ar.) Ka. 1. Yürütme, geceleyin yürütme gönderme. 2. Hz. Peygamberin miraç gecesi. 3. Kur'anı Kcrim'in 17. suresi.
İSRÂC: (Ar.) 1. Yakma, yandırma. 2. Aydınlatma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İSRAFİL: (Ar.) Er. Dört büyük melekten sura üfürme görevi verilen melek.
İSRAİL: (İbr.) Ya'kub peygamberin lakabı. Sonradan onun soyundan gelenler İsrailoğullan diye anılmışlardır. İsrailoğullan, Kur'an'da çok sık kullanılan bir isimdir.
ÎSTÂRE: (Fars.) Ka. Yıldız, necm, sitare.
İSTEM: (Ar.) 1. Zulüm ve sitem. 2. İsim olarak kullanılması uygun değildir.
İSTEMİHAN: (Tür.) Göktürk devletinin kurucusu Bumin kağanın kardeşi olan Türk hakanı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İSTİHSAN: (Ar.) Güzel bulma, beğenme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İSTİKBAL: (Ar.) 1. Gelecek zaman. 2. Geleni karşılama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İŞCAN: (Tür.) Er. Çalışmayı seven, çalışkan.
İŞVE: (Ar.) Ka. Güzellerin gönül alıcı, gönül aldatıcı, nazlı davranışı.
İTKAN: (Ar.) Er. 1. Sağlamlaştırma. 2. İnanma.
İVAR: (Fars.) Ka. Düzülmüş, koşulmuş, hazırlanmış.
İYEM: (Tür.) Güzellik. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İYİSAN: (Tür.) İyi adla anılan, iyi tanınan kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İZAN: (Ar.) 1. Anlayış, kavrayış, akıl. 2. Terbiye, edcb. 3. Boyun eğme, göz dinleme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İZANULLAH: (Ar.) Er. Allah'a boyun eğme, Allah'ın terbiyesi.
1İZEM: (Ar.) Büyüklük, ululuk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İZGİ: (Tür.) (bkz. İzgü).
İZGÜ: (Tür.) İyi güzel, akıllı, adaletli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İZGÜL: (Tür.) Ka. (bkz. İzgü). İZGÜN: (Tür.) Er. (bkz. İzgü).
İZHAN: (Tür.) Er. İyiliğin, güzelliğin hakimi, yönetici.
İZHANIM: (Tür.) Ka. (bkz. İzhan).
İZHAR: (Ar.) Er. Gösterme, meydana çıkarma.
İZRA: (Ar.) 1. Aşın övme. 2. Altın arama. 3. Korkutma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
İZZET: (Ar.) Er. 1. Değer kıymet yücelik, ululuk. 2. Kuvvet, kudret. 3. Hürmet, saygı ikram izan.
İZZETTİN: (Ar.) Er. 1. Dünün kıymeti, kudret, ulviyeti. 2. Asıl şekli "İzzü'ddin"dir. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
İZZİ: (Ar.) Er. Sabırlı, dayanıklı kimse.
Logged
SF 刀ムフo尺 'diyor Ki!
^~¿•¿..Merak edilecek bir yanım yok, Sıradan biriyim. Bahsedilecek kadar özel, Bahsi edilmeyecek kadar eskiyim.  ¿•¿`~
12 Haziran 2008, 19:26:55
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17249
Açtığı Konular :8582




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 30910
Rep Puanı 2301113

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Offline
« Yanıtla #2 :»

J ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

JALE: (Fars.) Ka. Gece meydana gelen ve sabah çiçekler üzerinde görülen su damlacığı, çiğ, şebnem (bkz. Şebnem).
JENGAR: (Tür.) Ka. 1. Bakır pası. 2. Göktaşı. 3. Deniz yeşili renk. JERFÎ: (Fars.) Er. Derinlik. Derin deniz.
JEYN: (Fars.) Er. (bkz. Jiyan).
JİYAN: (Fars.) Er. Coşmuş, kükremiş, kızgın.
JÜLİDE: (Fars.) Ka. 1. Karışık, karmakarışık, dağınık. 2. Derinlik.
Logged
SF 刀ムフo尺 'diyor Ki!
^~¿•¿..Merak edilecek bir yanım yok, Sıradan biriyim. Bahsedilecek kadar özel, Bahsi edilmeyecek kadar eskiyim.  ¿•¿`~
12 Haziran 2008, 19:27:14
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17249
Açtığı Konular :8582




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 30910
Rep Puanı 2301113

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Offline
« Yanıtla #3 :»

K ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

KAAN: (Tür.) Er. 1. Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. 2. Hakan, hükümdar.
KA'B: (Ar.) Er. 1. Topuk kemiği, aşık kemiği anlamında. 2. (Mecazen): Şeref, şan, onur anlamında kullanılır. 3. Ka'b b. Züheyr (Vll.yy.): Sahabedendir. Rasulullah için okuduğu Kasidei Biirde çok meşhurdur. Birçok dillere çevirisi yapıldı.
KABİL: (Ar.) Er. 1. Olabilir, müm'kün. 2. Cins, soy, sınıf, tür, çeşit. Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Habil'i öldürmüş ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmuştur.
KADEM: (Ar.). 1. Ayak. 2. Adım. 3. Yarım arşın uzunluğunda bir ölçek. 4. Uğur. Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
KADEMRAN: (Fars.). 1. İlerleyen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KADER: (Ar.) Ka. 1. İman esaslarından, Allah'ın bütün yaratıklar için hüküm ve irade ettiği hallerin oluş şekli, alın yazısı, takdir. 2. Talih, baht. 3. Kötü talih. 4. Güç kuvvet.
KADI: (Ar.) Er. 1. Hüküm, karar, hakimlik. 2. Seri devlette, mahkeme reisi. İlim sahibi yetkili. Kadı /yaz: (İyaz b. Musa b. Ümran esSebtî: (10831149). Meşhur fıkıh ve hadis bilgini. İspanya'da Gırnata kadılığı yaptı. 20'yi aşkın eseri vardır.
KADİFE: (Ar.) Ka. Yüzü ince sık tüylü, parlak ve yumuşak kumaş.
KADİM: (Ar.) Er. 1. Ayak basan, ulaşan, varan. 2. Ezeli, evvelsiz. 3. Çok eski zamanlara ait eski atik. 4. Yıllanmış. Kelamı Kadim, Kur'ân! Kerim.
KADIN: (Tür.) Ka. 1.Yetişkin dişi insan. 2. Evlenmiş kadın. 3. Evli ve itibarlı kadın, hanım.
KADİR: (Ar.) Er. 1. Değer, kıymet, itibar. 2. Parlaklık. 3. Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü. 4. Allah'ın isimlerinden. Kur'anı Kerim'de 50'ye yakın yerde geçmektedir. Başına"abd" takısı olarak "Abdülkadir" olarak kullanılır.
KADİRBİLLAH: (Ar.) Er. 1. Allah'la güçlenen. Gücünü Allah'tan alan. 2. Ebu'lAhmed b. İshak. Abbasi halifesi (Öl. 1031). Halife Muktedir'in torunu.
KADİRE: (Ar.) Ka. Güçlü kuvvetli.
KADİRŞAH: (a.f.i.) Er. 1. Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2. Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birleşik isimdir.
KADREDDİN: (Ar.) Er. Dinin kudreti, gücü. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
KADRİ: (Ar.) Er. 1. Değer, itibar. 2. Onur, şeref, haysiyet, meziyet. 3. Rütbe, derece.
KADRİCAN: (a.f.i.) Er. Değerli, itibarlı, can, ruh. Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birleşik isim.
KADRİHAN: (a.t.i.) Er. Değerli hükümdar, yönetici.
KADRİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Kadri).
KÂFİ: (Ar.) Er. El veren, yeter, yetecek, yetişen, kifayet eden.
KAFİYE: (Ar.) Ka. 1. Şiirde, mısra sonunda yer alan kelimelerin ses benzerliği, ses uyuşması, uyak. 2. Eski nesrimizde zaman zaman yer alan ses benzerliği ve uygunluğuna dayanan sanat, seci.
KAĞAN: (Tür.) Er. 1. Hakan, imparator. 2. Kükremiş, öfkelenmiş, kükreyen, öfkelenen.
KAHHAR: (Ar.). 1. Ziyadesiyle kahreden, kahredici, yok edici batıncı. 2. Allah'ın isimlerinden. İsim olarak kullanılmaz. (bkz. Abdülkahhar).
KAHİR: (Ar.) 1. Allah'ın sıfatlarmdandır. Kur'anı Kerim'de iki yerde geçer. 2. Kahredici, zorlayan. 3. Yok eden. 4. Ezici kuvvet. Kahir B Ulah: Abbasi halifesi. (Ebû Mansur Muhammed elMutezid). Muktedir'in kardeşi.
KAHRAMAN: (Fars.) Er. 1. Yiğit, cesur, (bahadır). 2. Hüküm sahibi, iş buyuran. 3. Fars mitolojisinde Rustem'in yendiği kimse. (bkz. Bahadır).
KÂHTA: (Tür.) Er. Fırat nehri kollarından birinin adı, Malatya'da aynı isimle yerleşim bölgesi vardır.
KÂHYA: (Fars.) Er. 1. Efendi, emir. 2. Ev sahibi, aile reisi. 3. Çiftlik yöneticisi.
KAİD: (Ar.) Er. 1. Rehber kumandan. 2. Atlan yedekte götüren. 3. Oturan, ikamet eden.
KAİDE: (Ar.) Ka. 1. Oturan. 2. Temel, esas. 3. Başkent.
KAİM: (Ar.) Er. 1. Duran, ayakta duran. 2. Bir şeyi yapan icra eden. 3. Allah'ın emrini ifa eden.
KAİME: (Ar.) Ka. 1. (bkz. Kaim). 2. Türklerde kağıt para manasına gelmektedir.
KÂİNAT: (Ar.) Er. 1. Var olanların hepsi. Yaratıklar. Yer gök. (bkz. Evren).
KALAGAY: (Tür.) Er. Al, kırmızırenk.
KALENDER: (Fars.) Er. 1. Dünyadan elini eteğini çekip başı boş dolaşan. 2. Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne başına dikkat etmeyen bulduğu ile yetinen kimse.
KALGAY: (Tür.) Er. 1. İzci kumandanı. 2. Kınm hanlığında veliahta verilen unvan.
KALKAN: (Tür.) Er. 1. (bkz. Kalgay). 2. Kahramanoğullan'nın han soyundan, ceddi de Kalhan adını taşımaktadır.
KAM: (Ar.) Er. 1. Hekim. 2. Düşünür. 3. Büyücü, sihirbaz.
KAMACI: (Tür.) Er. Top kaması yapan ya da onaran kimse.
KAMANBAY: (Tür.) Er. (bkz. Kamar).
KAMAN: (Tür.) Er. Dağların doruğuna yakın olan yerler.
KAMARAN: (Ar.) Ka. Kızıl Deniz'de Yemen kıyılan yakınında bir ada.
KAMBAY: (Tür.) Er. Hekim, tabib, doktor.
KAMBER: (Ar.). 1. Sadık dost, köle. 2. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KAMBİN: (Fars.) Ka. Mutlu, bahtiyar.
KÂME: (Fars.) Ka. Kâm, istek, arzu.
KAMELYA: (Ar.) Ka. 1. Çaygillerden, büyük beyaz, kırmızı veya penbe renkte çiçekler açan dayanıklı yapraklı bir bitki. 2. Yabangülü, çingülü.
KAMER: (Ar.). 1. Ay. 2. Sadık hizmetkâr. 3. Kur'anı Kerim'in 54. suresi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KÂMİL: (Ar.) Er. 1. Bütün tam noksansız, eksiksiz. 2. Kemale ermiş olgun. 3. Yaşını başını almış terbiyeli, görgülü. 4. Alim, bilgin, geniş bilgili. (bkz. Kemal).
KÂMİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Kamil).
KAMRAN: (Fars.) Er. İsteğine kavuşmuş olan.
KÂMURÂN: (Fars.). 1. Kâm sürücü, süren, arzusuna isteğine kavuşmuş mutlu. 2. Arzusuna erişen, bahtiyar, mutlu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KÂMVER: (Fars.) Er. İsteğine kavuşmuş, mutlu.
KANBER: (Ar.) Er. 1. Hz. Ali'nin sadık, vefakâr kölesi. 2. Bir evin gediklisi.
KANDEMİR: (Tür.) Er. Güçlü soydan gelen.
KANİ1: (Ar.) Er. 1. Kanaat eden, yeter, bulup fazlasını istemeyen. 2. İnanmış kanmış.
KANİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Kani).
KANSU: (Tür.) Ka. 1. Çin'in kuzey batısında önemli bir sınır kenti. 2. Çin'de müslümanların en çok bulunduğu eyalet.
KANTARA: (Ar.). 1. Köprü, özellikle taştan yapılmış. 2. Su yolu, bcnd, hisar anlamına da gelir. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KANUN: (Ar.) Er. 1. Devletin teşri, yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her türlü nizam, kaide kural. 2. Herhangi bir mevzu üzerindeki kanunu taşıyan kitap.
KANUNİ: (Ar.) Er. 1. Kanuna ait kararla ilgili. 2. Osmanlıların 10. padişahı Sultan 4. Süleyman'ın lakabı, Osmanlıların yükselme devrinin son padişahı. Daha çok lakab olarak kullanılır.
KANVER: (Tür.) Er. Kanını ver, asil.
KAPAR: (Tür.) Er. Akıl, ruh. KAPKIN: (Tür.) Er. Uygun, düzenli.
KAPLAN: (Tür.) Vahşi kedigillerden, benekli, yırtıcı hayvan. KAPLAN GİRAY: (Tür.) Er. (16801738) yıllan arasında Kınm hanı oldu. 3 defa han olmuştur.
KAPSAM: (Tür.) Şümul ihtiva, ihata, istiab, manalarına gelen uydurma bir kelime. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KAPTAN: (İtal). 1. Bir geminin sevk ve idare sorumlusu. 2. Şehirlerarası otobüs şoförü. 3. Baş pilot.
KARAALP: (Tür.) Er. Esmer, kara yağız yiğit.
KARABEY: (Tür.) Er. (bkz. Karacabey).
KARABUĞRA: (Tür.) Er. Esmer,erkek deve.
KARACA: (Tür.) Er. 1. Rengi karaya çalan, esmer, yağız. 2. Geyikgillerden, küçük, boynuzlu, güzel görünüşlü av hayvanı. 3. Üst kol.
KARACABEY: (Tür.) Er. Esmer bey, rengi karaya çalan.
KARACAN: (Tür.) Er. (bkz. Karaca).
KARAHAN: (Tür.) Er. Esmer bey, Esmer hükümdar. Karahanlılar devle tinin kurucusu.
KARARAN: (Tür.) Er. Bir tür dağ ağacı.
KARAMAN: (Tür.) Er. 1. Esmer, yağız insan. 2. Güncybatı'da esen yel.
KARANALP: (Tür.) Er. Karayağız, kahraman yiğit.
KARANFİL: (Ar.) Ka. Bir çeşit kokulu çiçek.
KARANİ: (Ar.) Er. 1. Orta Anadolu'da bir köy. 2. Veysel Karani'nin
doğduğu yer. *
KARASU: (Tür.) Er. 1. Ağır akan su. 2. Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı.
KARATEĞİN: (Tür.) Er. Amuderya'yı vücuda getiren nehirlerden Surhab üzerinde önemli bir kent.
KARÇİÇEĞİ: (Tür.) Ka. Süsengillerden, beyaz pembe çiçekler açan soğanlı bitki.
KARDELEN: (Tür.) Ka. 1. Çiğdem. 2. Nergisgillerden baharda çok erken çiçek açan soğanlı bir bitki.
KÂRDİDE: (Fars.). İş bilir, uyanık, tecrübeli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KARGIN: (Tür.) Er. 1. Taşkın su. 2. Bol, çok. 3. Doymuş, tok. 4. Erimiş buz ve kar parçalarının oluşturduğu akarsu. 5. Çağlayan.
KARGINALP: (Tür.) Er. Coşkulu, taşkın, hareketli yiğit.
KARHAN: (Tür.) Er. (bkz. Kargın).
KARİN: (Ar.) Er.l. Yakın. 2. Nail olan. 3. Hısım komşu. 4. Mabeynci.
KARLUK: (Tür.) Er. Türk boylarından biri.
KARLUKHAN: (Tür.) Er. (bkz. Karluk).
KARMEN: (Fars.) Ka. Parlak kırmızı renk.
KARNEYN: (Ar.) Er. 1. İki boynuz. 2. Zülkameyn: Kur'anı Kerim'de Kehf 83, 86, 94. ayetlerde adı geçen ve nebi mi, veli mi olduğunda tereddüt edilen zat. 3. Büyük İskender.
KARTAL: (Tür.) Er. 1. Kartalgillerden, beyazla kanşık siyah tüylü, kıvnk ve kuvvetli gagalı, geniş kanatlı büyük yırtıcı kuş. 2. Yeniden diriliş ve güçlülük sembolü.
KARTAY: (Tür.). Er. Yaşlı, pir. KARTEKİN: (bkz. Kartay).
KARUN: (Ar.) Er. 1. Beni İsrail'de zenginliğiyle meşhur olan ve bu yüzden kendisini herşeyin sahibi gibi görmeye başlayıp Allah'a karşı büyüklenen, belki de dünya kapitalistlerinin en eskisi ve en büyüğü olan kişi. Hz. Musa dönemlerinde yaşamış bu müstekbir, ilahi kahır ve intikama uğrayarak bütün servetiyle birlikte ani bir zelzele ve tufan sonucu yerin dibine geçmiştir. 2. Hurman ile Beni İsrail'e zulmeden Fir'avun'un müşrik nazırlarından. 3. Çok zengin kimse.
KARYE: (Ar.) Ka. Köy küçük kasaba. Kabile reisi veya eşraftan birine oturduğu karyeyle aynı isim verilmektedir.
KASEM: (Ar.) Er. 1. Yemin etmek. 2. Bölmek.
KÂSİB: (Ar.) Er. Kesbeden, kazanan, kazanç sahibi.
KÂSİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Kasib).
KASIM: (Ar.) Er. 1. Taksim eden, ayıran bölen. Kasım b. Muhammed (s.a.): Hz. Muhammed (s.a.s)'in oğlunun ismi. Küçük yaşta vefat etmiştir. 2. Kinci, ezici, ufaltıcı. 3. Yılın 11. ayı. 4. Yılın kış bölümü.
KÂŞİF: (Ar.) Er. Keşfeden, bulan, meydana çıkaran.
KÂŞİFE: (Ar.) Ka. (bkz. Kaşif). KATADE: (Ar.) Er. 13 yy.'dan itibaren Mekke'de hakim olan Şeriflerin atasına verilen ad.
KATİB: (Ar.) Er. 1. Yazıcı. Bir kuruluşta yazı işleriyle vazifeli kimse, sekreter. 2. Osmanlı devletinde divanın resmi yazılarını yazan vazifeli. 3. Devlet memuru. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. Katib Çelebi 1609-1658 yıllan arasında yaşamış ünlü bilgin. En mühim eseri Keşfü'zZünun'dur
KATİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Katib). KATİFE: (Ar.) Ka. 1. Kadife. 2. Bir nevi çiçek.
KATRE: (Ar.) Ka. 1. Damla. Damlayan şey.
KAVAS: (Ar.) Er. Okçu, tüfekçi, tüfekli alet.
KAVİ: (Ar.) Er. 1. Yakar, yakıcı. 2. Kuvvetli, güçlü. 3. Sağlam inanılır. 4. Zengin varlıklı.
KAVİS: (Ar.) Er. 1. Yay. 2. Gökyüzü, ay, burcu.
KAVİY: (Ar.) Er. 1. Kuvveüi, güçlü, dayanıklı, metin muhkem, sağlam. 2. Şiddetli, zorlu. 3. Kudret sahibi herşeye gücü yeten. Cenabı Hakk'ın güzel isimlerinden biri. Kur'anı Kerim'de 10'dan fazla yerde geçer.
KAVRAM: (Tür.). 1. Bir nesnenin zihindeki soyut ve güzel tasanmı, mefhum. 2. Nesnelerin ya da olaylann ortak özelliklerini kapsayan ve ortak bir ad altında toplayan genel tasanm. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KAVUŞUM: (Tür.). 1. Yeryuvarlağı bir uçta kalmak üzere yerin güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri. 2. İçtima. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KAYA: (Tür.) Er. 1. Büyük ve sert taş kütlesi. 2. Kayalık sarp dağ.
KAYAALP: (Tür.) Er. Kaya gibi güçlü er.
KAYACAN: (Tür.) Er. Canı kaya gibi güçlü.
KAYAER: (Tür.) Er. Kaya gibi güçlü er.
KAYAN: (Tür.) 1. Akarsu sel. 2. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KAYANSEL: (Tür.) Er. (bkz. Kayan).
KAYGUN: (Tür.) Er. 1. Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2. Akdoğan.
KAYHAN: (Tür.) Er. Sert, güçlü sesli okuyucu, kayayı bile delecek güçte sesi olan okuyucu.
KAYI: (Tür.) Er. 1. Yağmur, sağanak, bora. 2. Oğuz boylarından Osmanlı hanedanının mensup olduğu boy. 3. Sağlam, güçlü, sert.
KAYIHAN: (Tür.) Er. Güçlü hükümdar.
KAYITBAY: (Tür.) Er. Kayıtbay elZahiri: Ünlü Mısır ve Suriye sultanı.
KAYMAZ: (Tür.) Er. 1. Dağ eteği. 2. Güneydoğu'dan esen bir rüzgar.
KAYNAK: (Tür.) 1. B ir suyun çıktığı yer, menşe. Bir haberin çıktığı yer. 2. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KAYRA: (Tür.) Yüksek büyük tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atıfet, inayet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KAYRAALP: (Tür.) Er. İyiliksever, yiğit.
KAYRABAY: (Tür.) Er. İyiliksever, saygın kimse.
KAYRAK AN: (Tür.) Er. (bkz. Kayra alp).
KAYRAK: (Tür.) Er. 1. Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak. 2. Kaygan toprak. 3. Bileği taşı.
KAYRAL: (Tür.) Er. Kayrılan, himaye edilen (kimse).
KAYRAR: (Tür.) Er. 1. Orman içindeki ağaçsız kalan. 2. Kayan yer. 3. İnce çakıllı, kumlu toprak.
KAYS: (Ar.) Er. 1. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı olan Mecnuni Amiri'nin asıl adı. 2. Umman Denizi'nde küçük bir ada.
KAYSER: (Ar.) Er. Roma ve Bizans (Alman) imparatorunun lakabı. Daha çok unvan olarak kullanılır.
KAYTUS: (Ar.) Bir yıldız kümesi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KAYYUM: (Ar.) 1. Gökleri, yeri ve hcrşeyi tutan. Herşeyin varlık sahibi olabilmesi için gerekeni veren. Allah'ın isimlerinden.
KAZA: (Ar.) Er. Hüküm karar verme, emir tesbit vs.
KAZAK: (Tür.) Er. 1. Göçebe akıncı. 2. Rusya'da yaşayan bir Türk kavmi. 3. Genç, taze. 4. İnatçı.
KAZAKHAN: (Tür.) Er. (bkz. Kazak).
KAZAN: (Tür.) Er. 1. Su çevrisi, kayra. 2. Sazlık yerlerde dibi bulunmayan sulu yer. 3. Girdap.
KAZANHAN: (Tür.) Er. (bkz. Kazan).
KÂZIM: (Ar.) Er. 1. Öfkesini yenen kimse. Hırsını dizginleyen. 2. Kinini yenen.
KEBİR: (Ar.) 1. Büyük, ulu azim. 2. Yaşça büyük yaşlı. 3. Çocukluktan çıkmış genç. 4. Allah'ın isimlerinden. Abdülkebir şeklinde kullanılmalıdır.
KEBİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Kebir). KEBUTER: (Fars.) Ka. Güvercin.
KEFFARET: (Ar.) Ka. 1. Günahı örten anlamına gelir. 2. Günahların ödenmesi gereken bedeli.
KELAMI: (Ar.) Er. Söze ilişkin, sözle ilgili.
KELEBEK: (Tür.) Ka. 1. Vücudu kanatlan ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. 2. Narin, ince kadın.
KELİM: (Ar.) Er. 1. Söz söyleyen, konuşan. 2. Kelimullah: Tur'u Sina'da Cenabı Hakla konuşmasıyla Hz. Musa'ya verilen unvan. 3. Surei Kelim: Tana suresi. KELİME: (Ar.) Ka. (bkz. Kelim).
KEMAL: (Ar.) Er. 1. Olgunluk, yetkinlik, tamlık, eksiksizlik. 2. En yüksek değer, mükemmellik, değer baha. 3. Bilgi, fazilet.
KEMALAT: (Ar.) Ka. İnsanın bilgi ve ahlak güzelliği bakımından olgunluğu.
KEMALEDDİN: (Ar.) Er. 1. Din'de olgunluğa eren, dinin son derecesi. 2. Din bilgisi kuvvetli. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
KEMANDAR: (Fars.) Er. Yay tutan, yay tutucu.
KEMYAB: (Fars.) Ka. Az bulunan, nadir.
KENAN: (Ar.) Er. 1. Hz. YaTuıb'un memleketi, Filistin. 2. Yusufi Kenan: Hz. Yusuf. Piri Kenan: Hz. Ya'kub. Hz. Nuh'un iman etmeyen oğlunun adının da Kenan olduğu rivayet edilmektedir.
KENTER: (Tür.) Ka. Şehirli, kenüi.
KERAM: (Ar.) Er. (bkz. Kirami).
KERAMEDDİN: (Ar.) Er. 1. Kerem bağış ihsan lütuf sahibi. 2. Dinde üstün mertebelere ulaşan. 3. Keramet sahibi derviş veli. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
KERAMET: (Ar.) Ka. 1. Birine karşı ikramda bulunmak. 2. Allah'ın bir kimseye cömertliği, lütfü, himayesi ve yardımı olarak ele alınır.
KEREM: (Ar.) Er. 1. Asalet, asillik, soyluluk. 2. Cömertlik, el açıklığı lütuf, bağış, bahşiş.
KEREMŞAH: (Ar.) Er. (bkz. Kerem).
KERENÂY: (Fars.) Ka. Eskiden kullanılan bir çeşit nefesli saz.
KERİM: (Ar.) Er. 1. Kerem sahibi, cömert, verimcil. 2. Ulu, büyük. 3. Lütfü, ihsanı bol, ihsan yönünden ulu. 4. Allah'ın isimlerinden, "abd" takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdülkerim).
KERİMAN: (Ar.) Ka. (bkz.Kerim).
KERİME: (Ar.) Ka. 1. (bkz. Kerim). 2. Âyet. 3. Kız evlat.
KERİMHAN: (a.U.) Er. (bkz. Kerim).
KEŞİF: (Ar.) Er. Açma, meydana çıkarma.
KEVÂR: (Ar.) Ka. Büyük Sahra'da önemli bir vaha.
KEVKEB: (Ar.) Yıldız gökyüzündeki parlak cisimleri ifade eden genel isim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KEVNİ: (Ar.) Er. Var olmayla, varlıkla ilgili.
KEVSER: (Ar.) Ka. 1. Maddi ve manevi çokluk, kalabalık nesil. 2. Cennette bir havuzun ırmağın adı. 3. Kur'anı Kerim'de en kısa sure.
KEYÂN: (Tür.) Er. Büyük hükümdar, şah.
KEYFER: (Fars.) 1. Karşılık. 2. Mükafat veya mücazat. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KEYHAN: (Fars.) Dünya. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KEYHUSREV: (Fars.) Er. 1. Adil ve ulu padişah. 2. Keykavus'un torunu, Siyavuş'un oğlu olan meşhur hükümdar.
KEYKÂVUS: (Fars.) Er. 1. Adil, necip. 2. Keyaniyan'm II. padişahı olup Keykubat'ın torunu ve halefidir. Key'lerin ikinci padişahı.
KEYKUBAD: (Fars.) Er. 1. Büyük ve ulu padişah. 2. Keykavus'un dedesi olan ünlü padişah. 3. Key'lerin ilk padişahı. Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
KEYS: (Ar.) Er. Zeka, anlayış, kavrayış.
KEYVAN: (Fars.) Ka. Satürn yıldızı.
KEYYİS: (Ar.) 1. Akıllı, anlayışlı, kavrayışlı. 2. İnce zarif.
KEYYİSE: (Ar.) Ka. (bkz. Keyyis).
KEZBAN: (Fars.) Ka. 1. Bir yeri yöneten kadın kahya. 2. Ev kadını, evine ve kocasına bağlı kadın.
KEZER: (Fars.) Er. Kahraman.
KILAVUZ: (Tür.) Er. Yol gösteren, rehber.
KILIÇALP: (Tür.) Er. Kılıç gibi keskin yiğit.
KILIÇASLAN: (Tür.) Er. (bkz. Kılıçalp). İlk Selçuklu Sultanı Süleyman Şah'ın oğlu. Daha sonra O da Selçuklu hanedanının başına geçti.
KILIÇHAN: (Tür.) Er. (bkz. Kılıçalp).
KILINÇ: (Tür.) Er. 1. Çelikten silah. 2. Davranış, yaratılış, huy.
KINAY: (Tür.) Çok çalışkan, etkin, faal. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KINCAL: (Tür.) 1. İnce zarif. 2. Aksi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KINER: (Tür.) Er. (bkz. Kıncal).
KINIK: (Tür.) Er. 1. Kaynak, menba. 2. İstek, arzu, gayret. 3. Obur. 4. Oğuzların 24 boyundan biri.
KINIKASLAN: (Tür.) Er. (bkz. Kınık).
KINNESRİN: (Ar.) Ka. Kuzey Suriye'de bir şehir, eski Halepde denilmektedir.
KIRALP: (Tür.) Er. Kır beyi, taşrada oturan.
KIRA Y: (Tür.) Er. 1. Genç, delikanlı. 2. Ürün vermeyen arazi. 3. Eşkıya yol kesen.
KIRCA: (Tür.) Er. 1. Dolu. 2. Ufak ve sert taneli kar, rüzgarla karışık yağmur.
KIRDAR: (Tür.) Er. Ölçülü davranış, soğukkanlılık.
KIRGIZ: (Tür.) Er. 1. Gezici, gezgin. 2. Kırgızistan'da oturan halk. KIRTEKİN: (Tür.) Er. (bkz. Kıralp).
KISMET: (Ar.) Ka. 1. Bölme, pay etme, hisselere ayırma. 2. Talih, nasip, kader. 3. Şayi olan hisseyi tayin etme belirtme.
KIVANÇ: (Tür.). 1. Sevinç, memnuniyet. 2. Övünen, güvenen, iftihar eden. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KIYAM: (Ar.) Er. 1. Kalkma, ayağa kalkma, ayakta durma. 2. Namazda ayakta durma. 3. Bir işe başlama. 4. Ayaklanma. 5. Ölümden sonra dirilme, ayağa kalkma.
KIYAS: (Ar.) Er. 1. Bir şeyi başka şeye benzeterek hüküm verme. 2. Karşılaştırma, örnekseme. 3. Umum kaideye uyma.
KIYMET: (Ar.) Ka. 1. Değer. 2. Bedel, baha, tutar. 3. Şeref, onur, itibar.
KIZILÖZEN: (Tür.) Ka. Kızılırmak, güney Azerbaycan'ı 2 defa katederek Gilan'da Hazer denizine dökülen ırmak.
KİBAR: (Ar.) Ka. 1. Duygu, davranış ve hareket bakımından ince, zarif, nazik, çelebi. 2. Büyük cömert, asil, zengin. 3. Şık, seçkin. 4. Büyükler, ulular. 5. Kibirli.
KİBARİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Kibar).
KİÇİHAN: (Tür.) Er. Küçük hükümdar.
KİFAYET: (Ar.) Ka. 1. Yetişme, el verme, kafi gelme. 2. Bir işi yapabilecek yetenekte olma.
KİMEK: (Tür.) X. yy. İrtiş'in orta bölgesinde yaşayan bir Türk kavmi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
KİRAM: (Ar.) Er. 1. Soydan gelenler, soyu temizler, ulular, sergeliler. 2. Cömertler, eliaçıklar. Sahabenin lakabı olmuştur.
KİRAMI: (Ar.) Er. 1. Cömertçe, eli açıklara özgü. 2. Soylular, ulular, şereflilerle ilgili.
KİRAZ: (Yun.) Ka. Gülgillerden, yapraklanmadan önce çiçek açan, düz kabuklu ağaç ve bu ağacın yuvarlak sulu ve tek çekirdekli yemişi.
KİRMAN: (Fars.) Er. 1. Hisar, kale. 2. İran'da bir eyalet ve bu eyaletin bugünkü merkezi.
KİRMANŞAH: (Tür.) Er. (bkz. Kirman).
KİSRA: (Fars.) Er. İran şahlarının adı.
KİŞVER: (Fars.) Ka. Ülke.
KİTİARAZ: (Fars.) Ka. Dünyayı süsleyen, dünyanın süsü olan.
KİYAN: (Fars.) Ka. 1. Yıldız. 2. Merkez.
KİYASET: (Ar.) Ka. Uyanıklık, anlayışlılık.
KOCA: (Tür.) Er. 1. Eş. Ev ve ailenin yaşça en büyüğü. 2. İri, kocaman. 3. Akıllı, tedbirli yiğit.
KOCAALP: (Tür.) Er. Yaşlı, ulu, yiğit
KOÇAK: (Ar.) Er. Yürekli, eli açık. 2. Yüce gönüllü. 3. Konuk sever. 4. Yiğit, korkmayan kişi, savaşçı. 5. Açık kestane renginde olan.
KOÇAKALR: (Tür.) Er. Cömert, kahraman, yiğit.
KOÇAKER: (Tür.) Er. Cömert, kahraman kimse.
KOÇAŞ: (Tür.) Er. 1. Kılavuz, rehber. 2. Yağmur bulutu.
KOÇAY: (Tür.) Er. Koç gibi güçlü.
KOÇER: (Tür.) Er. Sağlıklı, yürekli er.
KOÇHAN: (Tür.) Er. (bkz. Koçer).
KOÇUBEY: (Tür.) Er. Koçu arabasını kullanan kişi. Koçu: Gelin arabası.
KOÇYİĞİT: (Tür.) Er. Yürekli, cesur, kahraman.
KONGAR