04 Aralık 2008, 19:25:52 *  SF AnaSayfam Yap  Sık Kullanılanlara Ekle

SF Duyurular

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
SF Duyurular
.

eXTReMe Tracker  
Ana Sayfa Flash Chat
Hızlı Arama
Takvim İstek Hattı Satranç Flash Oyunlar Giriş Yap Kayıt

SF Konu Bilgileri SF Kısayollar
Konu Basligi R-S-Ş ile başlayan isimler
Cevaplar 2
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 75
Önceki Önceki Konu

Sayfa: 1 Konuyu Okumuş Olanlar
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: R-S-Ş ile başlayan isimler  (Okunma Sayısı 75 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
12 Haziran 2008, 19:32:07
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17308
Açtığı Konular :8633




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 31363
Rep Puanı 2335039

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Online
« :»

R ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

RABBANİ: (Ar.) Er. 1. Allahla ilgili. 2. Kendini bütün varlığıyla Allah'a teslim eden. Putçu inanıştan uzak, şalin amel işleyen, Allah'tan geleni kabul edip, O'nun dinine muhalif olana karşı çıkan.
RABIT: (Ar.) Er. Rabteden, bağlayan, birleştiren. Nefsini dünyadan menedip ahirete bağlamış olan.
RABITA: (Ar.) Ka. 1. İki şeyi birbirine bağlayan şey, bağ. 2. Münasebet, ilgi. 3. Bağlılık, mensub olma. 4. Sıra, tertip, usul, düzen.
RABİ: (Ar.) Er. Dördüncü.
RABİA: (Ar.) Ka. 1. Dördüncü. Saatteki salisenin 2. Tanzimattan sonra memurlukta kolağası derecesinde bir rütbe. 3. Ünlü kadın mutasavvuf.
RABİH: (Ar.) Er. Yararlı, kazançlı, karlı.
RÂCİ: (Ar.) 1. Rica eden, yalvaran, dileyen. 2. Dönen, geri gelen. 3. Nisbet ve ilgisi bulunan, dokunan.
RACİFE: (Ar.) Ka. Sur'un kıyamet
te bütün canlı lan öldürecek olan ilk üflenişi.
RACİH: (Ar.) Er. Değerli, üstün. Fıkıhta: Delil ve Burhanların tercihinde delili öncelik kazanan taraf.
RACİYE: (Ar.) Ka. 1. Rica eden, yalvaran. 2. Umutlu.
RADİ: (Ar.) Er. Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren.
RADİFE: (Ar.) Ka. Kıyamette üfürülecek surun ikincisi
RADİYE: (Ar.) Ka. Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen.
RAFET: (Ar.) Er. Acıma, merhamet etme, esirgeme anlamında. Kur'anı Kerim'de Nur suresi 2. ayet. Hadid suresi 27. ayette geçmektedir.
RAFEDDİN: (Ar.) Er. İslam dininin vermiş olduğu acıma, esirgeme duygusu. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
RAFIZ: (Ar.) Er. Bırakan, salıveren.
RÂFİ: (Ar.) Er. Kaldıran, yücelten, yükselten. Allah'ın isimlerinden, (bkz. AbdürraiT). Rafı' b. Hadic, sahabeden.
R AFİ A: (Ar.) Ka. Her çeşit ayaklık ve destek.
RAFİH: (Ar.) Er. Rahat ve huzurlu yaşayan.
RAĞIB: (Ar.) Er. Arzulu, isteyen, rağbet eden. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
RAĞİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Rağıb).
RAĞBET: (Ar.) Ka. İstek, arzu. İstekle karşılama.
RAHATEFZA: (a.f.i.) Rahat artıran. Türk müziğinin bileşik makamlarından. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RAMDAN: (Fars.) Er. Yol bilen. RAHE: (Ar.) Ka. Avuç içi, el ayası.
RAHİ: (Ar.) Er. Rahat, huzurlu,
dingin. .»...' r,*
RAHİLE: (Ar.) Ka. Rahat, sakin.
RAHİM: (Ar.) Er. Esirgeyen, acıyan, koruyan, merhametli. Kur'an'da 220 yerde zikredilmiştir. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdürrahim).
RAHİME: (Ar.) Ka. Hafif sesli, latif konuşan kadın demektir, (bkz. Rahim).
RAHİYE: (Ar.) Ka. Bal ansı.
RAHMAN: (Ar.) Er. Bütün canlılara merhamet eden, koruyan. Kur'anı Kerim'de 55'ten fazla yerde zikredilmiştir. Yine Kur'anı Kerim'in 55. suresinin adıdır. Allah'ın isimlerinden "abd" takısı alarak isim olarak kullanılır, (bkz. Abdürrahman).
RAHMANİ: (Ar.) Er. Allah'tan gelen, kutsal, Allah'a özgü. •>*
RAHMET: (Ar.). Acıma, esirgeme, koruma, yarlığama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RAHMETİ: (Ar.) Er. Rahmetle ilgili.
RAHMETULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın esirgemesi, koruması.
RAHMİ: (Ar.) Er. Acımayla ilgili.
RAHMİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Rahmi).
RAHŞAN: (Fars.) Ka. Parıltılı. Işıltı.
RAHŞENDE: (Fars.) Ka. Parıldayan, panldayıcı.
RAİD: (Ar.) Er. Gürleyen, gürüldeyen.
RAİDE: (Ar.) Ka. Gürleyen bulut.
RAİF: (Ar.) Er. Acıması olan, merhametli.
RAİFE: (Ar.) Ka. (bkz. Raif).
RAİK: (Ar.) Er. Sade, saf, halis.
RAİKA: (Ar.) Ka. Sade, saf, katışıksız.
RAKIM: (Ar.) Er. Yazan, çizen. Yükselti.
RAKİ: (Ar.) Er. Namazda eğilen, rüku' eden. Kur'anı Kerim'de 4 yerde bu anlamda zikredilmiştir.
RAKÎB: (Ar.) Er. Herhangi bir alanda üstünlük sağlamaya çalışan taraflardan herbiri. Koruyucu. "Görüp gözeten" Allah'ın isimlerinden.
RAKİD: (Ar.) Er. Hareketsiz:, durgun, yavaş.
RAKİDE: (Ar.) Ka. Durgun, sessiz, hareketsiz.
RAKİK: (Ar.) Er. 1. İnce. Yufka yürekli. 2. Köle veya cariye.
RAKİKA: (Ar.) Ka. (bkz. Rakik).
RAM: (Fars.) Er. İtaat eden, boyun eğen, kendisini başkasının emrine bırakan. İki isimlerde kullanılır. Ramcan, Ramcanan gibi.
RAMAZAN: (Ar.) Er. Hicri (kameri) ayların dokuzuncusu, oruç ayı. Kur'an'da Bakara suresi 185. ayette ismi geçen ay ismi.
RAMİ: (Ar.) Er. Atan, atıcı.
RAMİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Rami).
RAMİZ: (Ar.) Er. 1. Akıllı, zeki. 2. İşaretlerle simgelerle gösteren.
RAMİZE: (Ar.) Ka. (bkz. Ramiz).
RÂNÂ: (Ar.) Ka. 1. Güzel, hoş latif, parlak. Çok iyi, çok ala. 2. Arapça'da "er'an" kelimesinin müennesi olup "ahmak, sünene kadın" demektir. Erkek adı olarak da kullanılır.
RASÂFET: (Ar.) Ka. Sağlamlık, dayanıklılık.
RASÂNET: (Ar.) Ka. Sağlamlık, dayanıklılık, metanet.
RASİ: (Ar.) Er. Kımıldamayan, oynamayan, sabit. Lenger atmış olan, demir üzerinde bulunan gemi.
RASİA: (Ar.) Ka. Kabara. Kabara gibi yer yer konulan süs.
RASİF: (Ar.) Er. 1. Sağlam dayanıklı. 2. Denizin yüzüne çıkmış kayalar. 3. Taş, temel, rıhtım.
RASİFE: (Ar.) Ka. Rıhtım, su içine yapılan set.
RASİH: (Ar.) Er. 1. Sağlam, temeli güçlü, dayanıklı. 2. Bir bilimde, özellikle din alanında çok derinleşmiş olan (kimse). Kur'an'da Rasihûn olarak geçer.
RASİHA: (Ar.) Ka. (bkz. Rasih).
RÂSİM: (Ar.) Er. Resim yapan.
RÂSİME: (Ar.) Ka. 1. Âdet, töre. Merasim, tören. 2. Formalite.
RASİN: (Ar.) Er. Sağlam, dayanıklı, güçlü.
RASİYE: (Ar.) Ka. Büyük dağ.
RAST: (Fars.) 1. Sağ. 2. Haklı, doğru. Uygunluk. 3. Türk müziğinin en eski makamlarından. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RASTAN: (Fars.) Er. Doğru olanlar, haklı olanlar, haklılar.
RASTBİN: (Fars.) Herşeyin doğrusunu gören. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
R AŞTİ: (Fars.) Er. Doğruluk, gerçeklik, istikamet.
RASTKÂR: (Fars.) Er. Doğru adam.
R AŞ AN: (Ar.) Ka. Titreme, titreyiş.
RAŞİD: (Ar.) Er. 1. Olgun, ergin, akıllı. 2. Doğru yolda olan. 3. Hak din olan İslam'ı kabul eden. Kur'an'da Hucurât suresi ayet 7'de geçmektedir. Ayrıca 4 halife için Raşid halifeler denmiştir. Türk dil kuralına göre "dA" olarak kullanılır.
RAŞİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Raşid).
RATİB: (Ar.) Er. 1. Sıralayan, düzenleyen (kimse). 2. Sabit, sağlam, yerleşmiş. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır. ,.
RATİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Ratib).
RAUF: (Ar.) Er. Esirgeyen acıyan, çok merhametli. Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı alarak kullanılır. (bkz. Abdürrauf). Kur'anı Kerim'de 10'dan fazla yerde geçmektedir.
RAUFE: (Ar.) Ka. (bkz. Rauf). RAVEND: (Fars.) Er. Kökleri ve saplan ilaç olarak kullanılan karabuğdaygillerden bir bitki.
RAVZA: (Ar.) Ka. Çimeni, ağacı bol olan yer, bahçe. Ravzai Mutahhara; Rasulullah'ın medfun olduğu mekan.
RAYET: (Ar.) Bayrak. Sancak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RAYİHA: (Ar.) Ka. Güzel koku.
RAYİHAN: (a.f.i.) Er. Han bayrağı, han sancağı.
RÂZÎ: (Ar.) Er. Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren. İslam dünyasında meşhur bir isimdir.
RAZİ YE: (Ar.) Ka. Kabul eden, rıza gösteren, boyun eğen.
REBAB: (Fars.) Ka. 1. Bir çeşit kemence. 2. Arapça'da dostlar anlamına gelir. Hz. Hüseyin'in hanımının ismidir
REBİ: (Ar.) Er. Bahar, ilkyaz.
REBİA: (Ar.) Ka. (bkz. Rebi).
REBİYE: (Ar.) Ka. 1. Kış sonlarında yapılan ekim. 2. Eskiden ozanlann bahara girerken büyüklere sundukları kaside.
RECA: (Ar.) Er. Umut, umma. İstek, dilek.
RECAİ: (Ar.) Er. İsteyen, rica eden, yalvaran. Allah'a yalvaran. Ashab'ın kullandığı isimlerdendir.
RECEP: (Ar.) Er. 1. Hicri kameri ayların yedincisi, üç aylann ilki. 2. Gösterişli, haybetli.
REFAH: (Ar.) Ka. Bolluk, rahatlık, sıkıntı içinde olmamak.
REFAHET: (Ar.) Ka. Bolluk, gürlük.
REFAKAT: (Ar.) Ka. Refiklik arkadaşlık, yoldaşlık.
REFET: (Ar.) Er. Acıma, merhamet etme, esirgeme. Kur'anı Kerim'de Nur suresi ayet 2 ve ve Hadid suresi 27. ayette geçmektedir.
REFETTİN: (Ar.) Er. (bkz. Rafeddin).
REFHAN: (Ar.) Ka. Varlık içinde yaşayan.
REFİ: (Ar.) Er. Yüksek, yüce, saygın.
REFİA: (Ar.) Ka. (bkz. Refi).
REFİG: (Ar.) Er. Bolluk ve rahat içinde geçinen.
REFİH: (Ar.) Er. (bkz. Refhan).
REFİHA: (Ar.) Ka. (bkz. Refıh).
REFİK: (Ar.) Er. 1. Arkadaş, yol arkadaşı, yoldaş. Muavin, yardımcı. 2. Koca. 3. Ortak. 4. Mesleğe yeni giren kimsenin rehber olarak tanıdığı kişi. Kur'an'da geçen bir isimdir.
REFİKA: (Ar.) Ka. Eş, kan, zevce.
REFREF: (Ar.) 1. İnce, yumuşak kumaş. 2. Kenar saçağı. 3. Döşek, döşeme, minder, yastık. 4. Kuşu çok olan çimenlik. 5. Dalları salkım salkım olan ağaç. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
REFTAR: (Fars.) Ka. Salınarak, edalı yürüyüş.
REGAİP: (Ar.) 1. Çok istek gören, beğenilen. 2. Armağanlar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
REHA: (Fars.) Er. 1. Kurtulma, kurtuluş. 2. (Ar.) Bolluk, genişlik, varlık.
REHAMET: (Ar.) Ka. Sesin ince, yavaş ve tatlı olması.
REHASET: (Ar.) Ka. 1. Tazelik, yumuşaklık. 2. Ucuzluk.
REHAVİ: (Fars.) Er. Türk müziğinin en eski birleşik makamı.
REHA Yİ: (Fars.) Kurtulma, necat. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
REHBER: (Fars.) Er. Yol gösteren, kılavuz.
REİS: (Ar.) Er. Başkan, baş.
REKÂNET: (Ar.) Ka. Ağırbaşlılık, gururluluk.
REKİN: (Ar.) Er. Gururlu, ağırbaşlı. Yüce, yüksek.
REKİNE: (Ar.) Ka. (bkz. Rekin).
REKİZ: (Ar.) Er. 1. Gizli, gömülü define. 2. Sağlam, adamakıllı.
REMİDE: (Fars.) Ka. Ürkmüş, korkmuş.
REMİZ: (Ar.) Er. 1. İşaret, meramını isteğini işaretle ifade etme. 2. Alamet, amblem.
REMZİ: (Ar.) Er. Remizle ilgili, remze ait, sembolik, simgesel.
REMZİ YE: (Ar.) Ka. (bkz. Remzi).
RENÂN: (Ar.) Er. İnleyen, çınlayan.
RENGİDİL: (Fars.) Ka. Türk müziğinde bir makam.
RENGİN: (Fars.) Ka. 1. Renkli, parlak renkli. 2. Güzel, hoş. Süslü.
RENGİN AR: (Tür.) Ka. Nar renginde olan.
RESÂ: (Fars.) Ka. Yetişen, yetiştiren, erişen.
RESAİ: (Ar.) Er. Süsler, süs. RESAN: (Fars.) Erişenler, yetişenler, ulaşanlar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RESANE: (Fars.) Ka. Özlem, hasret
RESANET: (Ar.) Ka. Sağlamlık, metanet.
REŞAT: (Fars.) Er. Layık, değer, yakışır.
REŞİDE: (Fars.) Ka. Yetişmiş, olgunlaşmış, ermiş.
RESMİ: (Ar.) Er. 1. Devletle ilgili olan. 2. Törenle yapılan. 3. Çok ciddi.
RESMİGÜL: (Fars.) Ka. Gül gibi güzel, gül biçiminde.
RESMİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Resmi).
RESUL: (Ar.) Er. Bir kimsenin sözünü başka bir kimseye tebliğ eden kişi. Elçi, Allah elçisi peygamber. Yeni bir kitap ve şeriatle gönderilen peygamber.
RESULHAN: (a.f.i.) Er. Hükümdarların elçisi.
REŞAD: (Ar.) Er. 1. Doğru yolda, hak yolda yürüme. 2. Sultan Reşad; Osmanlı son dönem padi şahlarındandır. Türk dil kuralına göre "dA" olarak kullanılır.
REŞİD: (Ar.) Er. 1. Cenabı Hakk'ın isimlerinden. 2. İyi ve doğruyu seçebilen, malını idare gücü olan, rüşd yaşına ulaşmış akil ve baliğ (kişi) ergin, erişkin. 3. Akıllı hareket eden doğru yolda giden. Abdürreşid olarak kullanılır. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
REŞİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Reşid).
REŞİDUDDİN: (Ar.) Er. Dinin akıllı kişisi, dini olgunluğa ulaşmış kişi.
REŞİK: (Ar.) Er. Uzun boylu, yakışıklı.
REVA: (Fars.) Er. Yakışır, uygun, yerinde.
REVAH: (Ar.) Er. 1. Bir şeyi elde etmeden doğan neşe. 2. Güneş battıktan sonra gece oluncaya kadar geçen zaman.
REVAHA: (Ar.) Ka. (bkz. Revah). Ünlü sahabi Abdullah b. Revaha'nm babası.
REVAHİ: (Ar.) Er. Bal arılan.
REVAİD: (Ar.) Er. Gürleyen bulutlar.
REVAN: (Fars.) 1. Akan, su gibi akıp giden. 2. Ruh, can. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
REVHA: (Ar.) Er. Rahaüık . Gönül rahatlığı.
REVİŞ: (Fars.) Er. Biçim, tarz, üslup. Tutum, davranış, yol. REVNAK: (Ar.) Ka. Parlaklık, güzellik, tazelik, süs.
REVZEN: (a.f.i.) Ka. Pencere.
REY AN: (Ar.). Herşeyin evveli, ilk zamanı, tazelik zamanı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
REYHAN: (Ar.) Ka. 1. Fesleğen, güzel kokulu bir süs bitkisi. 2. Rızık, geçimlik, rahmet anlamına da gelir.
REYYA: (Ar.) Ka. Güzel koku, reyhan.
REYYAN: (Ar.) Suya kanmış, suya doymuş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
REZAN: (Ar.) Er. Ağırbaşlı, gururlu. ,
REZZAK: (Ar.) Er. Bütün canlıların rızkını veren , onları nimetlendiren anlamında. Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdiirrezzak).
REZZAN: (Ar.) Ka. Ağırbaşlı, ağır, onurlu. ,
RIDVAN: (Ar.) Er. 1. Rıza, razılık, razı olma. 2. Cennet kapısında bekleyen melek. Kur'an'da 10'dan fazla yerde geçmektedir.
RIFAT: (Ar.) Er. Yükseklik, yücelik, itibar, yüksek mertebe.
RIFKI: (Ar.) Er. Yumuşaklık, mülayimlik, yumuşak başlılık, naziklik, tatlılık.
RIFKIYE: (Ar.) Ka. (bkz. Rıfkı).
RIZA: (Ar.) Er. Razılık, razı olma, hoşnutluk, memnuniyet, muvafakat, kabul. Bir şeyin olmasına muvafakat etme. Kadere mukadderata boyun eğme.
RIZKULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın verdiği nimet. Nimetler veren Allah'ın kulu.
RİAYET: (Ar.) 1. Gütme, gözetme. 2. Sayma, saygı, itibar. 3. Ağırlama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RİCAL: (Ar.) Er. 1. Erkekler. 2. Onur sahibi kimseler.
RİKAB: (Ar.) Er. Büyük, saygın bir kimsenin huzuru, önü. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
RİKKAT: (Ar.) Ka. İncelik, naziklik. Sevecenlik, acıma duygusu.
RİMAYET: (Ar.) Ka. Atıcılık, ok, kurşun, gülle gibi şeyleri atmada usta.
RİNDAN: (Fars.) Ka. Dünya işini boş görenler, alçakgönüllüler, kalenderler.
RİSALE: (Ar.) Ka. 1. Mektup. 2. Kısa yazılmış, küçük kitap. 3. Dergi, mecmua.
RİSALEDDİN: (Ar.) Er. Dinin elçisi, peygamberi. Türk dil kuralına göre "dA" olarak kullanılır.
RİSALET: (Ar.) Er. Elçilik. Peygamberlik.
RİVA: (Ar.) Suya kanmışlar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RİYASET: (Ar.) Reislik, başlık, baş olma, başkanlık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RİYAZ: (Ar.) Er. Bahçeler, ağaçlık çimenlik yerler, ravza.
RİYAZET: (Ar.) Nefis kırma, dünya lezzetlerinden ve rahatından sakınma, perhizle, kanaatle yaşama. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RUHAN: (Fars.) Ka. Güzel kokan, güzel kokulu.
RUHANİ: (Fars.) Er. Ruhla ilgili. Gözle görülmeyen.
RUHCAN: (Tür.) Er. Ruh ve can isimlerinden bileşik isim.
RUHFEZA: (Tür.) Ka. Yükselen
ruh, yüksek ruh.
RUHİ: (Ar.) Er. Ruhsal, ruhla ilgili.
RUHİDDİN: (Ar.) Er. Dinin ruhu, özü. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
RUHİNUR: (f.a.i.) Ka. Nurlu, aydınlık yüzlü.
RUHİŞEN: (a.f.i.) Ka. Şen, neşeli, canlı kimse.
RUHİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Ruhi). RUHNEVAZ: (Fars.) Ka. 1. Ruh ok
şayan. 2. Türk müziğinde bir makam.
RUHSADE: (Fars.) Ka. Yanağını,
yüzüne süren, yüzünü sürmüş. }>
RUHSAL: (Tür.) Ka. Ruhla ilgili olan, ruhi.
RUHSAR: (Fars.) Ka. Yanak. Yüz, çehre.
RUHSARE: (Fars.) Ka. (bkz. Ruhsar).

RUHSAT: (Ar.) İzin, müsaade. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RUHŞAN: (Ar.) Er. Yüce, üstün, şanlı, ruh.
RUHŞEN: (a.f.i.) Ka. (bkz. Ruhişen).
RUHUGÜL: (Ar.) Ka. Güzel, temiz, latif kimse, gül ruhlu.
RUHUNUR: (Tür.) Ka. (bkz. Ruhinur).
RUKİYE: (Ar.) Ka. Büyüleyici, sihirleyici, efsun. Peygamberimizin kızlarından birinin adıdır.
RUŞEN: (Fars.) Er. Aydın, parlak. Belli, aşikar.
RUŞENİ: (Fars.) Er. 1. Aydınlık, açıklık. Belli olma. 2. Bir tarikatın adı. Halvetiyyenin Ruşeni kolunun kurucusu olan Aydınlı Ömer Dede'dir.
RUZAN: (Fars.) Ka. Günler, gündüzler. /V'^f!
RUZİ: (Fars.) Er. 1. Gündüze ait, gündüzle ilgili. 2. Rızık, azık, kısmet, nasip.
RUZİYE: (Fars.) Ka. Gündüze ait, gündüzle ilgili. '•/*>*
RÜCUM: (Ar.) Er. Akan yıldız. ''
RÜÇHAN: (Ar.) Er. Üstünlük, üstün olma.
RÜKNEDDİN: (Ar.) Er. Dinin temel direği. Türk dil kuralına göre "dA" olarak kullanılır.
RÜKNİ: (Ar.) Er. 1. Bir şeyin en sağlam yanı. 2. Saygın, güçlü, önemli kimse
RÜKUNET: (Ar.) Ka. Ağırbaşlılık, gururluluk.
RUSTEM: (Fars.) Er. Yiğit, kahraman. İran'ın ünlü pehlivanı ve savaşçısı.
RÜSTÎ: (Fars.) Er. Yiğitlik. Üstünlük. Kuvvet
RÜSUHİ: (Ar.) Er. 1. Sağlam, güçlü. 2. Becerikli, yetenekli.
RÜŞTÜ: (Ar.) Er. Doğru yolda olan. Akıllı, ergin.
RÜVEYDA: (Ar.) Ka. Hoş, ince, rjazik, Rüveyde.
RÜVEYDE: (Ar.) Ka. (bkz. Rüveyda).
RÜVEYHA: (Ar.) Ka. Zariflik, incelik.
RÜVİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Rüveyde).
RÜYA: (Ar.) Ka. 1. Uyku sırasında görülen şey, düş. 2. Hayal, umut.
RÜYET: (Ar.) Görme, seyretme, bakma, görüş. Basiret, isabetli düşünme hassası. Kalp gözüyle manevi alemi görme, müşahade. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
RÜZGÂR: (Fars.) Er. 1. Zaman, devir. 2. Dünya, alem. 3. Talih. 4. Yel.
Logged
SF 刀ムフo尺 'diyor Ki!
^~¿•¿..Merak edilecek bir yanım yok, Sıradan biriyim. Bahsedilecek kadar özel, Bahsi edilmeyecek kadar eskiyim.  ¿•¿`~
SosyeteForum
Anahtar Kelime
*
Offline

Mesajlar: 17491


View Profile
Re: R-S-Ş ile başlayan isimler
« Posted on: 04 Aralık 2008, 19:25:52 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: R-S-Ş ile başlayan isimler oyunları, R-S-Ş ile başlayan isimler programı, R-S-Ş ile başlayan isimler oyunu indir, R-S-Ş ile başlayan isimler program yükle, R-S-Ş ile başlayan isimler download, R-S-Ş ile başlayan isimler hikayeleri, R-S-Ş ile başlayan isimler resimleri, R-S-Ş ile başlayan isimler haber, R-S-Ş ile başlayan isimler yükle, R-S-Ş ile başlayan isimler videosu, R-S-Ş ile başlayan isimler msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
12 Haziran 2008, 19:32:36
SF Üye Bilgileri
刀ムフo尺

MaJöR
*
Yaş: 22
Nerden: Nefesin Tükendiği Yerden
Mesaj Sayısı: 17308
Açtığı Konular :8633




Ruh Halim:
Cinsiyet: Bay

SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek! SosyeteForum.net - İsmi Forum İçi Gerçek!
Beni Bana Sor

SF Aktiflik

SF Seviye

SF Karizma


Rep Gücü: 31363
Rep Puanı 2335039

İletişim
Üyelik Bilgileri WWW Online
« Yanıtla #1 :»

S ile başlayan isimler

--------------------------------------------------------------------------------

SAAD: (Ar.) Er. Mutluluk, kuüuluk.
SAADEDDİN: (Ar.) Er. Dinin uğurlu ve kutlu kişisi. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
SAADET: (Ar.) Ka. Mutluluk, kutluluk, bahtiyarlık.
SABA: (Ar.) Er. Gündoğusundan esen hafif rüzgar. Türk müziğinin en eski makamlarından.
SABAH: (Ar.) Gündüzün ilk saatleri, günün başlangıcı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SABAHADDİN: (Ar.) Er. Dinin güzelliği. Türk dil kuralı açısından "dA" olarak kullanılır.
SABÂHAT: (Ar.) Ka. Güzellik, letafet.
SABAHNUR: (Ar.) Ka. Sabah ışığı, aydınlığı.
SABBAR: (Ar.). 1. Çok sabırlı. 2. Atlas çiçeği. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SABİ: (Ar.) Er. • Yedinci.
SABİA: (Ar.) Ka. (bkz. Sabi).
SABİH: (Ar.) Er. Güzel, şirin.
SABİHA: (Ar.) Ka. Güzel, latif, şirin.
SABİH AT: (Ar.) Ka. 1. Gemiler. 2. Yıldızlar. 3 İmanlıların ruhları.
SABİR: (Ar.) Er. 1. Sabreden, tahammül eden, katlanan sabırlı. 2. Acele etmeyen.
SÂBİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Sabır).
SABİT: (Ar.) Er. 1. Değişmeyen, kımıldamayan. 2. Kanıtlanmış, anlaşılmış.
SABİTE: (Ar.) Ka. 1. Hareket etmeyen yıldız, gezegen olmayan yıldız. 2. Matematik formülünde değeri değişmeyen miktar.
SABİYE: (Ar.) Ka. Küçük kız çocuğu, küçük kız.
SABRİ: (Ar.) Er. Sabırla ilgili, sabra ilişkin.
+SABRİNNİSA: (Ar.) Ka. Kadınların sabırlısı.
SABRİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Sabri).
SACİD: (Ar.) Er. Secde eden, alnını yere koyan.
SACİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Sacid).
SAÇI: (Tür.) Ka. Düğün armağanı. Gelinin başına saçılan şeker, arpa, para gibi şeyler.
SA'D: (Ar.) Er. Kuüu, uğurlu. İyilik, kuvvetlilik. Ashab isimlerinden, Sa'd b. Ebî Vakkas. Aşerei Mübeşsere (Cennetle müjdelenmiş olanlar) dandır.
ŞADA: (Ar.) Ka. Ses, yankı.
SADAK: (Tür.) Er. 1. Ok koymaya yarayan meşin torba. 2. Sabah yeli.
SADAKAT: (Ar.) Dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SADBERK: (Fars.) Ka. 1. Yüz yapraklı, katmerli. 2. Katmerli bir gül türü.
SADEDDİN: (Ar.) Er. (bkz. Saadeddin).
SADEDİL: (a.f.i.) Ka. 1. Temiz yürekli. 2. Saf, bön.
SADEGÜL: (a.f.i.) Ka. Bir gül kadar sade, temiz ve güzel.
SÂDERU: (a.f.i.) Er. Genç delikanlı.
SADEYN: (Ar.). 1. "İki uğurlular". 2. Venüs (Zühre) ile Jüpiter (Müşteri) gezegenleri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SÂDIK: (Ar.) Er. Doğru gerçek hakiki,yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bağlı.
SÂDIKA: (Ar.) Ka. (bkz. Sadık).
SÂDIR: (Ar.) Er. Hayrette kalan, şaşıran.
SADIRAY: (Ar.) Er. (bkz. Sadır).
SADİ: (Ar.) Er. Mutlulukla, uğurla ilgili, uğurlu.
SADİS: (Ar.) Er. Altıncı.
SADİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Sadi).
SADREDDlN: (Ar.) Er. Dinin önderi, başı, ileri kişisi.
SADRI: (Ar.) Er. 1. Göğüsle ilgili, göğse ait. 2. Anneye nisbetle çocuk.
SADRlYE: (Ar.) Ka. (bkz. Sadri). SADULLAH: (Ar.) Er. Tanrının kutlu, talihli kıldığı kimse.
SADUN: (Ar.) Er. Mübarek, kuüu, uğurlu.
SAFA: (Ar.) Er. 1. Üzüntü ve kederden uzak olma, endişesizlik, rahat huzur, iç ferahlığı. 2. Eğlence. 3. Saflık, berraklık.
SAFBESTE: (a.f.i.) Er. Saf bağlanmış, sıra sıra dizilmiş.
SAFDER: (Ar.) Er. Düşman saflarını yaran, yiğit.
SAFER: (Ar.) Er. 1. Hicri takvimde ikinci ay, sefer. 2. Temiz yürekli, dürüst kimse.
SAFEVİ: (Ar.) Er. Safı adındaki kimsenin soyundan olan, Fars hükümdarı Şah İsmail'in soyu.
SAFFET: (Ar.) Er. Saflık, temizlik, anlık. (bkz. Safvet).
SAFİ: (Ar.) Er. 1. Katışıksız, katıksız, halis, temiz. 2. Yalnız, sadece, sırf. 3. Kesintilerden sonra kalan kısım, net.
SAFİGÜL: (a.f.i.) Ka. Gül gibi, katıksız, saf, duru, temiz.
SAFİH: (Ar.) Er. 1. Gökyüzü. 2. Yassı ve düz halde bulunan şey.
SAFİHA: (Ar.) Ka. Yassı düz ve geniş yüz, levha. Levha halinde bulunan maden, saç.
SAFİNAZ: (Fars.) Ka. Çok nazlı, çok naz eden.
SAFİNUR: (Ar.) Ka. Çok nurlu, çok aydınlık, temiz kimse.
SAFİR: (İbr.) Mavi renkli, değerli bir süs taşı, göktaşı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SAFİRE: (Ar.) Ka. 1. İnce güzel ses. 2. Islık.
SAFİYE: (Ar.) Ka. Katışıksız, katıksız, halis, temiz. Saflık, halislik.
SAFİYET: (Ar.) Ka. Saflık, temizlik, masumluk.
SAFİYULLAH: (Ar.) Er. 1. Temiz yürekli. 2. Hz. Âdem'in lakabı.
SAFİYÜDDİN: (Ar.) Er. Dini temiz, dini pak.
SAFVET: (Ar.) Er. Saflık, temizlik, paklık, anlık, halislik.
SAFVETULLAH: (Ar.) Er. Hz. Muhammed (s.a.s)'in isimlerinden.
SAFZEN: (a.f.i.) Er. (bkz. Safder).
SAĞAN: (Tür.) Er. Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.
SAĞANALP: (Tür.) Er. (bkz. Sağan).
SAĞBİLGE: (Tür.) Er. Hekim, doktor.
SAĞCAN: (Tür.) Er. Sağlıklı kimse.
SAĞINÇ: (Tür.) Er. Emel, istek, amaç, düşünce.
SAĞIT: (Tür.) Er. Silah.
SAĞLAM: (Tür.) Er. 1. Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara uğramayan, bozulmayan, dayanıklı. 2. Doğru, gerçek, sahih. 3. Güvenilir, emin. 4. Mutlaka, muhakkak, herhalde.
SAĞLAMER: (Tür.) Er. (bkz. Sağlam).
SAĞMAN: (Tür.) Er. Sağlıklı kimse. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir kimse.
SAĞUN: (Tür.) Er. Saygın, kutsal.
SAHABE: (Ar.) Er. 1. Sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2. Asrı saadet döneminde yaşamış ve Hz. Muhammedi görmüş mü'min kimse.
SAHABET: (Ar.) Ka. Sahip çıkma. Koruma, arka olma, yardım etme.
SAHAVET: (Ar.) Er. El açıklığı, cömertlik.
SAHBA: (Ar.) Ka. 1. Al, kızıl. 2. Şarap, kırmızı şarap.
SAHİBE: (Ar.) Ka. 1. Sahip. Koruyan, gözeten. 2. Bir iş yapmış olan. 3. Herhangi bir niteliği olan.
SAHİBKIRAN: (f.a.i.) Er. 1. Her zaman basan, üstünlük kazanan hükümdar. 2. Ünlü bir çeşit lale. .
SAHİL: (Ar.) Ka. Deniz, nehir, göl kıyısı.
ŞAHİN: (Ar.) Er. 1. Kadın. 2. Sık. Katı, pek.
ŞAHİNE: (Ar.) Ka. (bkz. Şahin).
SAHİR: (Ar.) Er. Gece uyumayan, uykusuz.
SAHİRE: (Ar.) Ka. 1. Geceleri uyumayan, uykusuz. 2. Büyücü, büyüleyici güzel.
SAHRA: (Ar.) Ka. Kır, ova, çöl.
SAHRE: (Ar.) Er. Kaya. Kütle.
SAHRETULLAH: (Ar.) Er. Beytü'1Makdis'de Beni İsrail peygamberlerinin ibadet ettikleri meşhur kaya. Hz. Peygamber (s.a.s) Miraç gecesinde semaya buradan çıkmıştır.
SAHUR: (Ar.) Er. 1. Gece uyanıklığı, uykusuzluk. 2. Ay ağılı, hale. Dünya'nm Ay'a düşen, Ay tutulmasını meydana getiren gölgesi. t .
SAİB: (Ar.) Er. Hedefe doğru ulaşan. İsabetli olan, doğru olan, hata etmeyen. Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılır.
SAlD: (Ar.) Er. Mübarek, kutlu, uğurlu. Mübarek, mesut. Sevap kazanmış, Allah katında makbul tutulmuş. Sahabe isimlerinden
SAİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Said).
SAİK: (Ar.) Er. Sevk eden, götüren. Süren sürücü.
SAİKA: (Ar. Ka. (bkz. Saik).
SÂİM: (Ar.) Er. Oruç tutan kimse, oruçlu.
SÂİME: (Ar.) Ka. (bkz. Saim).
SAİR: (Ar.) Er. Seyreden, hareket eden,yürüyen.
SAİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Sair).
SÂKIB: (Ar.) Er. 1. Delen, delik açan. 2. Çok parlak. Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılır.
SAKIBA: (Ar.) Ka. 1. Parlak, ışıklı. 2. Delen, delik açan.
SAKİ: (Ar.) Er. Su veren, su dağıtan. Kadehle içki sunan.
SAKİN: (Ar.) Er. 1. Hareketsiz olan, oynamayan. 2. Uslu kendi halinde yavaş. 3. Bir yerde yerleşen, oturan.
SAKİNE: (Ar.) Ka. 1. Hareketsiz, kımıltısız, durgun. Sessiz. 2. Heyecanı veya kızgınlığı olmayan.
SAKMAN: (Tür.) Er. 1. Uyanık, akıllı kimse. 2. Sessiz sakin kimse.
SALABET: (Ar.) 1. Peklik, katılık, sağlamlık. 2. Manevi kuvvet, dayanma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SALAH: (Ar.) Er. 1. Düzelme, iyileşme, iyilik. 2. Banş. 3. Dine olan bağlılık.
SALAHADDİN: (Ar.) Er. Dinine bağlı kimse. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılmaktadır.
SALAR: (Fars.) Er. Baş, kumandan, başbuğ, önder.
SALÂT: (Ar.) Er. Namaz. SALÇAN: (Tür.) Er. (bkz. Salar).
SALDAM: (Tür.) Er. Ciddilik, ağırbaşlılık.
SALİH: (Ar.) Er. 1. Yarar, yakışır, elverişli, uygun. Salahiyeti bulunan, yetkili. 2. Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi, muttaki.
SÂLİHA: (Ar.) Ka. Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi (kadın). (bkz. Salih).
SALIK: (Tür.) Er. Haber, bilgi. Haberci. SALIKBEY: (Tür.) Er. (bkz. Salık).
SALİM: (Ar.) l. Hasta veya sakat olmayan, sağlam. 2. Ayıpsız, kusursuz, noksansız. 3. Korkusuz, endişesiz, emin. 4. Aruzda cüzlerinden hiçbiri zihafa uğramayan vezin.
SALİME: (Ar.) Ka. (bkz. Salim).
SALİSE: (Ar.) Ka. 1. Üçüncü. 2. Saniyenin altmışta biri. 3. Binbaşılık derecesinde mülki rütbe.
SALKIM: (Tür.) Ka. Üzüm gibi irçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan yemiş. Üzerinde kısa saplı dallar bulunan çiçek. Akasya.
SALMAN: (Tür.) Er. Başıboş, serbest, özgür.
SALTAR: (Tür.) 1. Tek, yalnız. 2. Yalnız başına giden. 3. Temiz, saf. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SALTI: (Tür.) Er. Gezgin, yolculuk eden.
SALTIK: (Tür.) Er. 1. Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak. 2. Salıverilmiş, bırakılmış, azat edilmiş, özgür.
SALTUK: (Tür.) Er. Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir Saltuk (1072).
SALTUKALP: (Tür.) Er. (bkz. Saltık).
SALUR: (Tür.) Er. 1. Kılıç. 2. Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesi.
SALVECÂR: (Ar.) Er. Çevgan, cirit oynanılan eğri sopa.
SAMAHAT: (Ar.) Ka. Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik, (bkz. Semahat).
SAMAN: (Fars.) Er. 1. Zenginlik. Rahat, dinç. 2. Düzen.
SAMED: (Ar.) Er. Ezeli, ebedi ve yüce olan ve hiç kimseye veya şeye ihtiyacı olmayan, mutlak malik olan yüce Allah. Allah'ın isimlerindendir. "abd" takısı almadan kullanılmaz. Abdüssamed.
SAMİ: (Ar.) Er. 1. İşiten, duyan dinleyen. Dinleyici. 2. Yüksek, yüce.
SÂMİA: (Ar.) Ka. İşitme duygusu, hissi.
SAMİH: (Ar.) Er. Cömert, eli açık.
SAMİHA: (Ar.) Er. (bkz. Samih).
SAMIM: (Ar.) Er. Bir şeyin merkezi, içi, asli kısmı.
SAMİME: (Ar.) Ka. (bkz. Samim).
SAMIN: (Ar.) Er. Sekizinci.
SAMİR: (Ar.) Er. (bkz. Samire).
SAMİRE: (Ar.) Ka. Meyveli, meyva veren.
SAMİYE: (Ar.) Ka. Yüksek, yüce.
SANAÇ: (Tür.) Dağarcık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SÂNAHÂT: (Ar.) Çok düşünmeden fikre doğan, akla gelen şeyler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. $
SANAK: (Tür.) Er. 1. Kısa zaman, az süre. 2. Fikirsiz, düşüncesiz. ^
SANAL: (Tür.) Adın duyulsun, ün kazan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SANALP: (Tür.) Er. (bkz. Sanal).
SANAT: (Ar.) Sanat, ustalık, hüner, marifet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SANAY: (Tür.) Ay san. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SANBAY: (Tür.) Er. Ünlü kimse.
SANBERK: (Tür.) Er. Gücüyle tanınmış, ün yapmış.
SANCAKTAR: (Tür.) Er. Sancak taşıyan kimse. Sancak taşıma görevli
SANCAR: (Tür.) Er. 1. Kısa kama. 2. Saplar, batınr, yener. 3. Selçuklu sultanlarından birisinin adı. il"~
SANEM: (Ar.) 1. Put. 2. Çok güzel kadın. İsim olarak kullanılmaz.
SANER: (Tür.) Er. Ünlü, tanınmış kimse.
SANEVBER: (Ar.) Ka. 1. Çam fıstığı. Çam fıstığı kozalağı. 2. Sevgilinin boyuposu.
SÂNEVİ: (Ar.) Er. İkinci.
SANl: (Ar.) Er. 1. İkinci. 2. Yapan, işleyen, meydana getiren. 3. Yaratan. Allah'ın isimlerinden. Saniullah veya Abdüssani şeklinde isim olur.
SANİA: (Ar.) Ka. Düzme, uydurma iş, tuzak, hile.
SANİH: (Ar.) Er. Zihin ve düşüncede oluşup çıkan, fikre doğan.
SANİHA: (Ar.) Ka. (bkz. Sanih).
SANİYE: (Ar.) Ka. 1. Bir dakikanın veya derecenin altmışta biri. 2. İkinci derecede mülki rütbe.
SANNUR: (Tür.) Ka. Nurlu, ışıklı,
güzel.
SANVER: (Tür.) Er. (bkz. Sanal).
SARA: (İbr.) Ka. 1. Prenses. 2. (Fars.) Hz. İbrahim'in hanımı. 3. Halis, katkısız, temiz.
SARAÇ: (Ar.) Er. 1. Koşum, eğer takımlarıyla benzeri şeyler yapan veya satan kimse. Meşin üzerine süsleme yapan kimse. 2. Sirac kelimesinin değişikliğe uğramış şekli. Kandil.
SARAHAT: (Ar.) Açıklık, ibarede açıklık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SARÂMET: (Ar.) Er. Yiğitlik.
SÂRBAN: (Fars.) Er. Deve sürücüsü. Deveci.
SARÇE: (Fars.) Ka. Serçe.
SARDUÇ: (Tür.) Er. Bülbül.
SARGAN: (Tür.) Er. 1. Çorak yerlerde biten bir ot. 2. Bir tür balık.
SARGIN: (Tür.) 1. Candan, içten, yürekten. 2. Çekici cazibeli. 3. Kapalı, puslu hava. 4. İstekli, hevesli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SARGINAL: (Tür.) Er. (bkz. Sargın).
SARGUT: (Tür.) Er. İhsan, bağış, ödül.
SARIALP: (Tür.) Er. Sansın yiğit. Ruhi Sarıalp; Türk atlet ve yönetici.
SARICABAY: (Tür.) Er. (bkz. Sanalp).
SARIÇİÇEK: (Tür.) Ka. 1. Sarı renkli çiçek. 2. Artvin ve çevresinde oynanan bir tür halk oyunu.
SÂRİF: (Ar.) Er. Sarfedcn, harcayan. Değiştiren.
SARİFE: (Ar.) Ka. (bkz. Sarif).
SARİH: (Ar.) Er. 1. Açık, meydanda. Belli, hüveyda. 2. Saf, halis. Saf, halis Arap kanı (at).
SARİH A: (Ar.) Ka. (bkz. Sarih).
SARİM: (Ar.) Er. Keskin, kesici.
SÂRİME: (Ar.) Ka. (bkz. Sarim).
SARKAN: (Jür.) Er. Kovan.
SARMAŞIK: (Tür.) Ka. Koyu yeşil renkli, değişik biçimli yapraklan olan tırmanıcı bir bitki.
SARP: (Tür.) Er. 1. Çetin, sert, şiddetli. 2. Dik, çıkılması ve geçilmesi zor.
SARPER: (Tür.) Er. Sert, güçlü erkek.
SARPHAN: (Tür.) Er. (bkz. Sarper).
SARPKAN: (Tür.) Er. Sert, güçlü soydan gelen.
SARRA: (Ar.) Ka. Sevindirici, sevinçli.
SARTIK: (Tür.) Er. Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür.
SARU: (Tür.) Er. San benizli, san tenli insan.
SARUBATU: (Tür.) Er. Osman Beyin kardeşi.
SARUCA: (Tür.) Er. (bkz. Sanca).

SARUHAN: (Tür.) Er. Harizm'den gelip Anadolu'ya yerleşen Saruhanoğullan beyliğinin kurucusu. i/; >
SARVAN: (Tür.) Er. Deve süren, deveci.
SATI: (Tür.) Ka. 1. Satma, satış. Alışveriş. 2. Düğün armağanı.
SATIBEY: (Tür.) Er. (bkz. Satı).
SATIGÜL: (Tür.) Ka. (bkz. Satı).
SATIKBUĞRA: (Tür.) Er. (bkz. Satılmış, Buğra).
SATILMIŞ: (Tür.) Er. Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk, satı.
SATUK: (Tür.) Er. (bkz. Satılmış).

SATVET: (Ar.) Er. Ezici kuvvet, zorluluk.
SAV: (Tür.) 1. Söz, haber, dedikodu. İleri sürülerek savunulan düşünce. 2. Sağlam. 3. Şöhret, ün. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

SAVAŞ: (Tür.) Er. İki taraf teşkilat, ülke veya ülkeler topluluğu arasında meydana gelen silahlı vuruşma, cenk,
muharebe, harb. Doğuş, kavga. Mücadele uğraş.
SAVAŞER: (Tür.) Er. Savaşan aSker, insan, savaşçı.
SAVAT: (Tür.) Er. Gümüş üstüne yapılan çizgiler, süsler.
SAVER: (Tür.) Er. Sağlam, zinde, güçlü erkek.
SAVGAT: (Tür.) Er. Hediye, armağan, bahşiş, ihsan.
SAVLET: (Ar.) Er. Şiddetli saldın, hücum.
SAVNÎ: (Ar.) Er. Koruma, gözetme ile ilgili.
SAVTEKİN: (Tür.) Er. (bkz. Sav).
SAVTUNA: (Tür.) Er. Sözünde duran kimse.
SAVTUR: (Tür.) Er. Sağlıklı kal, hoşça kal.
SAYAR: (Tür.) Saygılı, hürmet eden. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SAYE: (Fars.) 1. Gölge. 2. Sahip çıkma, koruma, siyanet. Yardım. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SÂYEBÂN: (Fars.) Ka. 1. Sayvan, gölgelik. Büyük çadır. 2. Koruyan.
SÂYEDÂR: (Fars.) Er. 1. Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden. 2. Koruyan, sahip çıkan.
SÂYEZÂR: (Fars.) Ka. Gölgelik.
SAYFİ: (Ar.) Er. Yaza ait, yazla ilgili.
SAYFİYYE: (Ar.) Ka. Yazlık, yazlık ev.
SAYGI: (Tür.) İnsanlara karşı dikkatli, ölçülü, özenli davranmaya neden olan sevgi duygusu değer yargısı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SAYGIN: (Tür.) Saygı gören, sayılan, hatırlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SAYGUR: (Tür.) Er. (bkz. Saygın).
SAYGÜL: (Tür.) Ka. 1. (bkz. Saygın). 2. Nadir, eşsiz gül, sayılı gül.
SAYHAN: (Tür.) Er. Adaleüi yönetici, hükümdarların adili, ölçülüsü.
SAYIL: (Tür.) Saygı gör, sözün dinlensin, değerin artsın. Değerli, saygıdeğer. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SAYILGAN: (Tür.) Er. Kendini saydıran, saygın kimse.
SAYINBERK: (Tür.) Er. Kendisine saygı gösterilen insan.
SAYINER: (Tür.) Er. Değerli, saygı duyulan kimse.
SAYKAL: (Tür.) Er. Düz, düzgün, pürüzsüz. Gösterişli.
SAYKUT: (Tür.) Er. Uğurlu, kuüu, saygıdeğer kimse.
SAYMAN: (Tür.) Er. Hesap işleriyle uğraşan kimse.
SAYRAÇ: (Tür.) Öten, cıvıldayan, şakıyan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SAYRAK: (Tür.) (bkz. Sayraç). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SAYYAD: (Ar.) Er. Avcı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
SAZAK: (Tür.) Er. 1. Kuvvetli ve soğuk esen yel. Soğuk yelle birlikte yoğun hafif kar. 2. Bataklık, sazlık. 3.
Küçük pınar, kaynak.
SAZAN: (Tür.) Er. Göllerde ve sazlık yerlerde yaşayan bir tatlısu balığı.
SÂZKÂR: (Fars.) Er. 1. Uygun, münasip. 2. Türk müziğinde birleşik bir makam. 3. Saz çalan sanatkar.
SEBA: (Ar.) Ka. Yedi. İslam Öncesi Sami ve Arap kavimleri yedi sayısının kutsal bir nitelik taşıdığına inanırlardı, "yedi" sayısı.
SEBAHAT: (Ar.) Ka. (bkz. Sabahat).
SEBAT: (Ar.) Er. (bkz. Sabit).
SEBATI: (Ar.) Er. Sebatlık, sözünde kararında durma. Sebatlı, sözünde duran.
SEBİH: (Ar.) Er. Yüzme, yüzüş.
SEBİL: (Ar.) 1. Yol, büyük cadde. 2. Su dağıtılan yer. Hayır için parasız dağıtılan su. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEBLA: (Ar.) Ka. Uzun, kirpikli göz.
SEBRE: (Ar.) Er. Ölçülü, deneyimli. Sahabeden bu ismi taşıyanlar olmuştur.
SEBUÇE: (Fars.) Ka. Küçük kap. Küçük testi.
SEBÜK: (Tür.) Er. 1. Hafif, yeğni. Çabuk hızlı. Ağırbaşlı olmayan. 2. Sevgili, aziz.
SEBÜKALP: (Tür.) Er. Hızlı, atak, yiğit.
SEBÜKTEKİN: (Tür.) Er. (bkz. Sebük).
SECAHAT: (Ar.) Er. Yumuşak huyluluk.
SECÂVEND: (Fars.) Er. Kur'anı Kerim'i manasına uygun olarak okumak için konulan durak işaretleri.
SECCAC: (Ar.). Çağlayan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SECİYE: (Ar.) Er. Yaratılış, huy, karakter tabiat. İyi huy.
SEÇGÜL: (Tür.) Ka. Seçilmiş gül.
SEÇİL: (Tür.) Ka. Benzerleri arasından seçil, beğenil, üstün ol, sevgi ve saygı gör.
SEÇKİN: (Tür.) Er. Seçilmiş, ayrılmış benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış, mümtaz, güzide.
SEÇKİNER: (Tür.) Er. (bkz. Seçkin).
SEDA: (Ar.) Ka. Ses. Yankı.
SEDACET: (Ar.) Ka. Sadelik.
SEDAD: (Ar.) Er. Doğruluk, hak. Doğru ve haklı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
SEDEF: (Ar.) Ka. 1. Bazı deniz hayvanlarının (midye, istiridye gibi) sert, beyaz ve parlak kabuğu. 2. Bu kabuktan yapılmış veya süslenmiş eşya.
SEDEN: (Tür.) Ka. Uyanık, tetikte, gözü açık olan.
SEDİD: (Ar.) Er. Doğru hak. (bkz. Sedad).
SEFA: (Ar.) Er. 1. Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma. 2. Eğlence, zevk, neşe.
SEFER: (Ar.) Er. 1. Bir yerden bir yere gitme, yolculuk, seyahat. 2. Savaş hazırlığı. Savaşa gitme. Harp, savaş. 3. Gemilerin kalktıkları limana tekrar dönünceye kadar yaptıkları fiil. 4. Istılahta: Şer'i bakımdan üç gün üç gecelik (veya onsekiz saatlik) yola gitmek için kişinin oturduğu yerden ayrılması. 5. Defa, kere. 6. Arabî aylann ikincisi.
SEFFAH: (Ar.) Er. Güzel söz söyleyen, hatip. Cömert, eli açık. ..^3 SEFİNE: (Ar.) Ka. 1. Vapur, gemi. 2. Uzayın güney yanmı.
SEFİR: (Ar.) Er. El içi. Yabancı diplomat
SEGBAN: (Fars.) Er. 1. Seymen, yeniçeri ocağına bağlı asker. 2. Osmanlı saraylarında av köpeklerine bakan bakıcı.
SEHÂ: (Ar.) Er. Sehavet, kerem, cömertlik.
SEHÂB: (Ar.) 1. Bulut. 2. Karanlık. 3. Bulut gibi uçan böcekler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEHÂBE: (Ar.) Ka. Tek bulut.
SEHAVET: (Ar.) Er. Cömertlik, (bkz. Sahavet).
SEHER: (Ar.) Ka. Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan ağartı
51 • >V; j5#.£V,f,»
SEHHAR: (Ar.) Er. Kuvvetle kendine çeken, büyüleyici.
SEHHARE: (Ar.) Ka. Çok güzel, büyüleyici kadın.
SEHL: (Ar.) Er. Kolay, sade. Sahabe isimlerindcndir.
SEHLE: (Ar.) Ka. 1. Yumuşak. 2. Kolay. 3. Taze, körpe. Habeşistan'a hicret eden kadın sahabelerden.
SEHRAN: (Ar.) Er. Geceleri uyanık duran •
SEKİNE: (Ar.) Ka. Sakin olma, sükunet. Huzur, gönül rahatlığı.
SELAHADDİN: (Ar.) Er. Dinine bağlı kimse. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
SELAM: (Ar.) Er. 1. İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket. 2. Emniyet, huzur, selamet, esenlik, sağlık, sağlamlık. l.Selanc. Yüce Allah'ın isimlerinden, Fani olmama, zevalsizlik, her çeşit anza ve hadiseden salim olmak. Her türlü tehlikeden koruyup selamete çıkaran.
SELAME: (Ar.) Ka. (bkz. Selam).
SELAMEDDİN: (Ar.) Er. Dinin kurtuluşu. Türk dil kuralına göre "dA" olarak kullanılır.
SELAMET: (Ar.) Esenlik. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma. Kurtulma, kurtuluş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SELAMİ: (Ar.) Er. İyilik, barış ve rahatlıkla ilgili.
SELAMULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın selamı.
SELATİN: (Ar.) Er. Sultanlar.
SELCAN: (Tür.) Coşkun, taşkın yaratılışlı kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SELÇUK: (Tür.) Er. 1. Güzel konuşma yeteneği olan. 2. XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Doğu'da imparatorluk kuran Türk topluluğunun hükümdarı.
SELDA: (Tür.) Ka. Sel, taşkın su.
SELDAĞ: (Tür.) Ka. Dağlan aşan sel, coşku.
SELDANUR: (Tür.) Ka. Nur seli.
SELEN: (Tür.) Sel gibi coşkun, taşkın kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SELİKA: (Ar.) Güzel konuşma ve yazma kabiliyeti. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SELİL: (Ar.) Er. Yeni doğmuş erkek çocuğu, ilker.
SELİLE: (Ar.) Ka. Yeni doğmuş ilk kız çocuğu.
SELİM: (Ar.) Er. 1. Kusuru, noksanı olmayan, sağlam, doğru. 2. Tehlikesiz, zararsız, kurtulmuş. 3. Temiz, samimi.
SELİME: (Ar.) Ka. (bkz. Selim).
SELİN: (Tür.) Ka. 1. Gür akan su. 2. Orta Asya'da yetişen, bodur, sürekli yeşil kalan bitki.
SELİS: (Ar.) Er. 1. Kolay yumuşak. 2. Bağlı, boyun eğmiş.
SELLEM: (Ar.) "Selamete erdirsin" manasıyla dualarda geçen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SELMA: (Ar.) Ka. 1. Barış içinde bulunma, huzur, erinç. 2. Güzel, hoş (kadın).
SELMAN: (Ar.) Er. Barış içinde bulunma, huzur, erinç.
SELMANİ: (Ar.) Er. Niyaz kabul eden derviş. İran İsfahan'ından olup, Rasulullah'la birlikte İslami mücadelede üzerine düşeni fazlasıyla yapmış büyük mücahid ve sahabi. Selmanı Farisi'ye nispetle bu ad kullanılmıştır.
SELMİ: (Ar.) Er. Barışla ilgili, barışçıl.
SELMİN: (Ar.) Ka. Barış yanlısı, barış ve sevgi duygusuyla dolu.
SELNUR: (Tür.) Ka. Nur seli, ışık seli.
SELSAL: (Ar.) Taüı, lezzeüi, hafif su. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SELSEBİL: (Ar.) 1. Taüı ve hafif su.
2. Cennette bir çeşmenin adı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SELVA: (Ar.) Ka. 1. Bal. 2. Büyük bıldırcın. Tin çölünde bulundukları sürece, israiloğullanna Allah tarafından kudret helvasıyla birlikte, karınlarını doyurmak için gönderilen kuş.
3. (İsp.) Ekvator da sık balta girmemiş orman
SELVET: (Ar.) Ka. Gönül rahatı.
SEM'AN: (Ar.) Er. İşiterek. Dinleyerek.
SEMA: (Ar.) Ka. 1. İşitme, duyma. Musiki dinleme. 2. Gökyüzü. 3. Felek. 4. Mevlevilikte musiki eşliğinde icra edilen dönme hareketi.
SEMAHAT: (Ar.) Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEMAÎ: (Ar.) Er. 1. Semaya, göğe havaya ait. 2. Gökten düşmüş. Allah tarafından olan, ilahi. 3. İşitme esasına dayalı olarak öğrenilen, (bkz. Semavi).
SEMÂN: (Fars.) Er. 1. Gökyüzü. 2. Güneş ayının 27. günü. 3. Bıldırcın.
SEMÂNE: (Fars.) Ka. (bkz. Seman).
SEMANİYE: (Ar.) Ka. Sekiz. (bkz. eman). vs,
SEMÂ VAT: (Ar.) Ka. Gökler.
SEMAVİ: (Ar.) Er. Semaya mensup, sema ile ilgili.
SEMÂZEN: (a.f.i.) Er. Sema yapan, törenle dönen mevlevi. uSEMEN: (Fars.) Ka. Yasemin.
SEMENBER: (Fars.) Ka. Göğsü yasemin gibi beyaz olan.
SEMENBU: (Fars.) Ka. Yasemin kokulu. v;,r
SEMENTEN: (Fars.) Ka. Yasemin renkli.
SEMERATf (Ar.) Ka. 1. Yemişler, meyveler. Faydalar, verimler. 2. Neticeler. 3. Devlete ait mülklerden alınan vergiler.
SEMERE: (Ar.) Er. (bkz. Semerat).
SEMl: (Ar.) Er. İşiten, işitme kuvveti olan. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdüssemi). » f««
SEMİH: (Ar.) Er. Eli açık, cömert. SEMİHA: (Ar.) Ka. (bkz. Semih).
SEMİN: (Ar.) Er. Pahalı, kıymetli. Çok değerli.
SEMİNE: (Ar.) Ka. (bkz. Semin).
SEMİR: (Ar.) Er. 1. Arkadaş. 2. Nitelikli. 3. Yamaç, dağ silsilesi.
SEMİRAMİS: (İbr.) Ka. Doğu mitolojisinde adı geçen, dünyanın 7 harikasından biri olan Babil'in asma bahçelerini kurduran Asur kraliçesi. SEMİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Scmir).
SEMİULLAH: (Ar.) Er. (bkz. Abdüssemi).
SEMRA: (Ar.) Ka. Esmer.
SEMURE: (Ar.) Ka. Çoğalan, zengin olan, meyve veren verimli. Ashabın kullandığı isimlerden.
SENA: (Ar.) 1. Övgü ile ilgili. 2. Şimşek parıltısı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. > !j
SENABİL: (Ar.) Ka. Başaklar.
SENAHAN: (a.f.i.) Öven, metheden. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. SENAN: (Ar.) Ka. Işıklı, parlak.
SENÂVER: (a.f.i.) Ka. Öven, metheden.
SENA Y: (Tür.) Ka. Sen aysın, ay gibi güzelsin.
SENEM: (Ar.) Put. isim olarak kullanılmaz, (bkz. Sanem).
SENEVÂT: (Ar.) Ka. Seneler, yıllar, sinin.
SENEVİ: (Ar.) Er. Seneye mensup, sene ile ilgili, bir yıllık.
SENGÜL: (Tür.) Ka. Sen gülsün, gül gibi güzelsin.
SENİH: (Ar.) Er. 1. Süs, bezek. 2. İnci.
SENİHA: (Ar.) Ka. İnciler, süs, bezek, ttisr.
SENİYE: (Ar.) Ka. Yüksek, yüce, ali, bülend.

SEPİD: (Fars.) Er. Beyaz, ak, beyza.
SEPİDE: (Fars.) Ka. Tan vakti.
SERA: (Fars.) Ka. Saray. Büyük konak. Köşk.
SERAB: (Fars.) Ka. Çöllük arazide, ışık kırılması sonucu görülen aldatıcı gerçek olmayan hayal, ılgım, salgım. Türk dili açısından "b/p" olarak kullanılır.
SERÂÇE: (Fars.) Ka. Saraycık, küçük saray, konak.
SERALP: (Tür.) Er. Baş yiğit. *'» SERAN: (Ar.) Ka. Işıklı, parlak.
SERASER: (Fars.) Er. 1. Baştan başa, büsbütün. 2. Altın veya gümüş telle dokunmuş kıymetli bir çeşit kumaş.
SERAY: (Fars.) Ka. 1. Ay gibi güzellerin başı. 2. Büyük konak. Saray.
SERAYA: (Ar.) Er. Düşman üzerine gönderilen küçük süvari müfrezeleri.
SERAZAT: (Fars.) Er. Serbest, özgür. Rahat, dertsiz.
SERBÜLEND: (Fars.) Er. Başta gelen, yüce üstün. Türk müziğinde eski bir makam, zamanımızda örneği yoktur.
ŞERÇAN: (Tür.) Er. Sevgili, sevilen, başcan.
SERDAR: (Fars.) Er. Başkumandan, başbuğ. Sefer zamanında padişah yerine ordunun başında sefere giden veziri azamlara verilen unvan, serdarı ekrem.
SERDENGEÇTİ: (Tür.) Er. Fedai, akıncı, yiğit.
SERDİL: (Fars.) Ka. Baş, gönül.
SERDİNÇ: (f.ti.) Er. Başı dinç, sakin, rahat, huzurlu.
SEREN: (Tür.) Er. 1. Uzun, kalın ve silindir şekilli çam kerestesi. Yelkenlilerde ana direğe dik şekilde tutturulan ve yelken germeye yarayan ağaç. Seren yapılan köknar kerestesi. 2. Orun, makam.
SERENGÜL: (Tür.) Ka. (bkz. Serendil). Baş gül. Güllerin birincisi.
SERGEN: (Tür.) Er. 1. Laf. 2. Vitrin. 3. Tepelerdeki düzlük yer. 4. Yorgun, perişan.
SERHAD: (f.a.i.) Er. Hudut, sınır, sınırbaşı; iki devlet arasındaki sınır boyu. Türk dil kuralına göre "d/t" getirilerek de kullanılır.
SERHAN: (Ar.) Er. 1. Kurt, canavar. 2. Baş okuyucu, şarkıcı başı.
SERHENK: (Fars.) Er. 1. Çavuş. 2. Türk müziğinde çok eski birleşik makam.
SERHUN: (Fars.) Er. Asil kan, soylu kan.
SERİ: (Ar.) Er. Çabuk, hızlı.
SERİM: (Tür.). 1. Serme işi. 2. Sabırlı. 3. Genellikle öykülerde başlangıç bölümüne verilen ad. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SERİMER: (Tür.) Er. Sabırlı kimse.
ŞERİR: (Ar.) Er. Taht. Yatacak yer.
SERİYE: (Ar.) Ka. Hz. Peygamber (s.a.s)'in bulunmadığı küçük askeri birliklere verilen ad.
SERKAN: (f.t.i.) Er. Soylu kan, başkan.
SERKIZ: (f.t.i.) Ka. Baş kız, kızların, güzellerin başı.
SERKUT: (Fars.) Er. Muüu, talihli, kutlu insaa
SERMA: (Fars.) Ka. Soğuk kış.
SERMED: (Ar.) Er. Ebedilik, ebediyet, sonsuzluk. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
SERMELEK: (Fars.) Ka. Meleklerin başı, melek kadar güzel ve iyi.
SERMİN: (Tür.) Ka. Nermin, Şermin gibi adlara benzetilerek yapılmıştır.
SERNAZ: (Fars.) Ka. Çok nazlı.
SERNEVAZ: (Fars.) Ka. Baş okşayan, sevecen.
SERNUR: (Fars.) Ka. Baş ışık. İlk ışık.
SEROL: (f.t.i.) Er. Önder ol, baş ol.
SERPİL: (Tür.) Ka. İyi geliş, büyü, güzelleş.
SERPİN: (Tür.) Ka. Yağmur.
SERRA: (Ar.) Ka. Genişlik, kolaylık.
SERRAÇ: (Fars.) Ka. 1. Çok sevilen, sayılan kimse, baştacı. 2. (Ar.) Saraç.
SERTAÇ: (Fars.) Er. Baştacı, çok sevilen, sayılan. . •{£
SERTAP: (Tür.) Er. İnatçı, direngen.
SERTEL: (Tür.) Er. Sert, katı, acımasız el. ; 4V.
SERTER: (Tür.) Er. Katı, sırt, acımasız. ,ift
SERTUĞ: (Tür.) Er. Baş tuğ. ' fc SERVA: (Fars.) Ka. Söz, masal. '
SERVER: (Fars.) Er. Baş, başkan, reis, ulu.
SERVET: (Ar.) Zenginlik, varlık. Zenginliği meydana getiren mal, mülk, para. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SERVİ: (Fars.) Koyu yeşil yapraklı, ince uzun bir ağaç türü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SERVİN AZ: (Fars.) Ka. 1. Dalları yana sarkan servi. 2. Uzun boylu sev
güi
SETTAR: (Ar.) Er. Örten. Günahları örten, Allah. Allah'ın isimlerinden "abd" takısı alarak kullanılır. Abdüssettar.
SEVA: (Ar.) Er. Denklik, beraberlik, beraber olma.
SEVAD: (Ar.) Er. Esmerlik, kara renkli adam. Sahabe isimlerindendir.
SEVAL: (Tür.) Ka. Severek al, hep sev.
SEV AN: (Tür.) Severek al, hatırla. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEV AY: (Tür.) Ka. Sevimli ay.
SEVBAN: (Ar.) Ka. Giyinen, kuşanan. Hz. Peygamber'in azatlısının adı.
SEVCAN: (Tür.) Sevgili insan, sevimli Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEVDA: (Ar.) Ka. 1. Bit şeye karşı hissedilen şiddetli arzu. 2. Şiddetli sevgi, aşk. 3. Aşın istek, heves. 4. Kara sevda, mali hülya, melankoli. 5. Hüzün. Iptila.
SEVDEKAR: (a.f.i.) Ka. Sevdalı.
ŞEVDE: (Ar.) Ka. Siyah, esmer, esmer güzeli. Mü'minlerin annelerinden birisi Hz. Şevde.
SEVEN: (Tür.) Sevgi duyan, sevgi dolu kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEVENAY: (Tür.) Ka. (bkz. Sevay).
SEVENCAN: (Tür.) Ka. (bkz. Sevcan).
SEVENER: (Tür.) Er. Sevgi duyan, sevgi dolu kimse.
SEVENGÜL: (Tür.) Ka. Sevimligül, sevgiyi hatırlatan gül.
SEVENGÜN: (Tür.) Ka. (bkz. Sevgim).
SEVGEN: (Tür.) Er. Sevmiş, seven.
SEVGİ: (Tür.) Ka. Sevme hissi, aşk muhabbet.
SEVGİNAZ: (Tür.) Ka. Çok nazlı, sevgili.
SEVGÜR: (Tür.) Çok seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEVİK: (Tür.) Er. 1. Dost, arkadaş. 2. Unutkan, saf kimse. 3. Sevgili, sevilen.
SEVİL: (Tür.) Ka. Her zaman sevilen, beğenilen biri olma temennisi.
SEVİLAY: (Tür.) Ka. Ay gibi her zaman sevil.
SEVİM: (Tür.) Ka. 1. Sevme, muhabbet. 2. Başkalarının sevmesine sebeb olan vasıf, cazibe.
SEVİNÇ: (Tür.) Ka. Bir halden hoşnut olmanın doğurduğu heyecan.
SEVKAN: (Tür.) Sevgili, asil kan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEVNAZ: (Tür.) Ka. Çok nazlı sevgili.
SEVNUR: (Tür.) Ka. Sevgi nuru, ışığı, aygmlığı.
SEVTAP: (Tür.) Ka. Tapılacak kadar sevgi duyulan.
SEVÜKTEKİN: (Tür.) Er. Çok sevilen, tek tutulan.
SEYEHÂT: (Ar.) Er. 1. Seyahat, gezi. 2. Gölgenin güneşle beraber dönmesi.
SEYFEDDİN: (Ar.) Er. Dini koruyan, dinin kılıcı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
SEYFİ: (Ar.) Er. 1. Kılıçla ilgili kılıç şeklinde. 2. Askerlikle ilgili. Askeri.
SEYFİ YE: (Ar.) Ka. (bkz. Seyfı).
SEYFULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın kılıcı. Ali (r.a.)'nin ve Hz. Hâlid b. Velid'in lakabı.
SEYHAN: (Ar.) 1. Ürdün'ün ötesinde Hz. Musa'nın mezarının bulunduğu şehir. 2. Adana ovasını yararak İskenderun körfezine dökülen nehir. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEYHUN: (Tür.) Er. (bkz. Seyhan).
SEYİDHAN: (Ar.) Er. Hanların başı, önderi.
SEYLÂB: (Fars.) Er. Sel, sel suyu. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
SEYLAN: (Ar.) Akma, akış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEYRAN: (Ar.) Gezme, bakıp seyretme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEYYÂL: (Ar.) Ka. Akan, akıcı, akışkan.
SEYYARE: (Ar.) Ka. Güneşin çevresinde belli bir eğri çizerek dolaşan yıldız, gezegen.
SEYYİD: (Ar.) Er. 1. Bir topluluğun ileri gelen kişisi, lider. 2. Hz. Peygamber'in soyundan olan kimse. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak
kullanılır.
SEYYİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Seyyid). Muhterem (kadın).

SEZA: (Fars.) Er. Münasip, uygun, yaraşır.
SEZAİ: (Fars.) Er. Uygun yaraşan, münasip.
SEZAL: (Tür.) Er. Sezgili.
SEZAN: (Tür.) Ka. Sezgili.
SEZAVAN: (Fars.) Er. Münasip uygun, yaraşır.
SEZAY: (Tür.) Ka. (bkz. Sezan).
SEZCAN: (Tür.) (bkz. Sezai). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEZEK: (Tür.) Çabuk sezen, duyarlı, hassas. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEZEN: (Tür.) Duyan, hisseden, anlayan, sezgili. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEZER: (Tür.) Duyar, hisseder, anlar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEZGEN: (Tür.) Sezen, hisseden, duyan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEZGİ: (Tür.) 1. Sezme kabiliyeti, seziş. 2. Deneme ve akıl yürütme sonucu olmayıp doğrudan bilme, anlama ve kavrama, tahaddüs. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEZGİN: (Tür.) Sezme yeteneği olan, duygulu anlayışlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEZGİNAY: (Tür.) (bkz. Sezgin). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SEZİN: (Tür.) Ka. (bkz. Sezgin).
SEZMEN: (Tür.) Er. Sezen, anlayan kimse.
SIBGATULLAH: (Ar.) Er. Yaratıcı gücü, kuvveti olan Allah'ın kulu.
SIDAL: (Tür.) Er. 1. Güç, kuvvet, dayanıklılık. 2. Olgunlaşmaya, erginleşmeye başlayan. 3. Öfkeli, sinirli.
SIDAM: (Tür.) Er. Sade, yalın, düz, süssüz.
SIDAR: (Tür.) Er. Dayanıklı.
SIDDIK: (Ar.) Er. 1. Çok doğru olan, hiç yalan söylemeyen. Hakikati kabul eden ve onaylayan kişi. 2. Kur'an'da peygamberleri vasfetmek, iman edenlerin sıfatı ve şehitlikten önde gelen makam kastedilerek zikredilmiştir. Ebû Bekir Sıddık: Hz. Ebû Bekir'in lakabı.
SIDIKA: (Ar.) Ka. Çok doğru, yalan söylemeyen. Hz. Âişe ve Hz. Meryem'in lakabı.
SIDK: (Ar.) Er. 1. Doğruluk, gerçeklik. 2. Temiz kalplilik, halisiyet. 3. Sadakat.
SIDKI: (Ar.) Er. İç, yürek temizliğiyle, doğrulukla ilgili. Türk dil kuralı açısından "dA" olarak kullanılır.
SIDKlYE: (Ar.) Ka. İç yürek temizliğiyle doğrulukla ilgili, (bkz. Sıdıka).
SILA: (Ar.). Doğup büyüdüğü yere gidip ayrı kaldığı yakınlarına kavuşma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SINGIN: (Tür.) Er. 1. Kınk, dökük. 2. Dağınık. 3. Sıkıntılı, kederli. 4. Çekingen, gözü korkmuş.
SIRALP: (Tür.) Er. Sır saklayan yiğit.
SIRAT: (Ar.) Er. Yol, tarik. SIRATULLAH: (Ar.) Er. Dosdoğru yol. Allah'ın yolu.
SIRMA: (Tür.) Ka. 1. Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel. 2. Rütbe gösteren san şerit. Sırmadan yapılmış.
SIRRI: (Ar.) Er. 1. Sırla ilgili, sırra ait. 2. Mistik.
SIRRİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Sim).
SIYÂNET: (Ar.) Ka. Koruma, korunma.
SİYAMI: (Ar.) Er. Oruç tutan, oruçlu, kötülükten kaçınan.
SİBEL: (Tür.) Ka. 1. Buğday başağı. 2. Henüz yere düşmemiş yağmur damlası. 3. Eski Türklerdeki bir tanrıça.
SİDRE: (Ar.) Ka. Arabistan kirazı.
SİKA: (Ar.) Er. Güven, emniyet. İnanılır, güvenilir kimse.
SİKAYE: (Ar.) Ka. Su içecek kab. İçilecek suyun toplanması için yapılan yer.
ŞİKAYET: (Ar.) Ka. 1. Birine içecek su verme vazifesi. 2. Kâ'be sakalığı, Mekke'de hacılara zemzem dağıtma işi.
SİMA: (Fars.) Ka. 1. Yüz, çehre, beniz. 2. Kimse, insan, tip.
SİMAVİ: (Fars.) Er. Yüz, çehre, benizle ilgili.
SİMAY: (Tür.) Ka. Gümüşten ay, gümüş gibi parlak ay.
SİMBER: (Fars.) Ka. Göğsü gümüş gibi olan.
SİMGE: (Tür.) Ka. işaret, sembol.
SİMİN: (Fars.) Ka. Gümüşten, gümüş gibi, gümüşe benzeyen parlak ışıltı.
SİMRUY: (Fars.) Ka. Gümüş yüzlü, gümüş gibi parlak, ışıltılı yüzü olan.
SİMTEN: (Fars.) Ka. Teni gümüş gibi güzel, parlak olan.
SİMURG: (Fars.) Er. Anka kuşu, masal kuşu.
SİNA: (Ar.) Er. 1. Arap yarımadasının Mısır ile birleştiği yerde bir üçgen oluşturan yanmada. 2. Bu yarımadada bulunan dağ. 3. Hz. Musa'ya Allah'tan levhaların (sözlerin) geldiği dağ.
SİNAN: (Ar.) Er. Mızrak, süngü vb. silahların sivri ucu.
SİNCAN: (Tür.) Ka. Gülgillerden, Doğu Anadolu bölgesinde yetişen, kırmızı ya da kan kırmızısı renkte çiçekleri olan çok yıllık ıtırlı bir bitki.
SİNE: (Fars.) Ka. 1. Göğüs. 2. Gönül, yürek. İç derinlik.
SİNEM: (f.t.i.) Ka. Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim.
SİPAHİ: (Fars.) Er. Osmanlı İmparatorluğu'nda tımar sahibi bir sınıf atlı asker.
SİPAR: (Fars.) Ka. 1. Feda eden, veren. 2. Suya kanmış. 3. Taze, körpe.
SİPÂS: (Fars.). Şükretme, dua etme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SİRAC: (Fars.) Er. 1. Işık meşale, kandil, çerağ. 2. Nur saçan anlamında Rasulullah için kullanılmıştır.
SİRACEDDİN: (Ar.) Er. Dinin kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık, ışıklandıran, aydınlatan. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
ŞİRAN: (Ar.) Er. Kaleler, hisarlar.
SİREN: (Tür.) Ka. Mitolojide geçen, denizde kayalar üzerinde gemicilere şarkılar söyleyen, belden aşağısı balık biçiminde kadın, deniz kızı.
SİRET: (Ar.) Er. Bir kimsenin manevi durumu, hal ve hareketleri, tabiatı ahlak ve karakteri. Hal ve gidiş. Hal tercümesi. Hz. Muhammcd'in hal tercümesi.
SİRFİRAZ: (Fars.) Ka. Başını yukarı kaldıran yükselten, benzerlerinden üstün olan. Aslı Serfiraz'dır.
SİTÂRE: (Fars.) Ka. Yıldız.
SİTAREGÂN: (Fars.) Ka. Yıldızlar.
SİVA: (Ar.) Ka. Başka, gayn özge.
SİYADET: (Ar.) Ka. 1. Efendilik, beylik, seyyidlik, sahiplik. 2. Hz. Hasan vasıtasıyla Hz. Peygamber soyundan olma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SİYASET: (Ar.) 1. Seyislik, at idare etme, at işleriyle uğraşma. 2. Memleket idaresi. 3. Ceza, idam iezası. 4. Politika. Diplomatlık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SOHBET: (Ar.) Ka. Görüşüp, konuşma, arkadaşlık.
SOLAY: (Tür.) Ay ışığının azalması, solması. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SOLMAZ: (Tür.) Ka. Her zaman taze, körpe ve genç.
SOMAY: (Tür.) Ay gibi kusursuz, ksiksiz güzel. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SOMEL: (Tür.) Er. Doğru, katışıksız, güçlü el.
SOMER: (Tür.) Er. Doğru, katışıksız güçlü kimse.
SONALP: (Tür.) Er. Sonuncu, son doğan yiğit, erkek çocuk.
SONAT: (Tür.) Er. Bir ya da iki çalgı için yazılmış, üç ya da dört bölümden oluşan müzik yapıtı.
SONAY: (Tür.) Ay'ın son günleri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SONER: (Tür.) Er. (bkz. Sonalp).
SONGUR: (Tür.) Er. 1. Şahin. 2. Ağır, hantal.
SONGURHAN: (Tür.) Er. (bkz. Songur).
SONGÜL: (Tür.) Ka. Sonbahar'ın sonlan, kış başlangıcında uçan gül.
SONGÜN: (Tür.) Er. Sonuncu, son olan. Eğilim, yetenek.
SONNUR: (Tür.) (bkz. Sonay).
SONTAÇ: (Tür.) Ka. Eşsiz taç.
SONVER: (Tür.) Ka. Son olması istenen çocuklara verilen isimlerden.
SORGUN: (Tür.) Er. 1. Bir tür söğüt ağacı. 2. Sıtkı, sert. 3. Çok uzun ve güzel saç.
SOYHAN: (Tür.) Ka. Han soyundan gelen.
SOYKAN: (Tür.) Ka. Asil, soylu.
SOYSAL: (Tür.) Er. Uygar, medeni.
SOYSALDI: (Tür.) Er. Soyu genişledi, tanındı.
SOYSALTÜRK: (Tür.) Er. Uygar ürk.
SOYSAN: (Tür.) Er. Tanınmış soy.
SOYSELÇUK: (Tür.) Er. Selçuklu soyundan.
SOYTEKİN: (Tür.) Er. Cesur, yiğit (bkz. Tekin).
SOYUER: (Tür.) Er. Yiğit soydan gelen.
SOYURGAL: (Tür.) Er. İhsan, bağış, hediye, armağan.
SÖKMEN: (Tür.) Er. Yiğitlere verilen san. Selçuklulara bağlı Hasankeyf Artuklu Beyliğinin kurucusunun adı.
SÖKMENER: (Tür.) Er. Yiğit kimse.
SÖKMENSU: (Tür.) Er. Yiğit asker, yiğit subay.
SÖNMEZ: (Tür.) Parlaklığını, ışığını hiç yitirmeyen, her zaman canlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SÖNMEZALP: (Tür.) Er. (bkz. Sönmez alp).
SÖNMEZAY: (Tür.) Ka. Işığı hiç sönmeyen ay.
SÖZEN: (Tür.) Er. Söylev veren, güzel konuşan hatib.
SÖZER: (Tür.) Er. Sözünde duran.
SÖZMEN: (Tür.) Güzel, etkili konuşan kimse.
SUAD: (Ar.) Ka. Mutlulukla, saadetle ilgili, mutlu. Sa'd isminin müennesidir.
SUAVİ: (Ar.) Er. Herkesin işine koşan, yardım eden.
SUAY: (Tür.) Suya düşen ay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SUBAHİ: (Ar.) Er. (bkz. Subhi).
SUBHİ: (Ar.) Er. Sabah vakti, şafak ile ilgili. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
SUBHİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Subhi).
SUBUTAY: (Tür.) Er. Cengiz Han'ın ünlü Moğol generalinin adı.
SUCA: (Tür.) Er. Uzun düzgün boy.
SUDAN: (Tür.) Ka. Su gibi güzel, parlak.
SUDEKA: (Ar.) Er. Doğru, hakiki dostlar.
SUDİ: (Ar.) Er. Yararlı, faydalı, kazançlı.
SUDİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Sudi).
SUDUR: (Ar.) Er. 1. Göğüsler. 2. Sadrazamlar. 3. Kazasker. 4. Sadır olma, meydana gelme.
SUFİ: (Ar.) Er. Tasavvuf erbabı, mutasavvıf.
SUĞRÂ: (Ar.) Ka. Daha, pek, en küçük.
SUHAN: (Tür.) Er. Suyun hakimi, su kaynaklarının yönetimini elinde bulunduran.
SUHANSERÂ: (Fars.) Ka. Ahenkli söz söyleyen.
SUHEYB: (Ar.) Er. Arkadaş, dost. Rasulullah'ın azatlısının adı.
SUKA: (Ar.) Er. Çarşı adamı, esnaf.
SÜKUTİ: (Ar.) Er. Susmayı seven, az konuşan.
SULBİ: (Ar.) Er. Birinin sulbünden gelme, kendi evladı, oğlu.
SULBİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Sulbi).
SULEHÂ: (Ar.) Ka. Salih, iyi, yarar, selahiyct, günah işlemeyen.
SULHİ: (Ar.) Er. Barışa özgü, barışla ilgili, barışçı.
SULHİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Sulhi).
SULTAN: (Ar.) Ka. Padişah, hükümdar.
SUNA: (Tür.) Ka. Erkek ördek. Görünüşündeki zerafet sebebiyle bayan ismi olarak kullanılmıştır.
SUNAR: (Tür.) Ka. Saygılı bir biçimde verir, takdim eder.
SUNAY: (Tür.) Ay'ı sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birleşik isim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SUNER: (Tür.) Er. Sunucu, sunan.
SUNGU: (Tür.) Armağan, bağış, ihsan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SUNGUN: (Tür.) Er. 1. Yetenek. 2. Bağış, ihsan.
SUNGUR: (Tür.) Er. 1. Sakin, soğukkanlı (kimse). 2. Akdoğan.
SUNGURALP: (Tür.) Er. Soğukkanlı ve doğankuşu gibi güçlü, yiğit.
SUNGURBAY: (Tür.) Er. (bkz. Sunguralp).
SUNGURTEKİN: (Tür.) Er. (bkz. Sunguralp).
SUNUHİ: (Ar.) Er. Hatırlayan, gönül alan, kolay anlayan.
SUNULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın yarattığı.
SUUD: (Ar.) Er. 1. Kutsal sayılan yıldızlar. 2. Yukarı çıkma, yükselme. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
SUUDİ: (Ar.) Er. (bkz. Suud).
SUYURGAL: (Tür.) Er. İhsan, bağış, hükümdarca bağışlanan dirlik.
SUYURGAMIŞ: (Tür.) Er. Lütufta, ihsanda bulunan, bağış yapan kimse. Acıyan, merhamet eden.
SUYURGAN: (Tür.) Er. (bkz. Suyurgamış).
SUZAN: (Fars.) Ka. Yakan, yakıcı. Yanan, yanıcı.
SÜZEN: (Fars.) Er. Topluca yapılan v.
SUZl: (Fars.) Er. 1. Yanma, tutuşma ile ilgili. 2. (Mecazen): Ateşli kimse.
SUZİDİL: (Fars.) Ka. 1. Türk musikisinin şed makamlanndan biri. 2. Gönül ateşi, gönül sıcaklığı.
SUZNÂK: (Fars.) Ka. 1. Yakan, yakıcı. Dokunaklı. 2. Türk müziğinde basit bir makam.
SÛZÜLAY: (Tür.) Ka. Gökte süzülen ay.
SUALP: (Tür.) Er. Güçlü, yiğit asker.
SÜEDA: (Ar.) Ka. Kuüu, uğurlu insanlar.
SÜEL: (Tür.) Er. Asker eli.
SÜER: (Tür.) Er. Yiğit asker.
SÜERDEM: (Tür.) Er. Erdemli asker.
SUERGİN: (Tür.) Er. Olgun asker.
SÜERKAN: (Tür.) Er. Soylu kandan gelen asker.
SÜERSAN: (Tür.) Er. Yiğitliğiyle ünlü asker.
SÜFYAN: (Ar.) Er. Ashabı kiramın meşhurlarından bazılarının ismi. Süfyanı Sevri: Kelamcı, muhaddis, alim.
SÜHA: (Ar.) Er. Büyükayı takım yıldızının en küçük yıldızı.
SÜHAN: (Fars.) Er. Söz, lakırdı. Şiir.
SÜHANDAN: (Fars.) Ka. Söz sahibi, güzel söz söyleyen.
SÜHEYL: (Ar.) Er. Sema'nın güney
yarımküresinde bulunan sefineyi Nuh
burcundaki parlak ve büyük yıldızın adı.
SÜHEYLA: (Ar.) Ka. Yumuşak, iyi huylu kadın.
SUHULET: (Ar.) Er. 1. Kolaylık. Yumuşaklık. Mülayemet. 2. Uygunluk. Elverişlilik.
SÜHUNET: (Ar.) Sıcaklık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SÜKAR: (Tür.) Er. Asker soyundan gelen, yiğit yürekli asker.
SÜKEYNE: (Ar.) Sessiz, sakin, ağırbaşlı, onurlu. Hz. Hüseyin (r.a.)'in kızının adıdır.
SÜLASİ: (Ar.) Er. Üçlü, üç şeyden meydana gelen.
SÜLEYMAN: (Ar.) Er. 1. İbranice "huzur, sükun". 2. Kur'anı Kerim'de ismi geçen peygamberden biri. Ulu'lAzm peygamberlerdendir.
SÜLÜNAY: (Tür.) Ka. Ay gibi güzel, uzun boylu, endamlı.
SÜLÜNBİKE: (Tür.) Ka. Sülün gibi boylu endamlı kadın.
SÜLVAN: (Ar.) Er. Yüreğe ferahlık veren ruh, iç açıcı ilaç.
SÜLVANE: (Ar.) Ka. (bkz. Sülvan).
SÜMBÜL: (Fars.) Ka. 1. Zambakgillerden, salkım çiçekli, keskin kokulu, soğanlı otsu bitki. 2. Güzellerin saçı.
SÜMBÜLVEŞ: (Fars.) Ka. Sümbüle benzeyen, sümbül gibi güzel.
SÜMER: (Tür.) Eski tarihlerde aşağı Mezopotamya'da yaşamış olan bir kavim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SÜMEYRE: (Ar.) Ka. 1. Meyve çağlası. 2. Kıvrılmış yaprak.
SÜMEYYE: (Ar.) Ka. İslam'ın ilk şehidi. Ammar b. Yasir'in annesi ve ilk müslüman olan hanım sahabelerden.
SÜMRE: (Ar.) Er. Esmerlik, kara yağızlık.
SÜMRET: (Ar.) Ka. (bkz. Sümre).
SÜNDÜS: (Ar.) Ka. Eskiden altın veya gümüş tellerle nakışlı olarak dokunan bir çeşit ipekli kumaş. Kur'an'da cennet elbisesi anlamında Kehf: 31, Duhan: 53, İnsan suresi 21. ayetlerde mezkurdur.
SÜNNET: (Ar.) Er. 1. İyi ahlak, iyi tabiat. 2. Hz. Muhammed'in sözleri, işleri ve tasvipleri.
SÜNNETULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın koyduğu nizam.
SÜPHAN: (Tür.) Er. Doğu Anadolu'da Van gölünün kuzey kıyısındaki sönmüş volkan.
SÜREHA: (Ar.) Er. Saf ırklar.
SÜREYYA: (Ar.) Ülker yıldızı, pervin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SÜRRE: (Ar.) Er. 1. Para kesesi. 2. Hediye. 3. Osmanlı devletinde halifelik makamınca Mekke ve Medine fakirleri ile alimlerine gönderilen para.
SURSOY: (Tür.) Er. Soyun sürsün, soyun genişlesin. ;,
SÜRÜR: (Ar.) Er. Sevinç.
SÜRURİ: (Ar.) Er. Sevinçle, neşeyle ilgili. VIII. yy.'ın ünlü Osmanlı şairi.
SÜSEN: (Tür.) Ka. Çiçekleri iri, güzel görünüşlü ve kokulu bir süs bitkisi. Zambak.
SÜVARİ: (Fars.) Er. 1. Aüı. Atlı asker. 2. Gemi kaptanı.
SÜVEYDA: (Ar.) Ka. 1. Kalbin ortasında var kabul edilen siyah nokta. 2. Tohumun ortasında bulunan tanecik. 3. Kalpteki gizli günah. İsim olarak kullanılması uygun değildir.