|
|
 |
« :» |
|
_
Ne dersiniz, hayatımızı söylediklerimizden çok söyleyemediklerimiz tayin etmiyor mu?
En istediğimiz, en çok aşık olduğumuzu hissettiğimiz zaman ve bunu iliklerimize kadar hissettiğimiz an, bunu söylemekten bizi alıkoyan şey hakkında hiç düşündünüz mü?
Çok isteyip de, yapmayı hep unuttuğunuz, unutmaktan ziyade bir sarhoşluk içinde en azından ihmal ettiğinizi, bunu yapmamıza bir şeyin engel olduğunu hisseder misiniz arada bir de olsa?
Aşılmaz duvarların, kalın hatlı çizgilerin esaretinde yaşadığınızın farkına vardınız mı hiç?
Sabahları uyandığınızda ya da geceleri uykuya dalmadan, yatağınıza yatmadan baktığınız aynada bir şeyler arayıp-belki ince hatlı çizgiler, -belki kırışıklık ya da gözaltı morlukları dışında- görmek isteyip göremediğiniz, göremeyince aynaya daha çok, daha çok yaklaştığınız ama yine de göremediğiniz olmadı mı hiç?
Yüzünüzde tanıdık, eskiden kalmış, alıştığınız bir şey görmek istediğiniz, görmek ve bilmek istediğiniz şeyler. Orada olmasını, hep kalmasını istediğiniz o güzelliği aradığınız ama bulamadığınız zamanları hiç yaşamadınız mı?
Mutlaka olmuştur. Mutlaka bunalımlı anlarınızda bunlardan bir kısmını yaşamışsınızdır.
Bu durumda yokuş aşağı kendinizi serbestçe bırakmak istersiniz, yokuşun bir sonu olacağını ve durmakta güçlük çekeceğinizi, hatta çoğu zaman karşınıza çıkan bir engele çarpıp belki de o zamana kadar hiç almadığınız kadar ağır bir yara alabileceğinizi düşünmezsiniz.
Önemli olan o an için sizi o sıkıntılara düşüren durumdan kurtulmaktır. Acele ve sınırsızca sizi teselli edecek, oradan alıp götürecek kararlar alırsınız. Bu telaş düşünme, kararlarınızı doğru verme yeteneğinizi de alır elinizden. Ama önemsemezsiniz.
Geniş caddelerde yürürken insanlar aslında hep ara sokaklara girmek isterler. Ara sokaklarda tam da istedikleri gibi bir hayatın olabileceğini düşünürler. Halbuki caddeyle girmeyi düşündüğümüz o dar sokaklar arasındaki çizgi sandığımız kadar net değildir. Çünkü her sokak mutlaka yürüdüğünüz o ana caddeyle bağlantılıdır ve dar sokaklarda yürümeye devam ederseniz sonunda sizi ana caddeye bağladığını görürsünüz. Düşününce dümdüz bir hatta asla bulunamayacağımızı da analarsınız. Aynı istikamette sapmadan yürürsek yine aynı noktaya döneriz günün birinde.
Hayatın kalın çizgilerinden, etrafımıza ördüğü kalın duvarlardan kurtulma yolunun köklü ve kesin hayat kararlarından geçtiğini düşünenler, hayatta hiç yanılmadıkları kadar yanılırlar. Çünkü bu bir kaçış ve korkaklıktır. Gittiğimiz her yere kendimizi götürürüz, bu kaçınılmazdır. Ve insan kendinden kurtulmadıkça hayatında yaptığı değişikler mutsuz olmasından başka bir işine yaramaz.
İnsan kendinden kaçar çoğu zaman hayattan ve mevcut yaşantısından kaçtığını düşünürken.
Oysa yeni hayat, eski hayattan çok farklı olmayacaktır bu durumda; neyi değiştirirsek değiştirelim.
Avni Kantan
|