05 Aralık 2008, 01:22:40 *  SF AnaSayfam Yap  Sık Kullanılanlara Ekle

SF Duyurular

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
SF Duyurular
.

eXTReMe Tracker  
Ana Sayfa Flash Chat
Hızlı Arama
Takvim İstek Hattı Satranç Flash Oyunlar Giriş Yap Kayıt

SF Konu Bilgileri SF Kısayollar
Konu Basligi N-O-Ö-P ile başlayan isimler
Cevaplar 4
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 55
Önceki Önceki Konu

Sayfa: 1 Konuyu Okumuş Olanlar
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: N-O-Ö-P ile başlayan isimler  (Okunma Sayısı 55 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
12 Haziran 2008, 19:29:59
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17316
Açtığı Konular :8639




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 31389
Rep Puanı 2336948

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Offline
« :»

N ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

NABİ: (Ar.) Er. 1. Haberci, haber veren. 2. Yüksek, yüce. 3. Büyük Türk şairidir. 17. asrın ikinci yansında yaşamıştır.
NABİA: (Ar.) Ka. Yerden çıkıp fışkıran, kaynayan, akan.
NABİYE: (Ar.) Ka. 1. Ulu, şerefli kimse. 2. Sonradan şair olan kimse. 3. Haberci, haber veren.
NACİ: (Ar.) Er. Necat bulan, kurtulan, selamete kavuşan. Cehennemden kurtulmuş, cennetlik.
NACİL: (Ar.) Er. Soyu sopu temiz olan kimse.
NACİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Naci).
NADAN: (Fars.) Ka. Kaba, dobra.
NADİDE: (Fars.) Ka. Görülmemiş görülmedik. Pek seyrek bulunan, çok değerli.
NADİM: (Ar.) Er. Pişmanlık duyan, pişman. Tevbe eden.
NADİME: (Ar.) Ka. (bkz. Nadim).
NÂDİR: (Ar.) Er. Seyrek, az, ender bulunur.
NADİ: (Ar.) Er. 1. Nida eden, haykıran, çağıran. 2. Toplantı, meclis, (bkz. Nida).
NÂDİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Nadir).
NADİYE: (Ar.) Ka. 1. Bağırıp, çağıran, seslenen. 2. Toplantı, meclis.
NÂFERİZ: (Fars.) Er. 1. Göbek düşüren. 2. Koku saçan.
NAFİ': (Ar.) Yararlı, kârlı. Şifalı, hayır ve fayda verici şeyler yaratan Allah. Esmaü'lHüsna'dandır. "Abd" takısı alarak kullanılır.
NÂFİA: (Ar.) Ka. Bayındırlık işleri.
NAFİH: (Ar.) Er. Üfleyen, üfleyici.
NAFİLE: (Ar.) Ka. Mal, ganimet, ihsan bağış.
NAFİZ: (Ar.) Er. 1. Delen, delip geçen. İçeriye giren, işleyen. 2. Tesir eden, sözü geçen.
NAFİZE: (Ar.) Ka. (bkz. Nafiz).
NÂGEHAN: (Fars.) Ka. Ansızın, birdenbire.
NAĞME: (Ar.) Ka. Ahenk güzel ses. (bkz. Ezgi).
NAHİD: (Fars.) Er. Venüs (zühre) gezegeni. (Arapça'da) Yeni yetişen kız. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
NAHİDE: (Fars.) Ka. (bkz. Nahid).
NAHİRE: (Ar.) Ka. Ayın ilk günü ya da son gecesi.
NAİB: (Ar.) Er. 1. Vekil, birinin yerine geçen, kadı vekili, Şeriata göre hükmeden hakim. 2. Nöbet bekleyen, nöbetle gelen.
NAÎBE: (Ar.) Ka. Vekil, birinin yerine geçen.
NAiL: (Ar.) Er. Muradına eren, ermiş, ele geçiren. Naili: Divan edebiyatı şairlerinden olup asıl adı Salih'tir. Manastır'da doğmuş, Mısır'da vefat etmiştir.
NAİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Naü).
NAİM: (Ar.) Er. 1. Bollukta yaşayış. 2. Cennetin bir kısmı. Daru'nNaim: Cennet.
NAlMA: (Ar.) Er. Haleb'te doğmuş, asıl adı Mustafa Naim'dir. Naima tarihiyle meşhurdur.
NAlME: (Ar.) Ka. Güzel zarif kadın. Nazlı büyütülmüş kadın.
NAİRE: (Ar.) Ka. Ateş, alev, sıcaklık.
NAKl: (Ar.) Er. 1. Temiz, pak. 2. Çok ince, çok güzel, zarif.
NAKİB: (Ar.) Er. Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili. Bir tekkede, şeyhin yardımcısı olan ve en eski derviş veya dede.
NAKİBE: (Ar.) Ka. 1. İnsan ruhu. 2. Akıl.
NAKİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Naki).
NAKŞlDİL: (Ar.) Ka. Gönül resmi, gönül süsü.
NÂLÂN: (Fars.) Ka. İnleyen, inleyici, ağlayan, feryad eden. Manası dolayısıyla isim olarak kullanılmamalıdır.
NALE: (Fars.) Ka. İnleme, inilti.
NALEZEN: (Fars.) Ka. İnleyen, inildeyen.
NAM AL: (Tür.) Er. Adın duyulsun, ün kazan.
NAMDAR: (Fars.) Er. Namlı, ünlü.
NAME: (Fars.) Ka. Sevgiliye ve aşka ait yazılmış mektup. Mektup. Kitap, dergi.
NAMİ: (Fars.) Er. Namlı, şöhretli ünlü.
NAMIK: (Ar.) Er. Yazıcı, katip, yazar
NAMIKA: (Ar.) Ka. (bkz. Namık).
NAMİYE: (Ar.) Ka. Olma, yerden bitme kuvvetli, gelişme yetişme.
NAMUS: (Ar.). 1. Kanun nizam. 2. Ar, edep, haya, ırz. 3. Temizlik, doğruluk. 4. Allah'a yakın olan büyük melek
NAMVER: (Fars.) Er. Adlı, ünlü.
NARDAN: (Fars.) Ka. 1. Nar taneleri. 2. Gözyaşı damlaları.
NARDANE: (Fars.) Ka. Nar tanesi.
NARDİN: (Fars.) Ka. Bir çeşit sümbül.
NARGÜL: (Fars.) Ka. Ateş renginde, kırmızı gül.
NARİN: (Fars.) Ka. İnce, zarif yapılı, nazik. Zayıf çelimsiz.
NARİYE: (Ar.) Ka. Ateşle ilgili, cin peri. İsim olarak kullanılmaz.
NASIH: (Ar.) Er. Nasihat eden, öğüt veren. Nasıhı Emin: Hz. Nuh (a.s.).
NÂSIHA: (An» Ka. (bkz. Nasıh).
NASIR: (Ar.) Er. Yardımcı, yardım eden (muin). "Abd" takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur. Abdünnasır.
NASİB: (a.i) Er. Pay hisse. Birinin elde ettiği şey. Allah'ın kısmet ettiği şey. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
NASİBE: (Ar.) Ka. Dikili taş. Yollara nişan için dikilen taş.
NASR: (Ar.) Er. Yardım. Üstünlük (zafer). Kur'anı Kerim'in 110. suresi. Nasrullah: Allah'ın yardımı.
NASRUDDİN: (Ar.) Er. (Dine yardımı dokunan. Dilimizde "Nasreddin" şeklinde kullanılır.
NASRULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın nusreti, yardımı.
NASUH: (Ar.) Er. 1. Nasihatçı, öğütçü. 2. Halis, temiz.
NASUHİ: (Ar.) Er. Bozulmaz şekilde tevbe edici.
NÂŞİD: (Ar.) Er. Şiir okuyan, şiir söyleyen, şiir yazan.
NÂŞİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Naşid).
NAŞİR: (Ar.) Er. Neşreden, dağıtan, yayan, yayınlayan.
NATIK: (Ar.) Er. 1. Söyleyen konuşan. 2. Düşünen. 3. Bildiren, bildirici. NATIKA: (Ar.) Ka. (bkz. Natık).
NÂYAB: (Fars.) Bulunmaz. Benzeri olmaz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NAYMAN: (Moğ.) Er. Sekiz. Batı Moğolistan'da yaşayan sekiz kabileden oluşan Türk topluluğu.
NAZ: (Fars.) Ka. 1. Kendini beğendirmek için takınılan yapmacık cilve, işve. 2. Bir şeyi beğenmiyormuş gibi gözükme. Şımarıklık. 3. Yalvarma, rica.
NAZAN: (Fars.) Ka. Nazlı.
NAZENDE: (Fars.) Ka. Naz edici, nazlı, hoş edalı.
NAZENİN: (Fars.) Ka. 1. Cilveli, oynak. Çok nazlı yetiştirilmiş, şımarık.
2. Narin ince yapılı.
NAZIDİL: (Fars.) Ka. Gönül nazı, gönül cilvesi.
NAZIM: (Ar.) Er. Tanzim eden, düzenleyen. Sıra sıra, dizi dizi olan şey.
NÂZIME: (Ar.) Ka. (bkz. Nazım).
NAZIR: (Ar.) Er. 1. Nazar eden, nezaret eden, bakan, gözeten. 2. Vekil bakan. 3. Bir yüzü bir tarafa yönelik olan.
NAZİF: (Ar.) Er. Temiz, pak, nazik, zarif ve şık giyimli.
NAZİFE: (Ar.) Ka. (bkz. Nazif).
NAZİK: (Fars.) Ka. 1. İnce, narin. 2. Terbiyeli, saygılı. 3. Güzel zarif.
NAZİL: (Ar.) Er. Yukardan aşağıya inen. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.
NAZİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Nazil).
NAZİR: (Ar.). Er. 1. Taze. 2. Altın. 3. Benzer eş.
NAZİRE: (Ar.) Ka. 1. Örnek karşılık. 2. Manzum eserde ayn vezin ve kafiyede benzer olma hali.
NAZLAN: (Tür.) Ka. Kendini beğendir, nazlı ol.
NAZLI: (Tür.) Ka. Naz yapan, kendini ağıra satan. Değer verilen sevgili.
NAZLIGÜL: (Tür.) Ka. (bkz. Nazlı).
NAZLIHAN: (Tür.) Ka. (bkz. Nazh.)
NAZMl: (Ar.) Er. Dizme, teıtib etme, sıraya koyma. Sıra, tertip. Vezinli, kafiyeli söz.
NAZMİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Nazmi).
NAZRA: (Ar.) Ka. Bir tek bakış.
NAZRET: (Ar.) Tazelik. 2. Bakma, bakış. 3. İdare, reislik. 4. Nazırlık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEBA: (Ar.) Haber. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEBAHADDİN: (Ar.) Er. Dinin şanı ve şerefi. Türk dil kuralına göre "dA" olarak kullanılır.
NEBÂHAT: (Ar.) Ka. 1. Şan, şeref, onur. 2. Şan, şeref sahibi.
NEBÂLET: (Ar.) Ka. 1. Zekilik. 2. Büyüklük, ululuk. 3. Cömertlik.
NEBl: (Ar.) Er. Haberci. Peygamber.
NEBİH: (Ar.) Er. Namlı, şerefli.
NEBİHE: (Ar.) Ka. (bkz. Nebih).
NEBİL: (Ar.) Er. 1. Yüksek meziyet ve onur sahibi. 2. Akıllı, anlayışlı. Bilgili, fazileüi.
NEBİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Nebil). NEBİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Nabiye).
NECÂBET: (Ar.) Er. Soyluluk, soy temizliği.
NECAETTİN: (Ar.) Er. Dine girip hidayete eren, kurtulan.
NECÂH: (Ar.) Er. İsteğine ulaşma. Kurtulma. İhtiyaçlarını temin edebilmek.
NECAT: (Ar.) Er. Kurtulma, kurtuluş. Selamet.
NECATİ: (Ar.) Er. Kurtulmaya mensup, kurtuluşla ilgili. Necati: 15 asır meşhur Osmanlı şairi olup asıl adı İsa'dır.
NECCAR: (Ar.) Er. Dülger. Marangoz. Daha çok lakab olarak kullanılır.
NECDET: (Ar.) Er. Kahramanlhk yiğitlik, efelik. Korkusuz olmak.
NECEF: (Ar.) Er. Yüksek, sırt tepe, tümsek. Küfe civarlarında Hz. Ali'nin türbesinin bulunduğu yer.
NECİB: (Ar.) Er. 1. Soyu sopu temiz pak olan kimse. 2. Asilzade, kıymetli, üstün. 3. Güzel ahlak sahibi. Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılır.
NECİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Necip).
NECİD: (Ar.). Yüksek yayla. Arabistan'ın sahil ovasına ve çukur sahaya zıt olan yüksek kısım. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NECİL: (Ar.) Er. Soylu, soyu sopu temiz, kişizade. Asıl.
NECİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Necil).
NECİY: (Ar.) Er. Sırdaş.
NECİYULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın kurtuluş verdiği kişi. Hz. Peygamberin isimlerinden.
NECLA: (Ar.) Ka. Çocuk, evlat. Kuşak, soy, nesil.
NECMİ: (Ar.) Er. Yıldızla ilgili. Necmüddin: Dinin yıldızı. Dilimizde "Necmettin" şeklinde kullanılmaktadır.
NECMİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Necmi).
NECVE: (Ar.) Ka. Tümsek ve yüksek yer.
NEDÂ: (Ar.). Çiğ, nem rutubet, (bkz. Şebnem). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEDİM: (Ar.) Er. 1. Meclis arkadaşı, sohbet arkadaşı. 2. Büyükleri fıkra ve hikayeleri ile eğlendiren. Güzel hikayeler anlatan, tatlı konuşan. Nedim: Osmanlı şairlerinden. Asıl adı Ahmed'tir. Lale devri şairlerindendir.
NEDİME: (Ar.) Ka. (bkz. Nedim). Zengin veya itibarlı bir kadının arkadaşı. Saray hayatında Sultan hanımlarının yardımcıları.
NEDRET: (Ar.). Azlık, seyreklik, az bulunurluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEDVE: (Ar.) Er. Görüşme konuşma. Daru'nNedve: Cahiliyye zamanında Mekke'de, kabile işlerini konuşmak için yapılmış olan meşhur bina.
NEFASET: (Ar.) Ka. Nefislik, nefis olma hali. Kıymetlilik.
NEFER: (Ar.) Er. 1. Bir adam, tek kişi. 2. Er, asker.
NEFİ: (Ar.) Er. Çıkar ile ilgili faydacı, menfaat, kâr. Neft', Divan edebiyatının başarılı şairlerindendir. 4. Murad zamanında yaşamıştır.
NEFİS: (Ar.) Ka. Çok hoş, hoşa giden, beğenilen.
NEFİSE: (Ar.) Ka. Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel, çok beğenilen.
NEHÂR: (Ar.) Ka. Gündüz.
NEHİB: (Ar.) Er. 1. Dehşet, korku. 2. Yağmacı, çapulcu. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
NEHİR: (Ar.) Ka. Akarsu, ırmak. Çok bol su.
NEHİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Nehir).
NEHRİ: (Ar.) Er. Nehirle ilgili, ne
hire ait.
NEJAD: (Fars.) Er. Soy, nesil.
NEMA: (Ar.) Ka. 1. Artma, çoğalma. 2. Büyüme, uzanma. 3. Faiz.
NEMİR: (Ar.) Ka. Taüı su. NEMRUD: (Ar.) Er. Babil'in kurucusu olduğu sanılan hükümdar. M.Ö. 2640'ta yaşamış Hz. İbrahim'i ateşe attırmıştır. Babil kulesinin onun zamanında yapıldığı söylenmektedir. İsim olarak kullanılmaz.
NEPTÜN: (Lat.) Er. Güneşe yakınlığı 8. sırada olan gezegen.
NERGİS:(Fars.) Ka. Nergisgillerden çiçekleri ayrı veya bir köksap üzerinde şemsiye vaziyetinde bulunan ve beyaz san nevilesi de olan bir süs çiçeği.
NERİM: (Fars.) Er. Pehlivan, yiğit, bahadır.
NERİMAN: (Fars.) Ka. (bkz. Nerim). Rüstem'in dedesi olan Şam'ın babası.
NERMİ: (Fars.) Er. Yumuşak, gevşeklik.
NERMİN: (Fars.) Ka. Yumuşak. NESEFİ: (Ar.) Er. Yapı ustası.
NESİB: (Ar.) Er. Soylu, soyu temiz baba.
NESİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Nesib).
NESİF: (Ar.) Er. İki kişi arasında olan sır.
NESİL: (Ar.) Er. Aynı çağda, aynı yaşta bulunan kimselerin tümü, kuşak.
NESlM: (Ar.) Er. 1. Hafif rüzgar. 2. Hoş, mülayim insan.
NESİME: (Ar.) Ka. (bkz. Nesim). NESLİ: (Ar.) Ka. Nesle ait, soya ait.
NESLlGÜL: (a.f.i.) Ka. Gül soyu, gül gibi güzel soydan gelen.
NESLİHAN: (a.f.i.) Ka. Han nesline ait, hanın soyundan.
NESLİŞAH: (a.f.i.) Ka. Şah soyundan gelen.
NESRİN: (Fars.) Ka. Yaban gülü Ağustos gülü. Mısır gülü. Van gülü. NEŞTERİN: (Fars.) Ka. Ağustos gülü, yaban gülü.
NEŞAT: (Ar.) Er. Sevinç, neşe, şenlik, keyif. İran şairlerinden birisinin adı.
NEŞET: (Ar.) Er. 1. Meydana gelme, gelişme. 2. Kaynak olma, bir mecradan çıkış. Neşet: 19. yy. Türk şairlerinden biri.
NEŞE: (Ar.) Ka. Neşe keyif, sevinç. Az sarhoşluk, çakırkeyif. NEŞECAN: (a.t.i.) Ka. Canın neşesi, mutluluğu.
NEŞEGÜL: (a.f.i.) Ka. (bkz. Neşe).
NEŞENUR: (Ar.) Ka. Işık saçan neşe, sevinç. (bkz. Neşe).
NEŞEVER: (a.t.i.) Ka. Çok neşeli.
NEŞİD: (Ar.) Er. (bkz. Neşide).
NEŞİDE: (Ar.) Ka. Manzum şiir. Atasözü derecesinde kullanılan meşhur beyit veya mısra.
NEŞVE: (Ar.) Ka. Sevinç.
NEVA: (Fars.) Ka. 1. Ses, şada, makam, ahenk, name. 2. Refah, zenginlik. Güç, kudret. 3. Doğu müziğinde bir makam.
NEVADİR: (Ar.). Az bulunan şeyler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVÂL: (Ar.). 1. Talih, kısmet. 2. Bahşiş, bağış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVAZ: (Fars.) Er. Okşayan, okşayıcı.
NEVBAHAR: (Fars.) Ka. İlkbahar. Yeni bahar.
NEVBAHT: (f.a.i.) Ka. Yeni şansı açılmış, şansı açık.
NEVBAR: (Fars.) Ka. 1. Genç kız. 2. Turfanda çıkan meyve ve çiçek.
NEVBARE: (Fars.) Ka. Turfanda yemiş. Taze yeşillik.
NEVCİ: (Fars.) Er. Makam, ahenk ve nasip ile ilgili. Ali Şakir'in lakabı.
NEVCİVAN: (Fars.) Er. Genç, delikanlı.
NEVEDA: (Fars.) Ka. Yeni tavır, yeni eda. "Nev" ve "eda" kelimelerinden birleşik isim.
NEVESER: (Fars.). Türk müziğinde birleşik bir makam. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVFEL: (Ar.) Er. Deniz. (bkz. Derya). Sahabe isimlerindendir.
NEVGÜL: (Fars.) Ka. Yeni açılmış gül.
NEVHAYAT: (f.a.i.) Ka. Yeni hayat, yeni yaşam.
NEVHİZ: (Fars.) Er. Genç. Yeni yetişmiş, yeni çıkmış.
NEVİDE: (Ar.) Ka. İyi, sevinçli haber.
NEVİN: (Fars.) Ka. Yepyeni, yeni şey, yeni olan.
NEVİNUR: (Fars.) Ka. Renk ışık.
NEVİR: (Ar.) Ka. 1. Parlaklık. 2. Ağaç çiçeği.
NEVİT: (Fars.) Er. İyi, sevinçli haber, müjde.
NEVNİHAL: (Fars.) Ka. Taze fidan, ağacın taze sürgünü.
NEVRA: (Ar.) Ka. 1. Işıklı olma, parlaklık. 2. Çiçek, özellikle beyaz çiçek.
NEVRED: (Fars.). Gezen, dolaşan, yol alan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVREDDİN: (Ar.) Er. Dinin ışığı, aydınlığı. Türk dil kuralına göre "dA" olarak kullanılır.
NEVRES: (Fars.). Yeni yetişen, yeni biten. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVRESTE: (Fars.) Ka. (bkz. Nevres).
NEVRİYE: (Ar.) Ka. Işıkla, parlaklıkla, aydınlıkla ilgili.
NEVRUZ: (Fars.) Ka. 1. Yeni gün. 2. İlkbahar başlangıcı. 3. Türk müziğinin makamlarından.
NEVSAL: (Fars.) Er. Yeni yıl.
NEVSALE: (Fars.) Ka. Genç, taze, küçük.
NEVŞAH: (Fars.) Er. 1. Yeni dal. 2. Yeni bitmiş .geyik boynuzu.
NEVZAD: (Fars.) Er. Yeni doğmuş. Yeni doğan. Türk dil kuralı açısın dan "d/t" olarak kullanılır.
NEVZAR: (Fars.). Yeni ağlayış, ağlaması güzel olan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEVZENİN: (Fars.). Yeni tarz yeni yöntem. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NEYYİR: (Ar.) Er. Nurlu, parlak. Işıklı cisim. Güneş.
NEYYİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Neyyir).
NEYZEN: (Fars.) Er. Ney çalan kimse.
NEZAFET: (Ar.) Ka. Temizlik, paklık.
NEZÂHAT: (Ar.) Ka. Temizlik, paklık. İncelik, rikkat.
NEZÂKET: (Fars.) Ka. 1. Naziklik., 2. Zariflik, incelik. 3. Terbiye. 4. Ehemmiyet.
NEZİH: (Ar.) Er. Temiz, pak.
NEZİHE: (Ar.) Ka. (bkz. Nezih).
NEZİHİ: (Ar.) Er. Temizlik, saflık, incelikle ilgili.
NEZİR: (Ar.) Er. 1. Birini doğru yola (Sıratı Müstakim'e) yöneltmek için Allah'ın azabıyla gözdağı verecek korkutmak. 2. (Fıkıh'ta) Adak, dilek, tahsis. 3. Kendisini Allah yoluna adayan kişi. Kur'an'da 40'tan fazla yerde geçmektedir. Hz. Peygamberin isimlerinden.
NEZİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Nezir).
NEZZAM: (Ar.) Er. Nizam veren düzenleyen.
NİDA: (Ar.) Ka. 1. Çağırma, bağırma, seslenme. 2. Ses verme.
NİGAH: (Fars.) Ka. 1. Bakış, bakma. 2. Göz.
NİGAR: (Fars.) Ka. 1. Resim. 2. Resmedilmiş, resmi yapılmış. Put. 3. Sevgili. 4. Türk musikisinde bir makam. Nigar Hanım: Meşhur kadın şairlerdendir. Osman Paşa'nın kızıdır.
NİHAD: (Fars.) Er. Tabiat huy, yaratılış, kişilik, bünye. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
NİHAL: (Fars.) Ka. 1. Sevgili. 2. Taze, düzgün fidan, sürgün.
NİHALE: (Ar.) Ka. 1. Yeni yetişmiş, düzgün, fidan. 2. Avcı, korkuluğu. 3. Döşeme, döşenecek şey.
NİHAN: (Fars.) Ka. Gizli, saklı. Bulunmayan, görünmeyen.
NİHAVEND: (Fars.) Ka. 1. İran'ın batı yöresinde ünlü bir kent. 2. Musikide bir makam.
NİHAYET: (Ar.). 1. Son. Sonunda. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NİJAD: (Fars.) Er. Soy, nesil, neseb. Tabiat, cibilliyet, (bkz. Nejad).
NİKÂN: (Fars.) İyiler, hoşlar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NİKBİN: (Fars.) Ka. İyimser.
NİKHU: (Fars.) İyi huylu, huyu güzel. Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.
NİL: (Ar.) Ka. 1. Çivit otu. 2. Mısır'dan geçen Akdeniz'e dökülen meşhur nehir.
NİLAY: (Ar.) Ka. İki nil. Seyhan ve Ceyhan nehirleri. Fırat ve Dicle nehirleri.
NİLGÜN: (Fars.) Ka. Çividî, çivit renginde, lacivert.
NİLHAN: (Ar.) Ka. Nil havzası hanlarından.
NİLSU: (Tür.) Ka. (bkz. Nil).
NİLÜFER: (Fars.) Ka. Çiçek adı.
NİMET: (Ar.) Ka. 1. İyilik, lütuf, ihsan, bahşiş. 2. Azık, yiyeceğe, içeceğe dair şeyler. 3. Saadet, mutluluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NİMETULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın nimeti.
NİMRE: (Ar.) Ka. Dişi kaplan.
NİSA: (Ar.) Ka. 1. Kadınlar. 2. Kur'anı Kerim'in 4. suresi.
NİSAN: (Süry.) Ka. 1. Bolluk, bereket, cömertlik. 2. İlkbaharın 4. ayı. 3. Sur.
NİŞAN: (Fars.) Er. 1. İm, iz, belirti. 2. Amaç, hedef. 3. Tuğra, madalya.
NİŞANBEY: (f.t.i.) Er. (bkz. Nişan).
NİYAZ: (Fars.) Er. 1. Yalvarma, yakarma. Dua. 2. Bazı tarikatlarda küçüğün büyüğe karşı olan selam, saygı ve duası. 3. İhtiyaç, muhtaçlık.
NİYAZİ: (Fars.) Er. 1. (bkz. Niyaz). 2. Yalvancı, niyaz edici. Sevgili. Türk mutasavvıflarından birisi. 18. yy .'da yaşamıştır.
NİZAM: (Ar.) Er. l.TDizi, sıra. Düzen, usul, tertip, yol, kaide. 2. Kanunlar. 3. Hindistan'daki küçük devletlerin hükümdarlığı. Nizamüddin: Dinin nizamı, düzeni. Dilimizde "Nizamettin" olarak kullanılır.
NİZAMİ: (Ar.) Er. 1. Usulüne uygun, terkipli, düzenli. 2. Kanun ve nizama ait, onunla ilgili. Nizami; İran'ın en büyük şairlerinden olup, Genceli'dir.
NUH: (Ar.) Er. Nuh peygamber. Kur'anı Kerim'de ismi geçen 25 peygamberden baştan 3. sırada gelen kişi. Zamanında Nuh tufanı olmuştur. Kur'anı Kerim'in 71. suresinin adı.
NUHAYLE: (Ar.) Er. İrak'ta, Kufe'ye yakın bir mevki.
NUHBE: (Ar.) Ka. Herşeyin seçilmişi, seçkin, seçilmiş, aydınlanmış.
NUHCAN: (a.t.i.) Er. (bkz. Nuh).
NUHİ: (Ar.) Er. Nuh'a ait, Nuh ile ilgili. Pek eski.
NUMAN: (Ar.). 1. Kan. 2. Gelincik. Hanefi Mezhebi'nin imamı, Nu'man b. Sabit.
NUR: (Ar.) Ka. 1. Aydınlık, parıltı, parlaklık, niran. 2. Mekke'deki Hıra dağı. Işığın bir şeye yansımasından meydana gelen parlaklık. Zünnureyn: Hz. Peygamberin 2 kızıyla evlendiği için Hz. Osman'a verilen unvan, onur sahibi. Kur'anı Kerim'in 24. suresinin adı.
NURAL: (a.ti.) Ka. Nur, ışık al, ışıklı ol.
NUR ALEM: (Ar.) Ka. Evrenin nuru, alemi aydınlatan.
NUR ALP: (a.t.i.) Er. Nurlu, yiğit.
NURAN: (Fars.) Ka. Işıklı. Nurlu, nura ait.
NURANİ: (Fars.) Er. Işıklı, ışık saçan. Saygı uyandıran, nurlu. NURATAY: (a.ti.) Er. (bkz. Nuralp).
NURAY: (a.t.i.) Ka. Işık saçan ay. Ayın en çok ışık saçtığı dönem.
NURBAKİ: (Ar.) Er. Sürekli aydınlık olan, nurlu sabah.
NURBANU: (a.f.i.) Ka. Nur yüzlü hanım, gelin, prenses. Nur ve banu'dan birleşik isim.
NURBAY: (a.ti.) Er. Nurlu, aydınlık kimse.
NURCAN: (a.t.i.) Ka. Canlı, neşeli, hayat dolu.
NURCİHAN: (a.f.i.) Ka. Cihan'm nuru, ışığı. Dünyaya ışık saçan. TürkHind imparatoru Cihangir'in zevcesi.
NURCİVAN: (a.f.i.) Er. 1. Parlak, neşeli, genç. 2. Mert, gözüpek, genç.
NURÇİN: (a.f.i.) Ka. Nur toplayan, ışık derleyen,
NURDAĞ: (a.t.i.) Er. Nurdağı, Nurdan dağ.
NURDAN: (a.ti.) Ka. Nur'a ait, nurdan yapılmış.
NURDANAY: (a.t.i.) Ka. (bkz. Nurdan).
NURDİL: (a.f.i.) Ka. Nurlu, ışıklı gönül.
NURDOĞAN: (a.ti.) Ka. Nurlu insan.
NUREDDİN: (Ar.) Er. Dinin nuru, ışığı.
NUREFŞAN: (a.f.i.) Ka. Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan. Nur ve efşan kelimelerinden birleşik isim.
NUREL: (a.t.i.) Ka. Nurlu el.
NURER: (a.ti.) Er. Nurlu insan.
NURERSİN: (a.t.i.) Er. (bkz. Nurer).
NURFER: (a.f.i.) Ka. Işık ve aydınlık.
NURFİDAN: (a.f.i.) Ka. Taze ve pml pml genç, zarif hanım.
NURGÖK: (a.ti.) Ka. Nurlu, aydınlık gökyüzü.
NURGÜL: (Fars.) Ka. Gülün en parlak olanı.
NURGÜN: (a.t.i.) Ka. 1. Nurlu gün, ışıklı gün. 2. Günün ve bütün hayatın nurlu parlak olması.
NURHAN: (a.t.i.) Ka. Nur"un yöneticisi, hakimi.
NURHİLAL: (Ar.) Ka. (bkz. Nuray).
NURİ: (Ar.) Er. Nura ait, nurla ilgili.
NURİNİSA: (Ar.) Ka. Nurlu kadın.
NURIŞIK: (a.t.i.) Ka. Bol ışık, aydınlık.
NURİYYE: (Ar.) Ka. Rufai tarikatı şubelerinden biri.
NURKAN: (a.t.i.) Er. Temiz, berrak oydan gelen.
NURKUT: (a.t.i.) Er. (bkz. Nurkan).
NURMAH: (Fars.) Ka. Işıklı ay, ay gibi güzel ve nurlu.
NURMELEK: (Ar.) Ka. (bkz. Melek).
NURNİGAR: (a.f.i.) Ka. Işıklı, aydınlık, sevgili.
NUROL: (a.t.i.) Er. Nurlu ol, ışıklı ol.
NURPERl: (a.f.i.) Ka. Işıklı, peri kadar güzel.
NURSABAH: (Ar.) Ka. Aydınlık sabah.
NURSAÇ: (a.t.i.) Ka. Işık saç, aydınlat
NURSAL: (a.t.i.) Er. Işık saç, aydınlat
NURSEL: (a.t.i.) Ka. Nur, ışık seli akışı.
NURSELİ: (a.t.i.) Ka. (bkz. Nursel).
NURSEMA: (Ar.) Ka. Işıklı, aydınlık gökyüzü.
NURSEN: (a.t.i.) Ka. Nurlu, ışıklı, kişi, insan.
NURSENİN: (a.t.i.) Ka. (bkz. Nursen).
NURSER: (a.f.i.) Ka. Nurlu, aydınlık, münevver kafalı insan.
NURSEREN: (Ar.) Ka. (bkz. Nurser).
NURSEV: (a.ü.) Ka. Işığı sev.
NURSEVİL: (a.t.i.) Ka. (bkz. Nursev).
NURSlM: (Fars.) Ka. Aydınlık ve gümüş gibi parlak.
NURSİMA: (Fars.) Ka. Işıklı, aydınlık yüz.
NURSİNE: (Fars.) Ka. Işıklı, aydınlık yürek.
NURSU: (a.t.i.) Ka. Nurlu su.
NURSUN: (a.t.i.) Ka. (bkz. Nurser).
NURŞAH: (Fars.) Er. Parlak hükümdar.
NURSEN: (Fars.) Ka. Çok çok ışıklı, neşeli insan.
NURTAÇ: (a.t.i.) Er. Nurdan taç.
NURTAN: (a.t.i.) Er. Işıklı tan.
NURTANE: (a.ti.) Ka. Nurlu, biricik insan.
NURTEK: (a.ti.) Ka. (bkz. Nurtane).
NURTEKİN: (a.t.i.) Er. Aydın ve güvenilir, emin.
NURTEN: (a.t.i.) Ka. Beyaz, parlak, ten.
NURULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın nuru.
NURVER: (a.t.i.) Ka. (bkz. Nursun).
NUR VEREN: (a.t.i.) Ka. (bkz. Nursun).
NURZAT: (Tür.) Er. Nurlu, aydınlık kişi.
NURZEN: (a.f.i.) Ka. Nurlu, ışıklı kadın.
NURZER: (Ar.) Ka. Altın gibi parlak ışık, altın ışık.
NUSRET: (Ar.). 1. Yardım. 2. Allah'ın yardımı. 3. Zafer, muzafferiyet. Basan, üstünlük. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NUSRETTİN: (Ar.) Er. 1. Dinin yardım ettiği. 2. Dinin başarılı temsilcisi.
NUŞAT: (Fars.) Er. İçkiden sarhoş olmuş, mest olmuş.
NUŞİN: (Fars.) Er. Tatlı, hoş, güzel.
NUŞİREVAN: (f.h.i.) Er. İran'da 531579 yıllan arasında hükümdarlık etmiş ve doğruluğuyla şöhret bulmuş olan Sasani Şahı, "adil" lakabıyla anılır.
NUTKİ: (Ar.) Er. Söz, lakırdı, konuşma. Nutuk, söylev, söyleyen.
NUYAN: (Fars.) Er. Şehzade, prens.
NÜKHET: (Ar.) Ka. 1. Nükteler, herkesin anlayamayacağı ince, zarif, manalı sözler. 2. Koku.
NÜVE: (Ar.). Çekirdek. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NÜVEYT: (Ar.). Çekirdekçik. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
NÜVİD: (Fars.) Ka. Müjde, muştu. Hayırlı haber. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Türk dil kuralı açısından son harf olan "d/t" olarak kullanılır.
NÜVİDE: (Fars.) Ka. (bkz. Nüvid).
NÜZHET: (Ar.). 1. Neşe, eğlence, eğlence yerlerini seyredip gezme. 2. Sevinç, ferahlık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
Logged
SF 刀ムフo尺 'diyor Ki!
^~¿•¿..Merak edilecek bir yanım yok, Sıradan biriyim. Bahsedilecek kadar özel, Bahsi edilmeyecek kadar eskiyim.  ¿•¿`~
SosyeteForum
Anahtar Kelime
*
Offline

Mesajlar: 17497


View Profile
Re: N-O-Ö-P ile başlayan isimler
« Posted on: 05 Aralık 2008, 01:22:40 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: N-O-Ö-P ile başlayan isimler oyunları, N-O-Ö-P ile başlayan isimler programı, N-O-Ö-P ile başlayan isimler oyunu indir, N-O-Ö-P ile başlayan isimler program yükle, N-O-Ö-P ile başlayan isimler download, N-O-Ö-P ile başlayan isimler hikayeleri, N-O-Ö-P ile başlayan isimler resimleri, N-O-Ö-P ile başlayan isimler haber, N-O-Ö-P ile başlayan isimler yükle, N-O-Ö-P ile başlayan isimler videosu, N-O-Ö-P ile başlayan isimler msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
12 Haziran 2008, 19:30:35
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17316
Açtığı Konular :8639




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 31389
Rep Puanı 2336948

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Offline
« Yanıtla #1 :»

O ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

OBA: (Tür.) Er. 1. Çadırlarda yaşayan göçebe ailelerin meydana getirdiği topluluk. 2. Genellikle bölmeli göçebe cadın. 3. Yabancı. 4. Zeka ya da yetenekleri olağanüstü işler başaracak kadar üstün olan kimse, dahi. 5. Ova.
OBUZ: (Tür.) Er. 1. Su kaynağı. 2. Akarsulardan oluşan küçük derecik. 3. İki derenin birleştiği dar yer. 4. Karların erimesiyle oluşan ufak dere.
ODHAN: (Tür.) Er. Atak, hareketli ve canlı lider.
ODKAN: (Tür.) Er. 1. Canlı, coşkulu kimse. 2. Ateş kanlı. 3. Atak. Delidolu
ODMAN: (Tür.) Er. Ateş gibi canlı, coşkulu, hareketli kimse.
OFLAS: (Tür.) Er. (bkz. Oflaz).
OFLAZ: (Tür.). 1. İyi, güzel, eksiksiz, tam. 2. Gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen. 3. Becerikli. 4. Eflatun rengi. 5. İşe yarar uygun. 6. Cesur kabadayı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OFLAZER: (Tür.) Er. Oflaz er. Gürbüz, becerikli, eksiksiz, yiğit.
OĞAN: (Tür.). (bkz. Okan).
OGANER: (Tür.) Er. Oğan er.
OGÜN: (Tür.). Anımsanan belirli bir günde doğan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OGANER: (Tür.) Er. Oğan er. OĞANSOY: (Tür.) Er. Oğan soy.
OĞUÇ: (Tür.) Er. 1. Oymak. Hısım, akraba. 2. Bereket.
ÖĞÜR: (Tür.) Er. 1. Uğur. 2. Samimi, içten dost. 3. Bir şey yapabilmek için ele geçen zaman ya da elverişli durum.
OĞURALP: (Tür.) Er. Samimi, içten yiğit.
OĞURATA: (Tür.) Er. Uğurlu ata.
OĞUŞ: (Tür.) Er. Erkek çocuk.
OĞUZ: (Tür.) Er. 1. Mübarek, saf ve iyi yaratılışlı. 2. Genç, sağlam, güçlü. 3. Anlayışı kıt, bön. 4. Köylü. Tosun. 5. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.
OĞUZ ALP: (Tür.) Er. Oğuz boyundan, yiğit, savaşçı.
OĞUZ ATA: (Tür.) Er. 1. Oğuz'a mensup, güçlü yiğit baba. 2. Oğuz kahramanı.
OĞUZBALA: (Tür.) Er. 1. Oğuz çocuğu. 2. Yiğit gürbüz çocuk.
OĞUZBAY: (Tür.) Er. Oğuz bay.
OGUZCAN: (Tür.) Er. Oğuz can.
OĞUZER: (Tür.) Er. Oğuz er.
OĞUZHAN: (Tür.) Er. 1. Yiğit han, hakan. 2. Oğuz boylarının efsanevi kahramanı.
OĞUZKAN: (Tür.) Er. Damarlarında Oğuz kanı taşıyan.
OĞUZMAN: (Tür.) Er. Güçlü, sağlam, iyi yürekli, dost kimse.
OĞUZTAN: (Tür.) Er. Görkemli, aydınlık.
OĞUZTÜZÜN: (Tür.) Er. 1. Sağlam, yiğit. 2. Yumuşak huylu, sakin.
OKAN: (Tür.) Er. 1. Anlayışlı. Anlama, öğrenme. 2. Tanrı, oğuz.
OKANALP: (Tür.) Er. 1. Anlayışlı yiğit. 2. Tanrısal gücü olan yiğit.
OKANAY: (Tür.) Er. Okan ay.
OKANDAN: (Tür.) Er. Tanrı'dan gelen, Tann'nın verdiği.
OKANER: (Tür.) Er. (bkz. Okanalp).
OKATAN: (Tür.) Er. Ok atan.
OKATAY: (Tür.) Er. Ok atay.
OKAY: (Tür.). 1. Baht, talih, şans. 2. Bahtlı, talihli. 3. Beğenme. 4. Satürn gezegeni. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OKBAŞ: (Tür.) Er. Ok baş.
OKBOĞA: (Tür.) Er. Hızlı ve boğa gibi güçlü.
OKBUDUN: (Tür.) Er. Birlik içinde olan. Dürüst soya mensup.
OKCAN: (Tür.) Er. Canlı, hareketli canı tez.
OKÇUN: (Tür.) Er. Uzak, öte, uzakta bulunan.
OKDAĞ: (Tür.) Er. Ok dağ.
OKDEMİR: (Tür.) Er. 1. Demir gibi sağlam ve atak. 2. Demirden yapılmış ok.
OKER: (Tür.) Er. Hızlı, canlı, hareketli kimse.
OKERGÜN: (Tür.) Er. Ok ergin.
OKGÜÇ: (Tür.) Er. Ok gibi güçlü ve hızlı.
OKHAN: (Tür.) Er. Hızlı, atak ve güçlü lider, han.
OKKAN: (Tür.) Er. Ok kan.
OKMAN: (Tür.) Er. 1. Ok gibi hızlı, güçlü kimse. 2. Okçu. Kemankeş.
OKSAL: (Tür.) Er. Ok sal.
OKSALMIŞ: (Tür.) Er. Ok atmakla meşhur.
OKSAR: (Tür.) Er. Ok atışına hazırlan.
OKSAY: (Tür.) Er. Ok ve Say'dan birleşik isim.
OKSEV: (Tür.) Er. Ok ve Sev'den birleşik isim.
OKSEVEN: (Tür.) Er. Ok seven.
OKSU: (Tür.) Er. Hızlı ve düzenli akan su.
OKŞAK: (Tür.) Er. 1. Benzeyiş. 2. Benzeyen, andıran.
OKŞAN: (Tür.) Ka. Daima övülen, beğenilen insan ol.
OKTAN: (Tür.) Er. Ok tan. tty& OKTAR: (Tür.) Er. Ok tar. 110
OKTAY: (Tür.) Er. Öfkeli, sinirli, kızgın.
OKTUĞ: (Tür.) Er. Ok tuğ.
OKTUNA: (Tür.)Er. Oktuna.
OKTÜRE: (Tür.) Er. Ok türe.
OKTÜREMİŞ: (Tür.) Er. Ok türemış.
OKUŞ: (Tür.) Er. 1. Zeka, akıl, anlayışlılık (Öküs'ten). 2. Çağn, davet.
OKUŞLU: (Tür.) Er. Zeki, akıllı, anlayışlı.
OKUTAN: (Tür.) Er. Eğitici, öğretmen.
OKUTMAN: (Tür.) Er. Okutan, öğreten, öğretmen.
OKUYAN: (Tür.) Er. 1. Okumayı seven. 2. Çağıran, davet eden.
OKYALAZ: (Tür.) Er. Ateş gibi canlı ve çabuk.
OKYAN: (Tür.) Er. Ok yan.
OKYANUS: (Yun.) Ana karaları birbirinden ayıran büyük deniz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OKYAR: (Tür.) Er. Ok yar.
OKYAY: (Tür.) Er. Ok yay.
OLCA: (Tür.) Savaşta düşmandan ele geçirilen mal, ganimet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OLCAY: (Tür.) Ka. Baht, talih, ikbal.
OLCAYTU: (Tür.) Er. Bahüı, şanslı, talihli.
OLCAYTUĞ: (Tür.) Er. (bkz. Olcaytu). , ,
OLCUM: (Tür.) 1. Eli işe yatkın, becerikli, usta. 2. Kendini olduğundan üstün gösteren. 3. Hekimlik taslayan kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OLDAÇ: (Tür.) Er. Şişman, büyümeye, gelişmeye elverişli olan.
OLGAÇ: (Tür.) Er. Olgun, yetişkin, iyi gelişmiş.
OLGUN: (Tür.) Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OLGUNA Y: (Tür.) Olgunay, dolunay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır
OLGUNER: (Tür.) Er. Olgun er. Yetişmiş, iyi gelişmiş kimse.
OLGUNSOY: (Tür.) Er. Tanınmış
soydan gelen. / « * >•.
OLGUNSU: (Tür.) Er. Olgunsu OLSAR: (Tür.) Er. Adın duyulsun.
OMAÇ: (Tür.) Hedef, gaye, amaç. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OMAY: (Tür.) 1. Seçkin, seçilmiş. 2. Özet, öz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ONAR: (Tür.) Daha iyi bir duruma giren, muüu olan. Hastalıktan, dertten kurtulan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ONARAN: (Tür.) Er. 1. Düzelten, yararlı bir duruma getiren. İyileştiren, tedavi eden. 2. Başaran, bitiren.
ONAT: (Tür.) 1. İyi, güzel, düzgün. 2. İyi yaratılışlı. 3. Doğru, dürüst nitelikli. 4. Kolay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ONATKAN: (Tür.) Er. Onat kan.* Temiz, dürüst soydan gelen.
ONATSÜ: (Tür.) Er. Güzel, dürüst asker. Nitelikli asker.
ONAY: (Tür.). Uygun bulma, onaylama. Uygun yerinde. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ONBULAK: (Tür.) Er. On bulak.
GAR: (Tür.) Er. Kurtuluş. :;^nn
ONGAY: (Tür.) Er. Kolay.
ONGU: (Tür.) Ka. 1. Gönül rahatlığı, mutluluk, sağlık. 2. Bayındırlık, gelişmişlik.
ONGUN: (Tür.) 1. Eksiksiz, tam. 2. Verimli, bol, Bayındır. 3. Kutlu, uğurlu, beğenilen. 4. Kurtulmuş, onmuş. 5. Gelişmiş, gürbüz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ONGUNALP: (Tür.) Er. Kutlu, uğurlu, beğenilen yiğit.
ONGUNER: (Tür.) Er. Gelişmiş, gürbüz genç.
ONGUNSU: (Tür.) Er. Bol ve gür akan su.
ONGUNER: (Tür.) Er. Ongüner.
ONGÜNEŞ: (Tür.) Er. Ongüneş.
ONUK: (Tür.) Er. Sevgili, aziz.
ONUKER: (Tür.) Er. Onuk er. Sevilen, sevgili insan, saygı değer.
ONUKTEKİN: (Tür.) Er. Sevilen, sayılan güvenilir, emin insan.
ONUL: (Tür.) İyileş, iyi ol, sağlıklı ol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ONULTAN: (Tür.) Er. İyileştiren, düzelten, sağlığına kavuşturan.
ONUR: (Tür.) Er. 1. İnsanın kendisine karşı duyduğu saygı. 2. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı değer, şeref.
ONURAD: (Tür.) Er. Onuruyla tanınmış ad.
ONURAL: (Tür.) Er. Şan, şeref kazan.
ONURALP: (Tür.) Er. Onuruyla tanınmış kimse. Yiğit ve onurlu.
ONURHAN: (Tür.) Er. Onurlu han, hükümdar.
ONURKAN: (Tür.) Er. Onurlu, soylu kandan gelen.
ONURSAL: (Tür.) Er. Onurla ilgili. Saygı için verilen san.
ONURSAN: (Tür.) Er. Onuruyla tanınmış, şerefli.
ONURSAY: (Tür.) Er. Onur say. ONURSEV: (Tür.) Er. Onur sev.
ONURSOY: (Tür.) Er. Onurlu soydan gelen.
ONURSU: (Tür.) Er. Onur su. ONURSÜ: (Tür.) Er. Onurlu asker.
ORAK: (Tür.) Er. 1. Ekin biçme zamanı, hasat. 2. Ekin biçme aracı.
ORAL: (Tür.) Er. Kuleyi, şehri ele geçir, zaptet.
ÖR ALMIŞ: (Tür.) Er. Kale, şehir almış.
ORAN: (Tür.) Er. 1. Ölçü, nispet, derece. Ölçülü, hesaplı. 2. Tahmin. 3. Anlayışlı. 4. Abartma, abartı. 5. Özel işaret, nişan.
ÖRAY: (Tür.) 1. Ateş gibi kızıl renkte ay. 2. Şehirli, şehirde yaşayan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ORBAY: (Tür.) Er. Ordu komutanı. Ordu beyi.
ORBEK: (Tür.) Er. Şehir beyi.
ORBEY: (Tür.) Er. Bekçi muhafız.
ORCAN: (Tür.) Er. 1. Bey can. 2. Üstün, kıdemli kişi.
ORCANER: (Tür.) Er. (bkz. Orcan).
ORÇUN: (Tür.) Er. Ardıllar, halefler.
ORGUN: (Tür.) Er. Gizli saklı.
ORGUNALP: (Tür.) Er. Orgun alp.
ORGUNTAY: (Tür.) Er. Orgun tay.
ORGÜL: (Tür.) Ka. Ateş gibi kırmızı renkte gül.
ÖRGÜN: (Tür.) Er. Sıcak gün.
ORGUNALP: (Tür.) Er. Örgün alp.
ORHAN: (Tür.) Er. Şehrin yöneticisi, hakimi. Orhan Gazi: Osmanlı imparatorluğunun ikinci padişahı.
ORHON: (Tür.) Er. (bkz. Orhun).
ORHUN: (Tür.) Er. 1. Orta Asya'da bir ırmak. 2. Orta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı. 3. Yüksek, yüce Hun anlamında.
ORKAN: (Tür.) Er. Ör kan. ORKİDE: (Fran.) Ka. Çiçeklerinin güzelliği nedeniyle seralarda yetiştirilen değerli bir süs bitkisi.
ORKUN: (Tür.) Er. (bkz. Ör hun).
ORKUT: (Tür.) Er. Kutlu, uğurlu şehir.
ORKUT A Y: (Tür.) Er. Ör kut ay.

ORTAÇ: (Tür.) Er. 1. Tepe, ozanların bulunduğu. 2. Mirasçı. 3. Veliaht. 4. Sıfat fiiller.
ORTAN: (Tür.) Er. Ateş renginde kızıl tan.
ORTANCA: (Tür.) 1. Pek çok türü bulunan süs bitkisi. 2. Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasındaki kardeş. İsim olarak kullanılmaz.
ÖRTÜN: (Tür.) Er. Ortanca kardeş.
ORTUNÇ: (Tür.) Er. Ateş renginde tunç.
ORUÇ: (Tür.) Er. İslam'ın beş şar
tından birisidir. Tan yerinin ağarmasından güneş batana kadar Allah nzası için yiyip içmekten cinsi münasebetten sakınmak. İbadet. Savm. Oruç Reis; Önceleri Cezayir'de olup daha sonra Osmanlı donanmasına katılan ünlü denizci.
ORUK: (Tür.) Er.l. Aile, oymak. Göçmen olarak gelip bir yere yerleşen. 2. Yol, çare, imkan.

ORUN: (Tür.) Er. 1. Özel, yer. Önemli bir görevlinin çalıştığı yer, makam. 2. Gizli, habersiz. 3. Huy, yaratılış.
ORUS: (Tür.) Er. Eski uygur adlanndandır. "Talih, baht, saadet" anlamındadır.
ORUZ: (Tür.) Er. Düşün, düşünce.
OSKAN: (Tür.) Er. Akıllı.
OSKAY: (Tür.) Neşeli, mutlu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OSMAN: (Ar.) Er. 1. Bir tür kuş ya da ejderha. 2. Hz. Muhammed (s.a.s)'in damadı ve Hz. Ömer'den sonra devlet başkanı olan III. halife. 3. Osmanlı devletinin kurucusu, Osman Gazi.
OTAC: (Tür.). Hekim, doktor. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OT ARAN: (Tür.) Er. Hayvanları otlatan çoban.
OT AY: (Tür.) Ateş renginde ay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OYA: (Tür.) Ka. 1. Genellikle ipek ibrişim kullanılarak iğne, mekik, tığ ya da firkete ile yapılan ince dantel. 2. İnce, güzel, nazik.
OYAL: (Tür.) Oy al. Erkek ve kadin adı olarak kullanılır.
OYALP: (Tür.) Er. Oy alp.
OYANALP: (Tür.) Er. Oğan alp. Güçlü yiğit.
OYHAN: (Tür.) Er. Oy han.
OYKAN: (Tür.) Er. Oy kan. OYKUT: (Tür.) Er. Oy kut.
OYLUM: (Tür.) 1. Vadi, koyak. Çukur, oyuk. 2. Bir cismin uzayda kapladığı boşluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OYMAN: (Tür.) Er. Görüş, düşünce sahibi.
OYTUN: (Tür.) 1. Kutsal, mübarek. 2. Beğenilen, güzel yer. Alçak yer, ova. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OYTUNÇ: (Tür.) Er. Oy tunç.
OYUM: (Tür.) Oymak işi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
OZAN: (Tür.) Er. 1. Şiir yazan, şair. Halk şairi. 2. Şakacı, tatlı, güzel konuşan.
OZANALP: (Tür.) Er. Şiir söyleyen tatlı dilli yiğit.
OZANER: (Tür.) Er. Ozan er.
OZANSOY: (Tür.) Er. Güzel konuşan, şiir yazan bir soydan gelen.
OZANSÜ: (Tür.) Er. Güzel konuşan, şiir yazan asker.
OZGAN: (Tür.) Er. Öne geçen, kazanan, başarılı.
Logged
SF 刀ムフo尺 'diyor Ki!
^~¿•¿..Merak edilecek bir yanım yok, Sıradan biriyim. Bahsedilecek kadar özel, Bahsi edilmeyecek kadar eskiyim.  ¿•¿`~
12 Haziran 2008, 19:30:50
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17316
Açtığı Konular :8639




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 31389
Rep Puanı 2336948

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Offline
« Yanıtla #2 :»

P ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

PADİŞAH: (Fars.) Hükümdar.
PAHA: (Tür.) Değer, fiat, eder, tutar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PAKALIN: (f.ti.) Er. Dürüst, doğru iyi tanınmış kimseler.
PAKAN: (Fars.) Er. 1. Temizler, anlar. 2. Veliler, ermişler, evliya.
PAKEL: (f.t.i.) Er. İyi işler yapan, doğru kimse.
PAKER: (f.ti.) Er. Temiz, dürüst, iyi kimse.
PAKİZE: (Fars.) Ka. Temiz, saf, halis, lekesiz.
PAKKAN: (f.t.i.) Er. Temiz soydan gelen kimse.
PAKSAN: (f.t.i.) Er. Temiz, doğru namuslu tanınmış kimse.
PAKSOY: (f.ti.) Er. Temiz soydan gelen.
PAKSU: (f.t.i.) Er. Temiz su. Billur gibi an duru, şahsiyetli.
PAKSÜT: (f.ti.) Er. Sütü temiz.
PALA: (Tür.) Er. Kısa ve geniş kılıç.
PALATEKİN: (Tür.) Er. Emniyet, güven ve cesaret telkin eden kişi.
PALATİMUR: (Tür.) Er. Demir pala. Sert ve katı yapılı, güçlü.
PALA Y: (Fars.) Er. Yedek at.
PALAZ: (Tür.) Er. 1. Kimi kuş yavrulannın civcivlikten sonraki durumu. 2. Güzel, canlı, gürbüz, şişman. 3. Dağınık.
PALMİYE: (Fran.) Ka. Süs olarak kullanılan bir nevi hurma ağacı.
PAMİR: (Tür.) Er. 1. Orta Asya'da yükseltisi 7000 m'yi geçen yüksek dağlık kütle. 2. (Fars.) Dünyanın çatısı.
PAMİRHAN: (Tür.) Er. Pamir han.
PAPATYA: (Tür.) Ka. İlkbaharda çiçek açan, taç yapraklı, beyaz, ortası sarı kümeçli bir kır çiçeği.
PARLA: (Tür.) Ka. 1. Işık saç, ışılda. 2. Ün kazan, tanın.
PARLAK: (Tür.) Ka. 1. Parlayan, ışıldayan. Temiz. 2. Çok başanlı.
PARLANUR: (Tür.) Ka. Nur gibi parla. Parla nur.
PARLAR: (Tür.) Ka. Işık saçar, ışıldar, aydınlık verir.
PARSA: (Fars.) Er. 1. Sofu, dinine bağlı. 2. İffetli, namuslu, temiz, doğru.
PARSBAY: (f.t.i.) Er. Pars gibi güçlü ve çevik.
PARSHAN: ( f.t.i.) Er. (bkz. Parsbay).
PARSKAN: ( f.t.i.) Er. Kanında atılganlık, cesaret ve saldırganlık taşıyan.
PAŞA: (Tür.) Er. 1. Osmanlı devletinde yüksek rütbeli askerlere verilen unvan. General. 2.Uslu, ağırbaşlı.
PAYAM: (Tür.) Er. Badem.
PAY AN: (Fars.) Son nihayet. Uç, kenar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PAYE: (Fars.) 1. Aşama, rütbe, derece. 2. Basamak, merdiven basamağı. 3.. İkizlerin bir yıldızı, cevza burcu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PAYİDAR: (Fars.) 1. Saygın, rütbeli. 2. Sağlam, sürekli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PAYİZ: (Fars.) Er. Güz, sonbahar. Yaşlılık.
PAYZEN: (Fars.)" Er. 1. Tutsak, esir. Suçlu. Ayağına pranga vurulmuş kimse. 2. Rençber.
PAZVANTI: (Fars.) Er. Osmanlı devletinde, Rumeli bölgesinde gece bekçilerine verilen ad.
PEDÜK: (Tür.) Er. Yüce, yüksek.
PEHLEVİ: (Fars.) Er. 1. Şehir. 2. Kahraman, yiğit.
PEHLİVAN: (Fars.) Er. 1. Güreşçi. 2. Boylu boslu, iri yan, güçlü kimse, yiğit.
PEKAL: (Tür.) Er. Pek al.
PEKALP: (Tür.) Er. Güçlü, sert, kahraman yiğit.
PEKART: (Tür.) Er. Sağlam dönülmez yemin. Pek ant.
PEKAY: (Tür.) Ka. Pek ay.
PEKDEĞER: (Tür.) Çok değerli, çok kıymetli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PEKDEMİR: (Tür.) Er. Sert, sağlam, demir gibi.
PEKEL: (Tür.) Er. Güçlü el. Pek el.
PEKER: (Tür.) Er. Güçlü kimse. Gözüpek, cesur yapılı.
PEKERGİN: (Tür.) Er. Olgun kimse.
PEKGÖZ: (Tür.) Er. Cesur, yiğit.
PEKİN: (Tür.) Er. Üzerinde kuşku duyulmayan, kesinlikle bilinen, kesin.
PEKİNER: (Tür.) Er. (bkz. Pekin).
PEKİNTÜRK: (Tür.) Er. Pekin Türk.
PEKKAN: (Tür.) Ka. Sağlam temiz kandan gelen. Soylu.
PEKOL: (Tür.) Er. Sert, sağlam, dayanıklı ol.
PEKÖZ: (Tür.) Özü sağlam kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PEKŞEN: (Tür.) Neşeli, şenşakrak, mutlu kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PEKTAŞI: (Tür.) Er. Güçlü, sert taş.
PEKTAY: (Tür.) Er. Güçlü, sağlam tay.
PEKTÜRK: (Tür.) Er. Sağlam ve güçlü Türk. ""°
PEKÜN: (Tür.) Er. Tanınmış güçlü isim.
PEKÜSTÜN: (Tür.) Er. Çok üstün, üstünlükte en iyi seviyede olan.
PELiN: (Tür.) Ka. Birleşikgillerden, keskin ve güzel kokulu, bir çeşit bitki.
PELİT: (Tür.) Çınar, meşe vb. ağaçların meyvesi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PEMBE: (Tür.) Ka. Beyaz ve kırmızının karışmasından oluşan açık renk.
PEMBEGÜL: (Tür.) Ka. Pembe gül.
PERÇEM: (Fars.) Ka. 1. Kâkül. Yele. 2. Mızrak, bayrak gibi şeylerin başlarına konan püskül.
PERDAH: (Fars.) Er. 1. Cila, parlaklık, parlama. Parlatma, parlaklık verme. 2. Budanmış asmadan yeni süren çubuk.
PEREN: (Fars.) Ka. Ülker yıldızı, pervin, Süreyya.
PERİ: (Fars.) Ka. 1. Dişi cin (güzel ve iyilik severlik sembolü olarak kabul edilirler). 2. Güzel kadın veya kız.
PERİCAN: (Fars.) Ka. (bkz. Peri).
PERİDE: (Fars.) Ka. Uçmuş, soluk, solmuş.
PERİHAN: (Fars.) Ka. Peri padişahı. Büyücü.
PERİNÇEK: (Tür.) Er. Özverili, fedakar, sadık.
PERİRU: (Fars.) Ka. Peri yüzlü, çok güzel.
PERİVEŞ: (Fars.) Ka. Peri gibi, çok güzel.
PERİZ: (Fars.) Er. 1. Bağırma, haykırma. 2. Su kenarında yetişen yeşil saz, ot.
PERİZAT: (Fars.) Ka. 1. Peri çocuğu. 2. Güzel, çok güzel.
PERİZE: (Fars.) Ka. 1. Kırmızı altin. 2. Ateşte pişirilen ekmek.
PERK: (Tür.) Er. Katı, sert, güçlü berk.
PERKEL: (Tür.) Er. Güçlü er.
PERKER: (Tür.) Er. Güçlü kimse.
PERKİN: (Tür.) Er. Çok güçlü kuvvetli, sağlam kimse.
PERMUN: (Fars.) Ka. Bezek, süs.
PERRAN: (Fars.) Ka. Uçan, uçucu.
PERRİN: (Fars.) Ka. Nezaket, nazlılık.
PERTAV: (Fars.) Er. 1. Atılma, sıçrama. 2. Uzağa düşen ok.
PERTEV: (Fars.) Er. Işık. Parlaklık.
PERVA: (Fars.) 1. Korku. Çekingenlik. 2. İlgi, bağ.
PERVER: (Fars.) Er. Besleyen, besleyici, yetiştiren, yetiştirici, koruyan, terbiye eden.
PERVİN: (Fars.) Ka. Ülker süreyya.
PERVİZ: (Fars.) Er. 1. Üstün. 2. Elek. Süzgeç. 3. Balık. 4. Güzellik. Cilve. 5. İran hükümdarı Hüsrev'in lakabı.
PESEN: (Tür.) Kırağı, çiğ. Sis. ince ince yağan kar, çisenti. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PESENT: (Fars.) Ka. 1. Beğenen, beğenmiş. Beğenme, seçme. 2. Esmerleşmiş. 3. Altın, mat altın.
PEŞİN: (Fars.) Sonraki, en son. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PEŞİN: (Fars.) Er. Keykubat'ın üçüncü oğlu.
PEŞREV: (Fars.) Er. 1. Türk müziğinin en meşhur saz eseri formu. 2. Güreşten önce güreşçilerin yaptıkları gösteri.
PETEK: (Tür.) Ka. 1. Kovanda anların içine bal yaptıkları göz, mum tekerleği. Kovan. 2. Minarenin şerefe ile külah arasındaki kısmı. Bacalarda külahın altındaki çıkıntılı kısım.
PEYAM: (Fars.) Er. Haber, başkasından alman bilgi, nebe.
PEYAMİ: (Fars.) Er. Haberle, bilgi ile ilgili.
PEYDA: (Fars.) Ka. Meydanda açıkta. Hazır, mevcut.
PEYGAMBER: (Fars.) Allah tarafından kullarına haber götürmekle görevlendirilmiş seçkin insan. Nebi, Rasul. Yalnız Peygamberlere mahsus bir isimdir.
PEYKAN: (Fars.) Er. Temren, başak, okun ucundaki sivri demir.
PEYKE: (Fars.) Ka. Kuru kanepe, tahta sedir.
PEYKER: (Fars.) Ka. Yüz, surat.
PEYMA: (Fars.) Ka. Ölçen, ölçücü.
PEYMAN: (Fars.) Er. Yemin, and, ahd.
PEYMANE: (Fars.) Ka. Büyük kadeh, şarap bardağı.
PEYREV: (Fars.). Ardı sıra giden. Arkasından giden, izinden yürüyen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
PEYZAJ: (Fran.) Ka. Kır resmi.
PINAR: (Tür.) Ka. Yerden kaynayıp çıkan su, kaynak, çeşme. Bir suyun çıktığı yer, su başı. Kaynak suyunun devamlı aktığı yer.
PIRILTI: (Tür.) Ka. Parıldayan şeyin çıkardığı ışık. Anlık ışık geçişi.
PIRLANTA: (İtal.) Ka. Değerli bir tür elmas.
PIRNAL: (Tür.) Ka. Meşe ağacı çalısı.
PITIRCA: (Tür.) Ka. Koyu pembe renkli bir bahar çiçeği.
PİNHAN: (Fars.) Ka. Gizli.
PİRANE: (Fars.) Er. Yaşlılara yakışır şekilde, olgunca tavır.
PİRAYE: (Fars.) Ka. Süs, zinet.
PİRUZ: (Fars.) Er. Kutlu, hayırlı, uğurlu.
FİRUZE: (Fars.) Ka. Mavi renkli ve değerli bir süs taşı.
PİYALE: (Fars.) Ka. Kadeh, şarap bardağı.
PLATİN: (Lat.) Ka. Beyaz ve çok değerli bir maden.
POLAT: (Fars.) Er. Çelik. Güç, kuvvet.
POLATALP: (Tür.) Er. Çelik gibi güçlü yiğit.
POLATHAN: (Tür.) Er. (bkz. Polatalp).
POLATKAN: (Tür.) Er. Çelik gibi güçlü soydan gelen.
POLATKILIÇ: (Tür.) Er. İyi cins çelikten yapılma kılıç.
POYRAZ: (Yun.) 1. Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgar. 2. Kuzey. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
POZAN: (Tür.) Er. Üzüm bağı.
PÜRÇEK: (Tür.) Ka. Şakaklardan sarkan saç, zülüf. Ağaç ve bitkilerin saçak gibi ince kökleri. Oya, püskül, saçak.
PÜRÇlN: (Fars.) Ka. Çok düşünceli, öfkeli. Kınşık.
PÜRDlL: (Fars.) Er. Yürekli, cesur.
PÜREN: (Tür.) Ka. Kimi ağaçlarda yapraklardan ayn olarak süren ince yaprak. Çalılık ve sık otlu yerler. Sarı, kırmızı, çiçek açan ufak yapraklı anlann çok sevdiği bir tür ot. Meşe ağacı filizi.
PÜRFER: (Fars.) Ka. Çok parlak, aydınlık.
PÜSER: (Fars.) Er. Oğul, erkek çocuk